Abone Ol

Diyanet'in kursları varken her takke takan niye kurs açıyormuş.. Dün bunu söyleyen Kemalistlerdi

Gazeteci Taha Hüseyin Karagöz’ün Gazze yardımları ve dini eğitim çıkışları, muhafazakar düşüncenin kendi ilkesel geçmişiyle çelişen bir 'devlet tekelciliğini' gündeme taşıdı.

Diyanet'in kursları varken her takke takan niye kurs açıyormuş.. Dün bunu söyleyen Kemalistlerdi

Gazeteci Taha Hüseyin Karagöz Youtube kanalında yayınladığı videoda; evletin Kızılay’ını, İHH gibi STK’ları yetersiz görüp niye Gazze için para toplanır? Diyanet’in, vakıfların resmi Kur’an Kursları varken niye başına takke takan kurs açar?'' diye sordu.

Karagöz’ün son dönemde Gazze yardımları ve dini eğitim üzerinden geliştirdiği söylem, muhafazakar-sağ düşüncenin kendi tarihsel ilkeleriyle çelişen ağır bir pragmatizmi gözler önüne serdi. Karagöz’ün “Kızılay ve İHH varken başkası neden yardım topluyor?” ve “Diyanet varken başına takke takan neden kurs açıyor?” çıkışları, bürokratik vesayeti kutsayan bir anlayışın dışa vurumu olarak karşılık buldu.

Yıllarca Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu, devletin sivil toplumu baskılamasını "Kemalist refleks" diyerek eleştirenlerin; bugün birebir aynı merkezci söyleme sarılmaları büyük bir çelişki olarak görülüyor.

Cumhuriyetin ilk yıllarında "medreseler denetimsiz, resmi mektepler varken bunlara ne gerek var" diyen zihniyet ile "Diyanet varken takkeli adam kurs açamaz" diyen zihniyet arasındaki fark ne olduğu kamuoyu tarafından soruluyor.

İnsani yardım ve sivil örgütlenme, devletin veya devletle akredite devasa yapıların iznine tabi bir "imtiyaz" değilken Karagöz’ün yaklaşımı, insani yardımı ve dini eğitimi sadece belirli "makbul" kurumların tekelinde toplama gayreti olarak görülüyor.

Karagöz’ün söylemi, "yanlış yapanı engellemeyi" değil, "sistem dışı olan herkesi potansiyel suçlu ve yetersiz görmeyi" vaaz ediyor. Bu mantıkla bakıldığında, devletin onay vermediği hiçbir sivil insiyatifin, hiçbir gönüllü eğitim veya yardım hareketinin yaşama şansı kalmaz. Bu da muhafazakar sosyolojinin kendi eliyle kendi sivil alanını tasfiye etmesi anlamına ve yıllarca şikayet edilen ve bunun üzerinden iktidar kazanılan düzene dönüş anlamına gelir.