Abone Ol

Peygamber Efendimiz’in Sütannesi Hz. Halime’ye ve Süt Akrabalarına Vefası

Peygamber Efendimiz’in sütannesi Hz. Halîme’ye ve süt akrabalarına ömür boyu gösterdiği vefâ ve hürmetten ibretlik örnekler.

Peygamber Efendimiz’in Sütannesi Hz. Halime’ye ve Süt Akrabalarına Vefası

Hazret-i Peygamber -aleyhissalâtü vesselâm-, süt akrabâlarına karşı da ömür boyu vefâkâr davranmıştır.

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN SÜTANNESİ HALÎME HTUN’A VEFSI

Sütannesi Halîme Hâtun’u her gördüğünde; “Anneciğim! Anneciğim!” der, kendisine candan muhabbet ve hürmet gösterir, ridâsını (üst elbisesini) yere serip üzerine oturtur, bir isteği varsa hemen yerine getirirdi. (İbn-i Sa’d, I, 113, 114)

Yine Peygamber Efendimiz bir gün otururken, sütannesinin kocası çıkagelmişti. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, hürmeten elbisesinin bir kısmını yere serdi ve onu üzerine oturttu. Az sonra sütannesi geldi. Peygamber -aleyhissalâtü vesselâm- onun için de elbisenin diğer tarafını serdi, sütannesi de üzerine oturdu. Biraz sonra da sütkardeşi geldi. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- onun için ayağa kalktı ve onu da önüne oturttu. (Ebû Dâvûd, Edeb, 119-120/5145)

Halîme Hâtun, bir gün Peygamber Efendimiz’i görmek için Mekke’ye gelmişti. Efendimiz o vakit, Hazret-i Hatîce ile evli idi. Halîme Hâtun’u misâfir ettiler ve güzelce ağırladılar. Hazret-i Halîme, yurtlarında hüküm süren kuraklık ve kıtlıktan, hayvanlarının kırıldığından dert yandı. Fahr-i Kâinât Efendimiz, Hazret-i Hatîce’ye sütannesinin vaziyetini anlatınca, Hatîce vâlidemiz ona kırk koyun ile binmek ve yüklerini taşımak üzere bir de deve hediye etti. Böylece Hatîce vâlidemiz de Efendimiz’e olan vefâsını gösterdi. (İbn-i Sa’d, I, 114)

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN HALÎME HTUN’UN KIZ KARDEŞİNE VEFSI

Mekke’nin fethi esnâsında Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Ebtah mevkiinde iken, Halîme Hâtun’un kız kardeşi O’nu ziyârete gelmişti. Bir dağarcık içinde keş peyniri ve yağ gibi şeyler hediye etmişti. Allah Rasûlü ona hemen sütannesini sordu. Vefât etmiş olduğu söylenince Peygamber Efendimiz’in gözleri yaşla doldu. Geride kimleri kaldığını sordu. Daha sonra da bu hanıma elbise giydirilmesini, bir deve ve iki yüz dirhem gümüş para verilmesini emretti. Kadıncağız sevinçle yurduna dönerken:

“–Sen, küçükken de büyüdükten sonra da ne güzel bir akrabâsın!” diyordu. (Vâkıdî, II, 869; Belâzurî, I, 95)

RASÛLULLH’IN SÜT KARDEŞİ ŞEYM HTUN’A VEFSI

Huneyn Gazâsı’nda zafer elde edilmiş, ele geçirilen ganimetlerin yanında çok sayıda da esir alınmıştı. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e, esirler arasında sütkardeşi Hazret-i Şeymâ’nın da bulunduğu haberi geldi. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, hemen onu yanına getirterek ridâsını çıkardı ve Hazret-i Şeymâ’nın altına serdi. Bâdiyede beraber büyüdükleri bu kıymetli süt kardeşe, büyük bir vefâ gösterip şefkatle muâmele ederek:

“–Hoşgeldin!” dedi. Eski günleri hatırladı ve gözleri yaşla doldu. Anne ve babasını sordu. Şeymâ, onların vefât etmiş olduklarını bildirdi. Allah Rasûlü diğer akrabâları hakkında da bilgi aldı. Daha sonra da:

“–İstersen, sevgi ve saygı görerek yanımda otur! İstersen, sana mallar verip kabîlenin yanına göndereyim? Senin için bunu da yaparım.” buyurdu. Şeymâ:

“–Sen bana mal ver ve beni kavmimin yanına gönder.” dedi ve ardından müslüman oldu. Allâh Râsûlü, Şeymâ Hâtun’a ve âile halkından sağ olanlara, deve ve davarlar verdi. Şeymâ Hâtun’a ayrıca bir erkek ve bir de kadın köle bağışladı. Şeymâ da onları birbirleriyle evlendirdi. (İbn-i Hişâm, IV, 101; Vâkıdî, III, 913)

Bir müddet sonra da Peygamber Efendimiz, içlerinde süt akrabâları bulunan esirlerden kendi hissesine ve Abdülmuttaliboğulları’na düşenleri serbest bıraktığını îlân etti. Ashâbına:

“–Sizden her kim, esirlerini bedelsiz, gönül rızâsı ile vererek kardeşlerini memnûn etmekten hoşlanırsa, böyle yapsın! Her kim de kendi payına düşeni bedelsiz olarak vermek istemezse, bunu Allâh’ın ihsân edeceği ilk ganimetten öderiz. Dileyen de böyle yapsın!..” ricâsında bulundu. Ashâb-ı kirâm da büyük bir fazîlet örneği sergileyerek:

“–Bizler de esirlerimizi Allâh’ın Peygamberi’ne hibe ettik!” dediler. (Buhârî, Meğâzî, 54; İbn-i Hişâm, IV, 134-135)

Böylece o gün Hevâzin’e, binlerce harp esîri, hiçbir karşılık alınmadan iâde edildi. Allah Rasûlü’nün vefâ hissi sâyesinde binlerce insan ihyâ edildi, îmâna ve hürriyete kavuşturuldu.