Mümin Suresi 40. ayetin Arapça metni, meali ve tefsiri ile birlikte iyiliğin karşılığı, ilâhî adalet ve amellerin mükâfatı açıklanıyor. Ayet-i kerimede şöyle buyrulur:
İYİLİĞİN KARŞILIĞI: KAT KAT MÜKFAT VE İLHÎ ADALET Mümin Suresi 40. Ayet Arapça: مَنْ عَمِلَ سَيِّئَةً فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَاۚ وَمَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ يُرْزَقُونَ ف۪يهَا بِغَيْرِ حِسَابٍ
Mümin Suresi 40. Ayet Meali: Kim bir kötülük işlerse, sadece onun kadar ceza görür. Kim de kadın veya erkek, mümin olarak faydalı bir iş yaparsa işte onlar, cennete girecekler, orada onlara hesapsız rızık verilecektir. (Mümin, 40/40)
Allah’ın, kulları üzerinde sayısız nimeti vardır. Bütün bu nimetler O’nun kullarına olan rahmet ve merhametinin bir göstergesidir. Allah’ın dünyada, mümin-kâfir herkesi kapsayan bu nimetleri ahirette yalnızca inananlara ulaşacak, onlar Allah’ın lütfuyla yaptıklarının fazlasıyla ödüllendirileceklerdir. İyilik yapana kat kat mükâfat verilecek, kötülük yapan da yalnızca yaptığının karşılığını görecektir. Bunun da ötesinde iyilik düşünenler, hatta iyiliğe sebep olanlar da niyetlerinin karşılığını alacaklardır. Çünkü müminin niyeti amelinden hayırlıdır. Zaten ameli hayırlı kılan da niyettir.
Ahirette kötülükler dengiyle karşılık bulacak, iyilikler ise “hesapsız nimetler”le ödüllendirilecektir.
Allah’ın merhameti sınırsızdır.
Seyyie: Kötülük, günah.
Mümin Suresi 40. Ayet Tefsiri: O mü’min adam nasihatlerine şöyle devam etti: “Ey kavmim! Gelin bana uyun ki size doğru yolu göstereyim.”
“Ey kavmim! Şu dünya hayatı, gelip geçici bir avuntudan ibarettir. hiret ise, asıl yerleşilecek ve ebediyen kalınacak yer orasıdır.”
“Kim bir kötülük işlerse, orada sadece yaptığı kadarıyla cezalandırılacaktır. Erkek veya kadın kim de mü’min olarak sâlih ameller işlerse, işte onlar cennete girecekler ve orada hadsiz hesapsız nimetlere nâil olacaklardır.”
O mü’min zât ne kadar yumuşak, ne kadar gönül okşayıcı ve cezp edici bir üslupla konuşuyor. deta sözlerinin her kelimesinden, her harfinden şefkat ve merhamet damlıyor. O yüce hakîkatleri bütün samimiyeti ve içtenliği ile bereketli bahar yağmurlarının toprağa işlemesi gibi kalplere sindiriyor. Akılları tefekküre, gönülleri intibâha çağırıyor. Ebedî diriliş ve kurtuluşun reçetesini yazıyor, yolunu gösteriyor.
Yüce Allah’ın hikmeti, kullarına merhametinden ve onların güçsüzlüğünü en iyi takdir ettiğinden onların iyiliklerine kat kat mükâfat vermeyi, kötülüklerini ise katlamamayı gerektirmiştir. Merhametli Rabbimiz, iyiliğin önünde birçok engel bulunduğundan yapılan iyiliklerin sevabını katlamakta ve bunları kötülüklere kefaret yapmaktadır.