Seksenli yılların başlarında Türkiye ekonomisi, Cumhuriyet tarihinin en büyük ve en sarsıcı dolandırıcılık vakalarından biriyle karşı karşıya kaldı. Sokakları süsleyen dev afişler ve dönemin popüler figürleri sayesinde tüm ülkenin diline düşen Cevher Özden, namı diğer Banker Kastelli, insanlara vadettiği akıl almaz oranlardaki yüksek faizlerle kısa sürede milyonlarca liralık bir sermayeyi kontrolü altına almayı başardı.
Evlerini ve arabalarını satarak servetlerini teslim ettiler
Vatandaşlar daha fazla kazanç elde edebilmek umuduyla dişinden tırnağından artırarak edindiği evlerini, arabalarını hatta tüm birikimlerini nakit olarak bu sisteme yatırdı. Masaj salonlarında dahi paraların sayıldığı, milyarların havada uçuştuğu bu göz kamaştırıcı saadet zinciri, kısa süreli bir zenginlik illüzyonu yaratarak kitleleri peşinden sürükledi.
Kapısına kilit vurulan binalar ve yurt dışına kaçış
Ancak bu ihtişamlı tablo uzun sürmedi; bir sabah lüks binaların kapısına kilit vurulduğu anlaşıldı ve Banker Kastelli elinde bavuluyla yurt dışına kaçtı. Yıllar sonra Türkiye’ye geri dönen ve hukuki süreçleri tamamlanan Cevher Özden, 2008 yılında kendi ofisinde hayatına son verdi. Arkasında ise servetleri buharlaşmış, bir gecede sıfırlanan ve televizyon ekranlarında gözyaşı döken binlerce mağdur insan bıraktı.