Her ne kadar son zamanlarda tartışılmasa da Yusuf Aleyhisselam’ın Müslüman olmayan bir yönetimde görev alması Müslüman gençlerin gündemlerini epeyce meşgul etmişti. Sadece gençleri değil İslam’ın siyasi yönüyle ilgilenen ilim adamları, müfessirler Müslüman olmayan yönetimlerde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini Hz. Yusuf’la izah etmek durumunda kalıyorlardı. Hatırladığım kadarıyla Mevdudi, İslam’da Hükümet isimli eserinde bu konuya genişçe yer ayırmıştı.
Bunun yanında Mekke müşriklerinin Hz. Peygamber’e(s.a.v) yaptıkları teklif ve Onun bu teklifleri reddetmesi de hepimizce bilinen bir gerçek olarak orta yerde duruyordu. Aslında bu iki örnek karşılaştırılmalı olarak ele alındığında mesele hemen anlaşılacak ve bir karara varılacaktı.
Evet, Peygamber Efendimize (s.a.v) müşrikler gelerek kendisine teklifler sunmuşlardı;
“Eğer Mekke’nin en zengini olmak istiyorsan kendi aramızda para toplayalım ve seni Mekke’nin en zengini yapalım.”
“Eğer istiyorsan seni Mekke’nin reisi yapalım.”
“Eğer istiyorsan sana Mekke’nin en güzel kadınını alalım…” diyorlardı
Ama bunun karşılığında ondan bir şey istiyorlardı; bu peygamberlik davasından vazgeçmesini, Mekke’nin ilahlarına dil uzatmamasını istiyorlardı, bildiğiniz gibi Efendimiz Aleyhisselam onların bu tekliflerini reddetti.
Gelelim Yusuf Aleyhisselam’a; Ona bu tekliflerin hiçbiri sunulmadı
“Seni Mısır’ın hazinelerinin başına geçirelim, en büyük yetkileri verelim, hazineleri sana teslim edelim ama bizim bir şartımız var; inancından vazgeçeceksin, ataların Yakup, İshak ve İbrahim’in dinini bırakacaksın, Mısır’ın tanrılarına asla dil uzatmayacaksın…” gibisinden hiçbir şart koşmamışlar hatta serbest bıraktıkları gibi yolunu da açmışlardır.
Yani Hz. Yusuf göreve gelirken peygamberliğe ve tevhid davasına halel getirecek hiçbir şeyin altına imza atmadığı gibi Hz. Peygamber Aleyhisselam, karşılığında dininden ve davasından vazgeçmesini istedikleri bu teklifi baştan reddetmiştir.
Günümüz Müslümanlarının durumunun bunlardan hangisine benzediğine herkes kendisi karar verecek. Bizlerden neyin karşılığında neler isteniyor bunları tespit etmek o kadar zor değildir, her bir konumun ayrı ayrı konuşulması gerektiği ortadadır.
Rabbim akıbetimizi hayreyleye, cumanız mübarek olsun!