Filistin

Gazze’ye Destek Olma Konusundaki Mes’ûliyetimiz ve Görevlerimiz

Bugün, Gazze ve diğer İslâm beldelerinde mazlum durumundaki kardeşlerimize destek olabilmek için çeşitli yollarla çaba harcıyoruz: boykotlar yapıyoruz, yürüyüşlere katılıyoruz, dualar ediyoruz. Ancak fiili olarak Gazze'ye gitme imkânımız olmadığında, bu mes’ûliyetimizi nasıl yerine getirebiliriz?

Abone Ol

Öncelikle, Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de müminlerin kardeş olduklarını bildiriyor:
"Mü’minler ancak kardeştirler..." (el-Hucurât, 10)
Bu kardeşlik, sadece duygusal değil, fiili yardımlaşma ve birbirimizin acılarına ortak olmayı da içerir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de, müslümanın müslüman kardeşine zulmetmemesi gerektiğini belirtmiştir:
"Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez..." (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58)

Günümüzde Gazze gibi bölgelerde zulme uğrayan milyonlarca Müslüman var. Bizler de bu zulme karşı mes'ûlüz. Bunu sadece sözle değil, fiilen de göstermek durumundayız. Allah’ın huzuruna çıktığımızda, o zulme göz yummamızı ve sessiz kalmamızı nasıl açıklayacağız?

Mazlum Kardeşlerimize Karşı Görevlerimiz:

Filistin, Doğu Türkistan, Myanmar, Sudan, Yemen gibi bölgelerdeki mazlum kardeşlerimizin yaşadığı dram, ümmet olarak hepimizi derinden etkiliyor. Bir Müslüman, dünyadaki zulümlere karşı kayıtsız kalmamalıdır. Şu an Gazze’deki durum gibi, bir zamanlar bizler de Osmanlı’nın kaybettiği topraklarda benzer fedakârlıklar görmüş ve yapılan yardımlar ümmetin birliğini simgelemiştir. Bu tarihî sorumluluğumuz, bugün de geçerlidir.

Türkiye gibi İslâm’ın güçlü temsilcilerinden biri olan bir ülkede yaşıyoruz ve bu büyük bir nimet. Ancak bu nimet, aynı zamanda bize büyük sorumluluklar yüklüyor. Şayet bu sorumlulukları yerine getirmezsek, Allah’ın huzurunda sorumlu olacağız.

Fiili Yardımın Yeri:

Bugün Gazze’ye bizzat gitmek mümkün olmasa da, yapabileceğimiz pek çok şey var. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şu hadisiyle bizlere yol gösteriyor:
"Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle buğzetsin ki bu, îmânın en zayıf derecesidir." (Müslim, Îmân, 78)
Bu hadisi göz önünde bulundurursak, her bir Müslüman olarak, elimizden geleni yapmakla yükümlüyüz.

  1. Boykot ve Protesto:
    Zâlimlerin destekçisi olan markaları boykot edebilir, onların ürünlerini satın almaktan kaçınabiliriz. Bu, doğrudan veya dolaylı olarak zulme destek vermemek anlamına gelir.

  2. Dünya Kamuoyuna Duyurular Yapmak:
    Filistinli kardeşlerimizin haklı davasını her platformda duyurabilir, insanları bu konuda bilgilendirebiliriz. Umut, insanlığın duyduğu vicdanla da büyür.

  3. Yerel Yardımlar ve Kardeşlik:
    Filistinli kardeşlerimize, Türkiye'ye gelenler üzerinden yardımda bulunabiliriz. Bu, büyük bir kardeşlik örneği oluşturur ve ümmetin birliğini simgeler.

  4. Dua ve Tevbe:
    Filistinli kardeşlerimizin acısı devam ederken, bizim de gönlümüzde hissedilen ıztırap, aynı zamanda bir imtihanıdır. Rabbimize dua ederek bu acıları hafifletmeye çalışmalı, kendimizi ve ümmeti affetmek için tevbe etmeliyiz.

Gazze'ye bizzat gitme şansımız olmayabilir, ancak gücümüz dâhilinde yapabileceklerimiz hala çoktur. Zulmü göz ardı etmek, zalime destek vermek anlamına gelir. Ancak, "bir şeyin tamamı elde edilemiyorsa, elde edilebilen kısmından da vazgeçmek gerekmez" prensibiyle, el birliğiyle bu acılara son vermek için mücadele edebiliriz.

Rabbimiz, bize gücümüzün yettiği kadarını yüklemektedir. Biz de bu sorumluluğu yerine getirmek, Gazze ve diğer mazlum bölgelerdeki kardeşlerimize vefâ göstermekle mükellefiz.