Abone Ol

Allâh’ın Engelliler İçin Verdiği Müjdeler Var mıdır?

Allâh’ın engelliler için verdiği müjdeler var mıdır? Allâh (c.c), engellilerin/zor duruma düşenlerin, şikâyetçi olmayıp durumlarına sabrettikleri takdîrde mükâfatlarının Cennet’te verileceğini müjdelemektedir.

Allâh’ın Engelliler İçin Verdiği Müjdeler Var mıdır?

Allâh’ın engelliler için verdiği müjdeler var mıdır?

Allâh (c.c), engellilerin/zor duruma düşenlerin, şikâyetçi olmayıp durumlarına sabrettikleri takdîrde mükâfatlarının Cennet’te verileceğini müjdelemektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan şu âyet-i kerîme bunun en açık göstergesidir:

“Sabredenlere mükâfatları hesâpsız ödenecektir.”[1]

Bu dünyâ bir imtihân yeridir. İnsan bu dünyâya ebedî saâdeti kazanma hedefiyle gönderilmiştir. İmtihân yeri olması îtibâriyle bu dünyâda her şey, hikmet perdesi altında cereyân etmektedir. Bu âlemde acıyla tatlı, iyiyle kötü, hayırla şer iç içedir. Bu dünyâda insânın sâhip olduğu veyâ olamadığı her şey bir imtihân vesîlesidir.[2]

Engellilik hâli, bâzı insânların mâruz kaldığı bir imtihân çeşididir. Bu dünyâdaki imtihânı kazananlar, âhirette mesût olacaklardır. Nitekim Peygamber Efendimiz’in haber verdiğine göre, Allâhü Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Ben kulumu, iki sevgilisini almakla imtihân ettiğimde -iki gözünü kast ediyor- o buna sabrederse, iki göze bedel olarak ona Cennet’i veririm.”[3]

İnsanın dünyâ hayâtında karşılaştığı sıkıntı ve zorluklar yoktur ki, âhiret hayâtı için bir kazanım sayılmasın. Sıkıntı ve zorluk istenmez, fakat önlemler alınmasına rağmen gelirse de sabretmek gerekir. Bu sabrın sonu da selâmet olur.[4]

Rasûlüllâh (s.a.s) şöyle buyurmuştur

“Kim, kaldırılıncaya kadar musîbete güzelce sabrederse, Allâh ona üç yüz derece yazar. Her iki derece arasında, semâ ile arz arasındaki mesâfe kadar yücelik vardır.”[5]

“Kul, Allâh’ın kendisi için takdîr ettiği dereceye ameli ile ulaşamazsa, Allâh onun canına, malına veyâ çocuğuna bir musîbet verir, sonra ona sabretme gücü ihsân eder ve böylece onu Allâh’ın kendisi için takdîr ettiği mertebeye ulaştırır.””[6]

“Mükâfatın büyüklüğü belânın büyüklüğü ile (orantılıdır). Allâh bir cemâati sevdi mi onları musîbete müptelâ eder. Kim bundan râzı olursa Allâh da ondan râzı olur.”[7]

İnsanın başına gelen her türlü musîbet, Peygamberimiz’in şu hadîslerinde ifâde buyurduğu gibi, sabır ve rızâyla karşılanması durumunda mânevî bir kazanç kapısına dönüşmektedir.[8]

“Mü’mîn erkek ve kadının nefsinde, çocuğunda, malında belâ eksik olmaz. Tâ ki hatâsız olarak Allâh'a kavuşsun.”[9]

“Mü’mînin durumu gıpta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sâdece mü’mînde vardır. Sevinecek olsa şükreder; bu, onun için bir hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için bir hayır olur.”[10]

İnsanın başına gelen her türlü musîbet, Peygamberimiz’in (s.a.s) ifâde buyurduğu gibi, sabır ve rızâyla karşılanması durumunda mânevî bir kazanç kapısına dönüşmektedir:

“Mü’mîn bir kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü isâbet etse, hattâ ayağına bir diken batsa bile, bunlar mü’mînin bir kısım günâhlarına keffâret olur.”[11]

İnsanın hastalık, sakatlık, bedensel veyâ rûhsal bir sıkıntıya düşmesi, kendisi için bir bağışlanma sebebidir. Ebû Saîd ve Ebû Hüreyre (r. anhümâ)’dan rivâyete göre, Nebî (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Mü’mîn bir kişiye bir üzüntü isâbet etse, hattâ ayağına bir diken batsa bile, bunlar ağacın yapraklarını döktüğü gibi mü’mînin günâhlarına keffâret olur.”[12]

[1] Zümer: 39/10.

[2] https://www.engelliler.biz/forum/diger/33927-İslâm-engellilere-bakisi.html

[3] Buhârî, “Merdâ” 7.

[4] Döndüren, Hamdi; “II. Oturum, Konu: İslâm’ın Engellilere Tanıdığı Kolaylıklar ve Ruhsatlar”, Ülkemizde Engelliler Gerçeği ve İslâm Sempozyumu, s.99-121.

[5] Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 9/537-538.

[6] Ahmed b. Hanbel V-272; Ebû Dâvûd, “Cenâiz” 1. III, 470.

[7] Tirmizî, “Zühd” 56, (2398).

[8] Diyânet Dergisi, Sayı 132.

[9] Muvatta, “Cenâiz” 40, (807)

[10] Müslim, “Zühd” 64.

[11] Buhârî, “Mardâ” 1; Müslim, “Birr” 52; Tirmizî, “Cenâiz” 1, (966).

[12] Müslim, “Birr” 52, (2573).