PKK'nın, dağ kadrosunda katlettirdiği 12-14 yaş aralığındaki çocukların fotoğraflarını bir "propaganda" malzemesi olarak servis etmesi, bölge siyasetindeki ikiyüzlülüğü bir kez daha deşifre etti.
Henüz ilkokul çağında elinden kalemi alınıp kalaşnikof tutuşturulan, dağa kaçırılarak hayatı çalınan bu çocuklar uluslararası hukuka göre açıkça insan hakkı ihlali ve ağır bir çocuk istismarı teşkil ederken; DEM Parti cephesinden örgüte tek bir eleştiri veya kınama cümlesi dahi gelmedi.
Peygamber Sevdalıları Vakfı’nın düzenlediği "Hayat Namazla Güzeldir" gibi etkinlikleri "çocuk pedagojisi" ve "istismar" kisvesi altında Meclis kürsülerinden hedef gösterenler, bugün el kadar çocukların dağda ölüme sürüklenmesini derin bir sessizlikle izliyor.
Hatta çocukları ölüme süren odakların taziye çadırlarında boy gösteriyorlar, görkemli törenleri organize ediyorlar.
BM’nin Suriye’ye ilişkin son kapsamlı raporunda, 1 Ekim 2022–31 Aralık 2024 arasında farklı silahlı gruplarca 1.981 çocuğun silah altına alındığı veya kullanıldığı doğrulandı.
Öcalan’ın teorize ettiği ideolojik söylemler uğruna sıcak yuvalarından, okullarından ve ailelerinden koparılan bu çocuklar dağlarda ölüme sürüldü.
Öcalan’ın "komün belediyeciliği" hayalini siyasete taşıyanlar da, kamuoyunda adeta "Çocuklar bilinçlenmesin de ne olursa olsun" zihniyetinin acı bir yansıması olarak yorumlanıyor. İslami ve ahlaki değerlerle büyüyen bir gençlik yerine, kandırılarak ideolojik hülyalar uğruna dağa kaçırılan evlatlara göz yuman bu zihniyet; PKK'nın çocuk istismarını bugün hala taziye çadırlarında meşrulaştırmaya devam ediyor.