2025 yılı, emtia piyasalarında son yılların en güçlü yükselişine sahne oldu. Yapay zeka ve teknoloji yatırımlarının hızlanması sanayi metallerine olan talebi artırırken, jeopolitik riskler ve merkez bankalarının alımları altın ve gümüşü destekledi. Böylece değerli metaller, sanayi metalleri ve tarımsal emtialar, farklı dinamiklerin etkisiyle birbirinden ayrışan bir fiyatlama süreci yaşadı.
Değerli metaller cephesinde altın ve gümüş tarihi bir performans sergiledi. 2025 yılında ons altın 5 bin 600 dolar, ons gümüş ise 120 dolar seviyelerine ulaşarak son yarım yüzyılın en güçlü yükselişlerinden birini kaydetti. Ahlatcı Holding Strateji Direktörü Tonguç Erbaş’a göre, bu rallinin arkasında jeopolitik risklerin yanı sıra merkez bankalarının artan altın alımları, küresel faiz indirimlerine yönelik beklentiler ve yatırımcıların güvenli liman arayışı yer aldı.
Erbaş, son 25 yılda mortgage krizi ve pandemi sonrası genişleyen küresel para arzının, ABD dolarının reel alım gücünü zayıflatırken altının cazibesini de artırdığına değiniyor. Yüksek likidite ortamında riskli varlıklarda pozisyon taşıyan yatırımcıların portföylerini korumak amacıyla önce altına, ardından gümüşe yönelerek değerli metallerdeki yükselişi daha da güçlendirdiğini söylüyor.
Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk, en belirgin etkinin petrokimya sektöründe hissedildiğini söylüyor. Özellikle gübre üretiminde kullanılan hammaddelerin tedarikinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle kimyasal gübre fiyatlarının dünya genelinde yükseldiğine dikkat çeken Yıldırımtürk, bunun tarımsal üretim maliyetlerini artırarak gıda enflasyonu üzerinde de baskı oluşturduğunu ifade ediyor.
Bakır, son beş yıldır istikrarlı yükselişini koruyor
Sanayi metalleri tarafında ise daha farklı bir görünüm öne çıkıyor. Bakır, alüminyum ve çinko kademeli bir değer artışı sergilerken, bu yükselişler altın ve gümüşte görülen sert hareketlerin oldukça gerisinde kalıyor. Özellikle bakır, son beş yıldır istikrarlı yükseliş trendini korurken, platin ve paladyum, altına benzer şekilde hızlı yükselişlerin ardından sert değer kayıpları yaşıyor.
Tarım emtialarında ise daha dengeli bir seyir dikkat çekiyor. Buğday, pirinç, mısır, soya fasulyesi, pamuk ve kakao fiyatları son iki yılda dönemsel yükselişler gösterse de sonrasında gelen düzeltmelerle birlikte daha istikrarlı bir bantta işlem görüyor. Erbaş, genel tabloya bakıldığında savaş ortamının emtia piyasalarında yeni bir yükseliş trendi başlatmaktan ziyade, daha önce oluşan güçlü fiyat artışlarının realize edilmesi için bir fırsat sunduğunu söylüyor.
Savaş sonrası emtia piyasasında kar realizasyonu öne çıktı
İran-ABD gerilimi altın fiyatlarını yeni zirvelere taşımak yerine, tarihi yükselişlerin ardından güçlü bir kâr realizasyonunu beraberinde getirdi. Özellikle kaldıraçlı ve kredili işlemlerde yaşanan çözülme, değerli metallerde sert satışları beraberinde getirdi. Bu süreçte ons altın 5 bin 600 dolar seviyesinden 4 bin dolara, ons gümüş ise 120 dolardan 60 dolar seviyesine kadar geriledi.
Erbaş’a göre, bu hareketi ‘süper sıkışma’ olarak tanımlamak da doğru olmayabilir. Ancak yaşanan sert düzeltmenin ardından piyasaların, önceki yıllardan farklı dinamiklerle daha dengeli ve yatay bir fiyatlama sürecine girdiğini de söylemek mümkün.
Yıldırımtürk’e göre de bu süreç, klasik güvenli liman refleksinden farklı işledi ve savaşın finansman ihtiyacı piyasaların yönünü belirleyen temel unsur haline geldi.
Emtialara bakış açısı değişiyor mu?
Emtia varlıklarına geçen yıla göre bakış açısının değişmediğini söyleyen Erbaş, “Portföy dağılımına göre bir kısım altın ve bakır yüzde 15 gibi hala tutulabilir. Özellikle savaşın sona ermesi sonrasında merkez bankalarının tekrar faiz indirimi yapacağı beklentisi gündeme gelirse altın diğer emtia grubuna göre bir nebze avantajlı olabilir. Fakat bu yıl için altın ve gümüşte yeni zirveleri beklemek çok doğru bir strateji olmayacaktır” diyor.
Güvenli liman algısı değişiyor
Merkez bankalarının altın talebi sürecek
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.