Abone Ol

Erken yaşta sorumluluk psikolojik dayanıklılığı güçlendiriyor

Bugün yaşadığımız en büyük sorun, hayatın zor olması değil; hayatın kolay olması gerektiğine inanmamızdır. Oysa hayat, başlı başına bir mücadeledir. Güçlü insanlar, zorlukla baş etmeyi öğrenenlerdir. Çünkü gelişim, konfor alanında gerçekleşmez.

Erken yaşta sorumluluk psikolojik dayanıklılığı güçlendiriyor

Bireyin herhangi bir alanda gelişimi ve o alanda yetkin olması, üç temel sacayağının üstünde yükselmesi ile mümkündür: 1- Alana dair meyil ve yetenek. 2- Alanın mevcut ve geçmiş bilgisine hâkimiyet. 3- Uygulama ve tecrübe; yani yatkınlık, bilgi ve pratik. Peki, bir sıra var mıdır acaba bu güçler içinde? Biri, birinden önce midir ki yoksa hepsi besler mi birbirini?

Meyil ve yeteneğin esas zemini oluşturduğu, ilk gözetilmesi gereken husus olduğu rasyonel olarak söylenebilir. Ancak kişi, çoğu zaman kendisini pratikler içinde keşfedebilmektedir. O zaman farklı, çeşitli ve erken tecrübeler mi daha önemlidir, önceliklidir? Ya da acaba alanın bilgisi ile tanışıp öyle mi etkilenir insan? Yoksa kişinin önce yetenek emareleri görünür ve önce işin bilgisine sonra tecrübesine mi yönlendirmek gerekir? Bu öncelik sorusunu/sorununu, şimdilik okuyan zihinlere bırakalım. “Tecrübelerinize” dayanarak cevap verin bakalım.

Ama hepimizin, en azından bu sacayaklarında eş zamanlı bir yükselme olması gerektiği yönündeki görüşte birleşebileceğimizi umuyorum. Mantıki düzlemde öncü olarak görebileceğiniz yetenek, sadece bir zemin olarak kalamaz. Yeteneğin beceriye, becerinin de ülfete dönüşmesi gerekir. Yetenek de tecrübe ile pişmez ise beceri oluşmaz. Sadece yetenek olarak kaldıkça üstü tozlu bir cevher gibi saklar kendini, kendinden ve muhatabından...

Bu süreçte bilgi tabii ki önemlidir, yoldaşıdır tecrübenin ve mücadelenin. Ancak bilgi, sadece kitabi, sadece nazari, sadece ideal modele ait değildir. Tecrübi bilgi söz konusudur ve çok değerli, aynı zamanda nadirdir. Tecrübi bilgi, sessiz bilgiye; sessiz bilgi, sezgisel bilgiye dönüşür. Belki tanımlaması söz ile yapılamayan ama tecrübenin ürettiği ve sezgilerin geliştirdiği bu bilgiden de bahsetmek gerekir. İşin sırrıdır, bu bilgi.

Böyle bir bilgiye ulaşmak, bir tavır gerektirir: “ustalık tavrı”. Ustalık tavrının oluşması için de ağacın yaş olması gerekir. Hem meyli/yeteneği keşfetmek hem kişinin tutkusunu görmek, hatta inşa etmek hem de esas zemin oluşturan mayayı karmak (sorumluluk/görev bilincini oluşturmak, disiplini aşılamak) ağaç yaşken daha mümkündür. Pizzanın üstünde ne çeşitli malzemeler olursa olsun, hamuru pişmeden, zemini olgun olmadıktan sonra bir anlamı olur mu? Olmaz tabii.

Kişiyi olgunlaştıran sorumluluk almasıdır. Sorumluluk disipline eder, işin ötesini berisini düşündürür, derinleştirir. Hem de kişinin yapabilme inancını oluşturur. Yapabildiğini gördükçe öz güveni artar, güçlenir. Yüzmeyi görerek, okuyarak zor öğrenir kişi. Suya girmesi gerekir. Zihin deneyimleyerek meleke kazanır, meleke kazanınca sezgisi güçlenir. Sezgisi güçlenince de derinleşir, ustalaşır.

Bu oluşum ve gelişim süreci erken başlamamalı mı?

Bu yazı, “çeşitli ve erken tecrübenin-pratiğin” kişinin psikolojik sermayesindeki etkisini vurgulamak üzerinde durmaktadır. Kişinin kendi iradesi ile artırabileceği tek servetidir, psikolojik sermayesi. Kişi öz yeterliliğe de umut etmeye de iyimser olmaya da dayanıklılığa da kendi iradesi ve bu iradesi yönünde tecrübesi ile ulaşabilir. Çünkü kişi; bir işi becerdikçe, yapabildikçe daha da iyisini yapabileceğine inanır. Umut ettikçe, umuda iman ettikçe imkânı yakalar. Bedelini ödedikçe de mümkün kılar. Kendisine verileni kabul ettikçe iyiyi, dolu olanı; yani var olanı “gördükçe” mümküne doğru yola çıkar. deta kendini gerçekleştiren kehanet gibi, mücadele arzusu ve gerektirdiği eylem ile mümkün olur. Tesadüf dahi teşebbüs gerektirir. Mücadele, sorumluluk, disiplin gibi değerler mayadır ve bu değerleri hayata katılarak erkenden karmak gerekir.

Yaptığımız bir araştırmada ortalama 21 yaşında olan 294 gence, çocukluklarını sorduk. Ne denli zor bir çocukluk geçirdiklerine dair; belirlediğimiz gelir, sağlık ve çocukken çalışma zorunluluğu koşulları üzerinden ölçümler yaptık. Bu ölçümlerimizin derecelendirilmesi, 20 uzman öğretim üyesi tarafından gerçekleştirildi. Bunun yanında bugünkü öz yeterlilik, umut, iyimserlik ve dayanıklılık düzeylerine dair ölçümler yaptık.

Bulgular; bize çocukken çalışma, iş yapma, bir iş için mücadele etme, sorumluluk alma gibi unsurların bugünkü öz yeterlilikle, umutla ve dayanıklılıkla olan olumlu ilişkisini gösterdi. Bununla birlikte çocukken çalışma durumunun, özellikle de kendisini ailesine yardım etmek zorunda hissetmesi veya ailesi dışında başkasının yanında çalışan çocukların dayanıklılığının daha kuvvetli olduğu, böylece kişinin çalışma ile mücadele ile çocuk yaşta tanışmasının kişiyi güçlendirici etkisi kanıtlanmış oldu.

Gençlere; güçlerinin yetebileceği işlerde başarı hazzını yaşamayı, yapabilme inancını ve tecrübi bilgiyi kazanmalarını öneriyoruz. En önce sebatı ve zorluğun normalliğini öğrenen ve kabul edenler, engelleri de normalleştirecektir. Engelleri aştıkça yaşanan haz, kişiyi daha büyük sorumluluklara teşvik edecektir. Monolog bilgiden uygulamalı öğrenmeye geçen gençler, “çift döngülü öğrenmeyi” de gerçekleştirmiş olacaktır. Böylece bireyler hem bildiği ile amel edip uyguladığı ile dönüt alacak, uygulamanın içindeki örtük bilgiyi de öğrenecek ve tekrar daha iyi uygulayabilecektir. Bu döngü, sürekli bir sarmal şeklinde devam edecektir. Tabii bu sarmal, geri bildirimsiz olmamalıdır. Zira insanı geliştiren tecrübe değil, aldığı geri bildirimdir.

Zihin zorlanmadıkça öğrenmeye ihtiyaç duymaz. Öğrenmeye ihtiyaç duymadıkça odaklanmaz. Odaklanmadıkça da derinleşemez. Tıpkı kasların ağırlık olmadan güçlenememesi gibi, karakter de sorumluluk ve mücadele olmadan güçlenmez. Bu yüzden gençler olarak hayatındaki her zorluğa, “Neden başıma geldi?” diye değil; “Bu, bana ne öğretiyor?” diye yaklaşmayı tercih edelim.

Elbette her acı, insanı büyütmez; bazı yaralar, destek ve iyileşme gerektirir. Ama üstesinden gelebileceğin her sorumluluk, her emek ve her mücadele, seni bir sonraki zorluğa daha hazırlıklı hâle getirir. Nitekim araştırmalar da çocuklukta yaşına uygun sorumluluklar üstlenen ve emek veren bireylerin, yetişkinlikte daha yüksek psikolojik dayanıklılık geliştirebildiğini göstermektedir.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.