Arakçi: Şehit liderimizin kanının peşini asla bırakmayacağız

İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Arakçi, şehit liderlerinin kanının peşini asla bırakmayacaklarını belirterek, ABD üslerinin bölge ülkelerine güvenlik sağlayamadığını söyledi. Arakçi, İran’ın güvenliğini kendi gücü ve yerli savunma kapasitesine dayandır.

Arakçi: Şehit liderimizin kanının peşini asla bırakmayacağız

Ortadoğu Arakçi: Şehit liderimizin kanının peşini asla bırakmayacağız

Arakçi: Şehit liderimizin kanının peşini asla bırakmayacağız İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Arakçi, şehit liderlerinin kanının peşini asla bırakmayacaklarını belirterek, ABD üslerinin bölge ülkelerine güvenlik sağlayamadığını söyledi. Arakçi, İran’ın güvenliğini kendi gücü ve yerli savunma kapasitesine dayandır

Uluslararası İslam Vahdeti Konferansı’na katılan konuklarla gerçekleştirilen ortak akıl toplantısında konuşan İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Arakçi, sözlerine İslam dünyasının, İslam Devrimi’nin ve Direniş Cephesi’nin şehitlerini anarak başladı.

Arakçi, özellikle son Ramazan Savaşı sırasında İran ve Lübnan’da hayatını kaybedenleri ve “Şehit Lider” olarak nitelendirdiği İran İslam Devrimi liderini saygıyla andığını söyledi.

“Şehit liderimizin kanının peşini bırakmayacağız” Şehitlerin kanının unutulmayacağını vurgulayan Arakçi, bu anlayışın geçici bir siyasi tutum olmadığını belirterek, İmam Hüseyin’in (a.s) Kerbela’daki mücadelesinin yüzyıllardır yaşatılmasını örnek gösterdi.

Arakçi, “Şehit liderimizin kanının peşini asla bırakmayacağız. Bu bir harekettir. İmam Hüseyin’in kanının davası bin dört yüz yılı aşkın süredir nasıl sürüyorsa, bu dava da devam edecektir” ifadelerini kullandı.

“Amerikan üslerinin güvenlik sağlamadığı görüldü” Son savaşın bölge ülkeleri açısından önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Arakçi, bunların başında ABD’nin bölgedeki askeri varlığına ilişkin algının değişmesinin geldiğini söyledi.

Arakçi’ye göre bölge ülkeleri, topraklarında bulunan Amerikan üslerinin kendilerine mutlak güvenlik sağlamadığını, Washington yönetiminin kriz anlarında önceliğini İsrail’e verdiğini daha açık biçimde gördü.

İran’ın ABD saldırılarına verdiği karşılığın doğrudan Amerikan askeri hedeflerine yönelik olduğunu söyleyen Arakçi, dost ve komşu ülkelerin hedef alınmadığını vurguladı.

Arakçi, “ABD bizim ülkemizdeki hedefleri vurdu, biz de Amerikan hedeflerine karşılık verdik. Amerikan üssünün bulunduğu yerler, İran’a saldırı düzenlenmesi halinde hedef haline gelebilir. Silahlı kuvvetlerimiz ülkemizi savunacaktır” dedi.

ABD ve İsrail’in gerçekleştirdiği saldırıların gayrimeşru olduğunu savunan Arakçi, İran’ın karşılığının ise meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Bölge ülkeleri ABD’den umudunu kesiyor” Arakçi, bölgedeki devletlerin güvenliklerini yalnızca ABD’ye emanet edemeyeceklerini giderek daha fazla fark ettiğini belirtti.

Bu nedenle bölgesel ittifakların, ortak güvenlik arayışlarının ve ülkeler arası iş birliği girişimlerinin arttığını dile getiren Arakçi, bunun Washington’a duyulan güvenin zayıfladığının göstergesi olduğunu savundu.

İran güvenliği için önce Allah’a, sonra kendi gücüne güveniyor İran’ın savunma kapasitesine de değinen Arakçi, son savaşın ülkenin füze ve savunma teknolojilerinde dışa bağımlı olmadan hareket edebildiğini ortaya koyduğunu söyledi.

İran’ın güvenliğini önce Allah’a, ardından kendi insan gücüne, teknolojisine ve savunma sanayisine dayandırdığını ifade eden Arakçi, ülkenin yerli imkânlarla geliştirdiği silah sistemlerinin savaş sırasında etkinliğini gösterdiğini savundu.

Arakçi, İran füzelerinin Amerikan hava savunma sistemlerini aşarak bazı askeri üsleri vurduğunu gösteren görüntülerin, Washington’ın İran’ın füze kapasitesini tamamen engelleyemediğini ortaya koyduğunu öne sürdü.

“İslam dünyasının desteği İran halkına yöneliktir” İslam dünyasının savaş sırasındaki tutumunu da değerlendiren Arakçi, halkların yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiğini ve bölgedeki gerçekleri daha açık şekilde gördüğünü belirtti.

Çeşitli ülkelerden İran’a gelen destek mesajlarının yalnızca İran devletine değil, ABD karşısında direnen İran halkına yönelik olduğunu ifade etti.

Arakçi, bunun İran açısından önemli bir siyasi ve toplumsal kazanım olduğunu savunarak, İslam dünyasında İran halkının direnişine yönelik güçlü bir algı oluştuğunu söyledi.

“Lübnan’ın desteğini unutmayacağız” Lübnan halkına ve Direniş Cephesi’nin tüm unsurlarına teşekkür eden Arakçi, İran’ın kendisine destek verenleri unutmayacağını söyledi.

Savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde yalnızca İran’daki gelişmeleri değil, Lübnan’daki durumu da aynı hassasiyetle takip ettiklerini kaydeden Arakçi, “Yanımızda duranları hiçbir zaman unutmayacağız” ifadelerini kullandı.

“Kazanımlarımız şehit liderin bıraktığı mirasın sonucudur” Arakçi, İran’ın son yıllardaki savunma ve siyasi kazanımlarında şehit liderin önemli rol oynadığını belirtti.

İran’ın büyük güçlere karşı direnme anlayışını, krizlerle yüzleşme cesaretini ve kendi kendine yeterlilik politikasını bu liderlik anlayışından öğrendiğini söyleyen Arakçi, Batı’ya bağımlılığın azaltılmasının savunmadan ekonomiye kadar birçok alanda temel bir politika haline geldiğini ifade etti.

Arakçi, son 40 yılda İran’ın büyük güçlerle üç büyük savaş yaşadığını, buna rağmen ülke topraklarından kayıp verilmediğini savundu.

Bunun İran halkına bırakılan en önemli miraslardan birinin bağımsızlık ve özgüven olduğunu belirtti.

“Diplomaside de ülkenin onurunu koruyacağız” Aynı yaklaşımın İran diplomasisine de yansıdığını ifade eden Arakçi, müzakere masasında diplomasi, maslahat ve hikmet ilkelerine bağlı kalırken ülkenin onurunun da korunması gerektiğini söyledi.

Arakçi, İran’ın aşırı talepler karşısında geri adım atmayacağını belirterek şunları söyledi:

“Hiç kimsenin ülkenin onurunu zedelemeye hakkı yoktur. Sahada ülkemizi nasıl savunuyorsak, diplomasi masasında da İran halkının çıkarlarını ve onurunu aynı kararlılıkla savunacağız.”

“Ateşkes ihlalini sıradanlaştırmalarına izin vermeyeceğiz” Savaşın ardından yürütülen müzakere sürecine ilişkin bilgi veren Arakçi, üç ay süren görüşmeler sonucunda uluslararası çevrelerin önemli bölümünün kabul ettiği bir belgeye ulaşıldığını söyledi.

Söz konusu belgenin İran’ın hem diplomatik hem de askeri sahadaki konumunu güçlendirdiğini öne süren Arakçi, karşı tarafın mevcut şartları iki haftadan uzun süre sürdürememesini de bunun göstergelerinden biri olarak değerlendirdi.

“Ateşkesin ihlal edilmesi karşısında geri adım atmayacağız” diyen Arakçi, anlaşmaların ihlal edilmesinin normalleştirilmesine müsaade etmeyeceklerini belirtti.

İran güvenliği konusunda taviz verilmeyeceğini kaydeden Arakçi, ülkeye yönelik her saldırının karşılıksız bırakılmayacağını söyledi.

“Ekonomik baskı İran’ı teslim alamaz” Arakçi, askeri hedeflerine ulaşamayan düşmanların yeniden ekonomik baskıya yöneldiğini savundu.

Yaptırımların İran ekonomisine maliyet oluşturduğunu kabul eden Arakçi, buna rağmen ülkenin siyasi bağımsızlığından taviz vermeyeceğini ifade etti.

“Obama döneminde yaptırımlara nasıl direndiysek yeni yaptırımlara karşı da direneceğiz” diyen Arakçi, farklı Amerikan yönetimlerinin politikalarında benzer bir yaklaşım gördüklerini söyledi.

“Tüm İslam ülkeleriyle ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz” İran’ın dış politika önceliklerinden birinin İslam ülkeleriyle ilişkileri güçlendirmek olduğunu belirten Arakçi, özellikle komşu ülkelerle siyasi ve ekonomik iş birliğinin genişletilmesini hedeflediklerini söyledi.

Batı Asya’daki bütün ülkelerle karşılıklı çıkar ve saygı temelinde yapıcı ilişkiler kurmak istediklerini ifade etti.

Mısır’a ilişkilerin normalleştirilmesi mesajı İran-Mısır ilişkilerine de değinen Arakçi, Tahran’ın Kahire ile ilişkilerin yeniden geliştirilmesine hazır olduğunu bildirdi.

Mısır tarafının da siyasi ilişkilerin yeniden tesis edilmesi konusunda olumlu bir noktaya ulaşması halinde İran’ın buna karşılık vermeye hazır olduğunu belirten Arakçi, iki ülke arasında ciddi bir anlaşmazlık zemini bulunmadığını söyledi.

Mısırlı bir din adamının sorusuna yanıt veren Arakçi, bu konuda nihai değerlendirmenin Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati tarafından yapılması gerektiğini ifade etti.

Lübnan hükümetine eleştiri İran-Lübnan ilişkileri hakkında da konuşan Arakçi, İran’ın Lübnan’daki bütün siyasi gruplarla ve hükümetle iyi ilişkiler kurmak istediğini söyledi.

Bununla birlikte Beyrut yönetiminin bazı politikalarından memnun olmadıklarını belirten Arakçi, özellikle Lübnan Dışişleri Bakanlığı’nın bazı konularda daha sağduyulu davranması gerektiğini ifade etti.

Afrika ile ilişkiler derinleştirilecek Arakçi, İran’ın Afrika ülkeleriyle tarihsel olarak iyi ilişkilere sahip olduğunu ve önümüzdeki dönemde bu ilişkilerin hem siyasi hem de ekonomik açıdan daha ileri taşınmasını istediklerini söyledi.

“İslam dünyasına birlik perspektifinden bakıyoruz” Konuşmasının son bölümünde İslam birliği konusuna değinen Arakçi, İran’ın İslam dünyasına yönelik temel yaklaşımının birlik ve dayanışmaya dayandığını belirtti.

Bu politikanın İmam Humeyni’nin ve sonrasında şehit liderin öğretilerinden kaynaklandığını ifade eden Arakçi, şehit liderin ardından İslam dünyasındaki birlik arayışının İran açısından daha da önemli hale geldiğini söyledi.

Komşu ülkelerin İran dış politikasında özel bir konuma sahip olduğunu belirten Arakçi, “Türkiye ve Irak’tan Pakistan ve Afganistan’a kadar İran İslam Cumhuriyeti’nin temel politikası, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde ilişkileri geliştirmektir” dedi.