Abone Ol

GZT ÖZEL | Amiral Cihat Yaycı Mekke Paktı'nın arka planını anlattı: Anlaşmaya Türkiye'nin dahil olması tüm dengeleri değiştirdi

Ağustos 2026'da Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan savunma paktı, uluslararası arenada yeni bir bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor. "Mekke Anlaşması" olarak bilinen ve kapsayıcı alanının genişliğiyle öne çıkan bu stratejik hamle, bölgesel sahiplik ilkesiyle dikkat çekiyor. GZT YouTube kanalında GZT Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer'e konuşan Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, üç güçlü ülkenin bir araya gelmesinin Orta Doğu ve Güney Asya'daki jeopolitik dengeleri temelden etkileyeceğini belirtirken dikkat edilmesi gereken noktalar olduğunun altını çiziyor.

GZT ÖZEL | Amiral Cihat Yaycı Mekke Paktı'nın arka planını anlattı: Anlaşmaya Türkiye'nin dahil olması tüm dengeleri değiştirdi

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın katılımıyla Ağustos 2026'da şekillenen savunma işbirliği anlaşması, küresel güvenlik mimarisinde yeni bir dönemin kapılarını açtı. İlk olarak 2025 yılında Riyad'da Pakistan ile Suudi Arabistan'ın imzalarıyla temelleri atılan bu stratejik pakt, Türkiye'nin de denkleme dahil olmasıyla bölgesel düzende kritik bir konuma yerleşti.

İmzaların Mekke'de atılması ise inanç birliğinin önemini gözler önüne serdi. GZT Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer’e konuşan GZT YouTube Harita program konuğu Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, bölgesel sahiplik ilkesi çerçevesinde ele alınan anlaşmanın; Kızıldeniz, Hint Okyanusu ve Orta Doğu ekseninde oldukça güçlü bir askeri ve ekonomik blok inşa etme potansiyeline sahip olduğunu belirtti.

'Anlaşma NATO'nun beşinci maddesiyle çok benziyor'

Yaycı, oluşturulan yeni yapının temelinde yatan dayanışma prensibinin altını çizerek ittifakın çalışma mantığını açıkladı. Bir ülkeye gerçekleştirilme potansiyeli olan saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağı kuralının Şuşa Beyannamesi ile de paralellik gösterdiğini vurgulayan Yaycı, 'Anlaşma NATO'nun 5. Maddesine çok benziyor. Ama NATO seviyesine gelebilmek için çok yol kat edilmesi lazım.' İfadelerini kullandı.

Anlaşmanın kritik öneminin yanında askeri istihbarat ağlarının ve ortak harekat karar mekanizmalarının henüz tam anlamıyla yerleşmediğine dikkat çeken Yaycı, tüm bu sistemin kurulması için ayrıntılı bir hazırlıkla temin edilecek sağlam prosedürlere ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

'Türkiye ile dostluk kazandırır düşmanlık kaybettirir'

Yaycı'nın ifadelerine göre ittifakın caydırıcılık kapasitesinde Türkiye'nin köklü askeri tecrübesi ve savunma sanayii, Pakistan'ın nükleer teknoloji altyapısı ve Suudi Arabistan'ın finansal gücü ve petrol kaynakları kritik bir rol oynuyor. Yunanistan'ın bu üçlü yapılanmadan büyük rahatsızlık duyduğunu belirten Yaycı, Türkiye'nin askeri kapasitesinin sahadaki ağırlığına değindi. 'Biz NATO'nun ikinci büyük kara ordusuna sahibiz. Dolayısıyla Türkiye ile dostluk kazandırır. Türkiye ile düşmanlık kaybettirir.' diyen Yaycı Türkiye'nin ittifak içindeki öneminin altını çizdi.

Türkiye'nin NATO'daki konumu, Suudi Arabistan'ın ekonomik nüfuzu ile Pakistan'ın askeri birikiminin birleştiğini aktaran Yaycı, bu güç birliğine ilişkin, 'İşte arkasında nükleer bir güç olan NATO'nun 5. Maddesi benzeri bir anlaşma imzalamış bir üçlü var şu anda karşılarında.' Şeklinde konuştu. Yaycı'ya göre, Türkiye başkasının silahıyla güç gösterisi yapacak bir devlet olmamasının yanında masadaki potansiyel tek başına büyük bir caydırıcılık unsuru olarak öne çıkıyor.

'Mısır bu ittifaka katılmaya en yakın devlet'

Yaycı'ya göre Mekke Anlaşması'nın önümüzdeki dönemde yeni üyelerle genişleme potansiyeli askeri stratejilerin merkezinde yer alıyor. Kuzey Afrika ve Süveyş hattındaki hakimiyetiyle Mısır'ın sürece dahil olmasının Akdeniz'deki dengeleri kalıcı olarak değiştirebileceği öngörülüyor. Avrupa Birliği'nin Mısır'a baskı yaptığı yönündeki iddialara rağmen Mısır'ın anlaşmaya girebileceğini ifade eden Yaycı, 'Mısır bu ittifaka en yakın devlet bence girmeye yakın üye olmaya. Eğer katılırsa o zaman Akdeniz'in büyük kısmı bu ittifakın içerisine girer.' Dedi. Yaycı'ya göre ilerleyen süreçte Ürdün, Katar ve olası bir Kafkasya açılımı için Azerbaycan'ın katılımı da oldukça önemli başlıklar olarak ön plana çıkıyor. 'Ama benim gönlümün en çok istediği, katılmasını istediği kim derseniz Azerbaycan derim. Azerbaycan katılırsa Türk dünyası da bunun içerisine girer. Azerbaycan katıldıktan sonra burasının Türk Dünyası'na ve Kafkasya'ya açılımı da olur.' Şeklinde konuşan Yaycı özellikle Azerbaycan'ın katılımın pakt için kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi.

Mevcut çatışma dinamikleri sebebiyle Suriye ve Irak'ın kısa vadede bu denkleme girmesin düşük ihtimalli olduğunu ifade eden Yaycı, anlaşmanın bölge ülkelerine dış müdahalelerden uzak, bölgesel bir barış ve savunma kalkanı sunması hedeflendiğini söyledi. 'Bu ittifaklar aynı zamanda barış getirir. Yani kimseye bir saldırı niyetin yoksa barış getirir. Bir tuzağa da düşmezsen barış getirir. Buna biz bölgesel sahiplik ilkesi diyoruz.' Dedi.