İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verileri, kentteki barajların doluluk oranının ağustos sonu itibarıyla yüzde 44,34'e gerilediğini ortaya koydu. Sıcak yaz aylarının etkisiyle mayıs ayında yüzde 70,97'ye kadar çıkan su seviyeleri, haziranda 64,01'e, temmuzda 54,71'e düştükten sonra ağustosta hız kaybetti. Bu oran, geçen yılın aynı dönemine göre daha iyi durumda olsa da 2024 seviyelerinin altında seyrediyor.
Barajlardaki doluluk oranı yüzde 44,34'e indi
İSKİ'nin paylaştığı istatistiklere göre, bu yılın ilk sekiz ayında barajlara düşen yağış miktarı metrekare başına 534,37 kilogram olarak ölçüldü. Bu değer, 2024'ün aynı dönemindeki 709,27 kilogramın ve 2025'teki 619,92 kilogramın gerisinde kaldı. Buna karşın kentteki su tüketimi 384,84 milyon metreküp ile geçen yılın 353,51 milyon metreküpünün üzerine çıktı.
Hangi baraj ne durumda
Barajlar arasındaki doluluk oranlarında büyük farklar gözlemleniyor. Elmalı Barajı yüzde 72,29 ile en dolu baraj konumundayken, Darlık yüzde 63,21 ve Ömerli yüzde 62,03 seviyelerinde. Öte yandan Terkos yüzde 38,56'ya gerilerken, Büyükçekmece 31,52, Sazlıdere 24,19 ve Istrancalar 29,12 ile düşük seviyelerde ölçüldü. Pabuçdere ise yüzde 8,81 ile en kritik seviyede bulunuyor.
Kentin su kaynaklarına Melen ve Yeşilçay'dan sağlanan destek sürüyor. Bu iki kaynaktan bu yıl toplamda 502,8 milyon metreküp su İstanbul'a nakledildi. İSKİ verilerine göre, toplam su kapasitesinin yüzde 39,42'sini Ömerli, yüzde 19,64'ünü Terkos Gölü ve yüzde 16,83'ünü Darlık Barajı oluşturuyor.
"Bir yıl yetecek suyumuz yok"
İstanbul Aydın Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi ve meteoroloji mühendisi Güven Özdemir, barajlardaki gerilemenin hem iklimsel hem de tüketim kaynaklı olduğunu vurguladı. Ağustos başında yüzde 50'lerde olan genel doluluk oranının bir ay içinde yüzde 44'e indiğini kaydeden Özdemir, "Barajlardaki doluluk oranları aşağı seviyelerde. Dördüncü ve beşinci aylardaki değerlerin çok aşağısında. Bu, tabii ki su kullanımına bağlı ve hava sıcaklığının yüksek seyretmesi dolayısıyla. Halk çok hızlı bir şekilde su tüketimi gerçekleştirdiği için bu değerler gittikçe azalıyor. Şunu hiçbir zaman unutmayalım: İstanbul barajları tam dolu olsa dahi bir yıl yetecek kadar suyumuz yok. Suyumuzu muhakkak istikrarlı ve temkinli kullanmamız lazım. Yoksa susuz kalma stresine girme durumumuz olabilir. Devletimiz bizi bırakmayacaktır ama bu sefer kesintiler başlayacak." diye konuştu.
Sonbahar yağış beklentileri nasıl?
Artan nüfus ve fosil yakıt kullanımının neden olduğu küresel ısınmanın buharlaşmayı artırdığını belirten Özdemir, sonbaharın başlamasıyla birlikte yağış beklentisi olduğunu ancak yağış rejiminin değiştiğine dikkat çekti. Özdemir, şöyle devam etti:
"Eylül ayına girmemiz dolayısıyla sonbahar mevsimi başlıyor. Bununla birlikte etkin yağışların olması gerekiyor ama tabii ki bu yağışlar maalesef eski yıllardaki gibi olmuyor. Günlerce süren, hafif hafif toprağı besleyen yağış olmuyor. Hızlı ve kuvvetli şekildeki yağış kısa sürede o bölgeyi terk ediyor. Onun da tabii ki büyük bir faydası yok. Yani yağışın sel şeklinde değil de daha hafif ve toprağa faydalı olacak şekilde yağması lazım. Maalesef iklim krizi ve büyükşehirler üzerinde ısı adalarının oluşması, ani sıcaklık düşmelerine bağlı olarak kuvvetli yağışlar meydana getiriyor."
Büyükşehirlerdeki betonlaşma nedeniyle yağmur sularının kanalizasyona yönlendirilerek denize akıtıldığını ifade eden Özdemir, belediyelerin ve ilgili kurumların yağmur toplama alanları ve kanalları oluşturarak su tasarrufu yapabileceğini söyledi. Bu suların denize boşalmasının çevreye fayda sağlamadığını kaydeden Özdemir, alternatif depolama sistemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.