Abone Ol

Afganistan Sözcüsü: Çin ve Rusya iki önemli ortağımızdır

Afganistan'daki İslam Emirliği hükümetinin dış politikaya ve küresel güçlere bakışıyla ilgili stratejileri giderek netleşiyor.

Afganistan Sözcüsü: Çin ve Rusya iki önemli ortağımızdır

Ortadoğu Afganistan Sözcüsü: Çin ve Rusya iki önemli ortağımızdır

Afganistan Sözcüsü: Çin ve Rusya iki önemli ortağımızdır Afganistan'daki İslam Emirliği hükümetinin dış politikaya ve küresel güçlere bakışıyla ilgili stratejileri giderek netleşiyor.

ABD öncülüğündeki işgal güçlerinin Afganistan'dan çekilmesinin 5. yılı geride kalırken, İslam Emirliği Baş Sözcüsü Zabihullah Mücahid ve Bilgi ve Kültür Bakan Yardımcısı Muhacir Farahi, uluslararası bir medya kuruluşuna verdikleri özel röportajda önemli açıklamalarda bulundu.

Özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın Amerikan işgalinin simge merkezlerinden biri olan "Bagram Hava Üssü'nü geri almak istediğine" yönelik son dönemdeki söylemleri sorulduğunda Bakan Yardımcısı Farahi, Afganistan topraklarının devredilmez bütünlüğüne vurgu yaptı.

“Topraklar Afganistan’a aittir”

Bagram Hava Üssü'nün Kabil yönetimi için diğer vatan topraklarından hiçbir farkı olmadığını belirten Farahi, “Bagram'ın bir fabrika alanına, bir sanayi bölgesine dönüştürülmesi yönünde hükümetimiz içinde yürütülen görüşmeler var." dedi.

Dış güçlerle hiçbir şekilde toprak pazarlığı yapılmayacağının altını kalın çizgilerle çizen Farahi, Trump'ın söz konusu açıklamalarını Amerikan sisteminin yaşadığı küresel açmazlara bağlayarak “Dünyada yüzleştikleri diğer sorunları örtbas etmek, görmezden gelmek için bu tür şeyler söylüyorlar." ifadesi kullandı.

İslam Emirliği Baş Sözcüsü Zabihullah Mücahid, Afganistan'ın ancak Amerikan askerleri ülkeyi terk ettikten sonra gerçek bağımsızlığına kavuştuğunu belirterek şu alıntıyı paylaştı:

"Bir ülke işgal edildiğinde veya topraklarında yabancı güçler bulunduğunda durum asla iyi olamaz; o ülkenin bağımsızlığı ve özgürlüğü elinden alınır. Yabancı güçler burada olmamalı ve artık burada olmadıkları için mutluyuz."

"Yaptırımlar sivilleri hedef alıyor, paramızın dondurulması yasadışıdır"

Küresel finans sisteminden izole edilme çabalarının Kabil'e etkileri sorulduğunda, Bilgi ve Kültür Bakan Yardımcısı Muhacir Farahi şu ifadeleri kullandı:

"Yaptırımlar her zaman sıradan insanlara ve sivillere zarar veriyor. Çünkü İslam Emirliği liderliğinin veya sorumlu kişilerin, diğer yetkililer gibi ülke dışında herhangi bir parası, mülkü veya banka hesabı yok. Bu yaptırımların tüm zararı doğrudan sıradan insanlara ve sivillere dokunuyor."

Afgan Merkez Bankası'na ait milyarlarca dolara Batı tarafından el konulmasına da sert tepki gösteren Farahi, "Paramızın dondurulması hukuksuzdur ve tüm uluslararası yasalara, normlara aykırıdır" diyerek, bütçenin artık dış yardımlarla değil, tamamen iç gelirlerle sağlandığını ve döviz kurlarında istikrarı başardıklarını vurguladı.

Baş Sözcü Zabihullah Mücahid ise dondurulan fonların niteliğine dikkat çekerek Washington'a şu çağrıyı yaptı:

"ABD'de dondurulan Afgan fonları iki kategoriye ayrılıyor. Bir kısmı Afganistan Merkez Bankası'na aittir ve para birimimiz için rezerv kabul edilir, yani harcanması amaçlanmamıştır, mevduat olarak güvende kalmalıdır. Diğer kısım ise ulusal tüccarlarımızın ve iş adamlarımızın sermayesidir ve onlara iade edilmelidir. Yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte birçok engel aşılabilir. ABD'yle iyi ve normal diplomatik ilişkiler kurmak istiyoruz."

ABD'yi devre dışı bırakan çok kutuplu enerji ve ticaret ağı

Batı'nın "tanınma" şartı olarak içişlerine müdahale etme ve İslami yasaları esnetme dayatmalarını reddeden yetkililer, ülkenin rotasını çoktan Doğu'ya ve bölgesel müttefiklere çevirdiğini rakamlar ve projelerle ortaya koydu. Çin ve Rusya'yı "iki önemli bölgesel ortak" olarak tanımlayan Mücahid, sahadaki fiili entegrasyonu şu sözlerle anlattı:

"Rusya ve Afganistan coğrafi olarak yakın ve aynı bölgenin bir parçası. İlişkilerimiz son derece iyi. Rusya'nın ülkenin yeniden inşasında bize faydalı olabilecek geniş kaynakları var. Yakıt ve enerji kaynakları açısından zengin olan Rusya'dan işletmelerin Afganistan'a yatırım yapmasını istiyoruz. Öte yandan Türkmenistan ile TAPI projesi devam ediyor. CASA-1000 projesi ve Trans-Afgan demiryolu projesi de sürüyor. Bunlar sadece Afganistan için değil, geniş bölge için de çok önemli projeler."

İslam ülkelerinin resmi olarak hükümeti tanımamasına rağmen, Katar, Suudi Arabistan, BAE, Pakistan, İran ve Orta Asya cumhuriyetleriyle "fiili (de facto)" resmi angajman içinde olduklarını belirten Mücahid, büyükelçiliklerin karşılıklı olarak aktif çalıştığını hatırlattı.

Rusya ile askeri anlaşma: "Teçhizatlarımızı onaracağız"

Afganistan'ın ABD askeri hegemonyasından kopuşunun en somut göstergesi ise yakın zamanda Moskova ile Kabil arasında imzalanan askeri anlaşma oldu. Konunun detaylarını paylaşan Bakan Yardımcısı Farahi, bu hamlenin ülkedeki savunma altyapısını millileştirme amacı taşıdığını ifade etti:

"Afganistan'da halihazırda bulunan (Sovyet/Rus yapımı) birçok teçhizat var. Helikopterler ve silahlar gibi bu teçhizatları yeniden inşa etmek (onarmak) için onlarla teknik bir anlaşma yapmaya ihtiyacımız vardı. Bu anlaşma başka ülkeler için zararlı değildir."

"ABD ve uluslararası toplumun 20 yılda başaramadığını nasıl başardınız?"

Amerika Birleşik Devletleri ve NATO güçlerinin Afganistan'ı işgal altında tuttuğu 20 yıl boyunca milyarlarca dolar harcandığı iddia edilmesine rağmen ülkedeki afyon ve uyuşturucu üretiminin rekor seviyelere ulaşması, Batı'nın "demokrasi ve kalkınma" yalanının en net göstergelerinden biriydi.

Sunucunun, "Taliban afyonu büyük ölçüde ortadan kaldırmayı başardı. 20 yıllık ABD çabaları ve uluslararası toplumun çabaları başarısız olurken siz nasıl başarılı oldunuz?" şeklindeki açık sorusuna yanıt veren Farahi, bu başarının ardında emperyalist projelerin değil, yerel iradenin ve halkla bütünleşmenin yattığını vurguladı.

"Tüm yetkililerimiz Yüksek Liderimizin kararnamesine uymaktadır. Yüksek Liderimiz Emirü'l-Müminin, uyuşturucu (narkotik) tarımının yasaklanması için kesin bir kararname yayınladı. Tüm ulusumuz, sivil halkımız, mücahitler ve devlet idaremiz onun kararnamesini harfiyen takip ediyor. İşte İslam Emirliği'nin uyuşturucu ticaretini ve ekimini durdurmayı başarmasının sırrı budur."(İslami Analiz)