Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün 15 yaşındaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini ölçtüğü Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın 2025 sonuçları açıklandı. Türkiye; fen bilimleri, okuma ve matematik alanlarının tamamında puanını artırarak OECD ülkelerindeki genel düşüş eğiliminden ayrıştı.
Türkiye’nin ortalama puanı 2022’ye kıyasla fen bilimlerinde 18 puan artarak 494’e, okumada 16 puan yükselerek 472’ye, matematikte ise 8 puanlık artışla 462’ye çıktı.
OECD, Türkiye’yi 2022-2025 döneminde üç temel alanın tamamında performansını artıran az sayıdaki ülke ve ekonomiden biri olarak gösterdi.
Türkiye sıralamada yükseldi
Türkiye, PISA 2025 sonuçlarına göre fen bilimlerinde 19’uncu, okumada 18’inci, matematikte ise 28’inci sıraya yerleşti.
Ülkenin sıralaması 2022’ye göre fen bilimlerinde 15, okumada 17 ve matematikte 10 basamak yükseldi.
Türkiye’nin puanı fen bilimlerinde OECD ortalamasının 12, okumada ise 11 puan üzerine çıktı. Matematik puanı OECD ortalamasının yalnızca bir puan altında kaldı.
Fen bilimlerinde 494 puan alan Türkiye; Çekya, Belçika, Almanya, Hollanda, İsveç, Fransa ve İtalya’yı geride bıraktı. Okuma alanında ise İsviçre, Çekya, Avusturya, İsveç, Belçika ve Almanya’nın üzerinde yer aldı.
OECD ortalaması üç alanda geriledi
Türkiye’nin yükselişine karşılık OECD ülkelerinin ortalama performansı üç temel alanda da düştü.
OECD ortalaması 2022-2025 döneminde fen bilimlerinde 3 puan azalarak 482’ye, okumada 14 puan gerileyerek 461’e ve matematikte 9 puan düşerek 463’e indi.
Uzun dönemli veriler de OECD ülkelerindeki gerilemenin devam ettiğini gösterdi. OECD ortalaması 2015-2025 döneminde matematikte 22, okumada 28 ve fen bilimlerinde 7 puan düştü.
OECD, performans kaybının yalnızca Kovid-19 salgınıyla açıklanamayacağını belirtti. Özellikle okuma alanındaki gerilemenin salgından önce başladığına dikkat çekildi. Artan ekran kullanımı, dijital dikkat dağınıklığı ve öğrencilerin hobi amacıyla daha az kitap okuması tartışılan etkenler arasında yer aldı.
Türkiye’nin 10 yıllık yükselişi
Türkiye’nin fen bilimleri puanı 2015’te 425 seviyesindeyken 2018’de 468’e, 2022’de 476’ya ve 2025’te 494’e yükseldi.
Matematik puanı 2015’te 420 iken 2018’de 454’e çıktı. Puan 2022’de 453’e gerilese de 2025’te 462’ye yükseldi.
Okuma puanı ise 2015’te 428’den 2018’de 466’ya çıktı. 2022’de 456’ya gerileyen puan, 2025’te yeniden yükselerek 472 oldu.
Problem çözmede OECD ortalamasının altında
PISA 2025 kapsamında değerlendirilen hesaplamalı problem çözme alanında Türkiye’nin ortalama puanı 473 olarak ölçüldü.
OECD ortalamasının 500 olduğu bu alanda Türkiye, ortalamanın 27 puan altında kaldı.
PISA 2025’e 91 ülke ve ekonomiden 760 binden fazla öğrenci katıldı. Katılımcıların dünya genelindeki yaklaşık 33 milyon 15 yaşındaki öğrenciyi temsil ettiği bildirildi.
Düşük performans gösteren öğrenci oranı azaldı
Türkiye’deki puan artışı, temel yeterlilik düzeyine ulaşan öğrencilerin oranlarına da yansıdı.
Fen bilimlerinde öğrencilerin yüzde 81’i en az ikinci yeterlilik düzeyine ulaştı. Bu oran OECD genelinde yüzde 74 olarak ölçüldü. En yüksek iki performans seviyesine ulaşan öğrencilerin oranı ise hem Türkiye’de hem de OECD genelinde yüzde 7 oldu.
Matematikte temel yeterlilik düzeyine ulaşanların oranı Türkiye’de yüzde 64, OECD’de yüzde 65 olarak kaydedildi. En yüksek performans gösterenlerin oranı her iki tarafta da yüzde 8 oldu.
Okumada Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 76’sı temel yeterlilik düzeyine ulaştı. OECD ortalaması ise yüzde 69’da kaldı. En yüksek okuma seviyesine ulaşanların oranı Türkiye’de yüzde 4, OECD genelinde yüzde 6 olarak belirlendi.
Türkiye’de 2015’e kıyasla temel yeterlilik seviyesinin altında kalan öğrencilerin oranı matematik ve okumada 16’şar, fen bilimlerinde ise 25 yüzde puan azaldı.
Puanlar yükseldi ancak başarı farkı büyüdü
Türkiye’nin ortalama performansı yükselse de iyileşme bütün öğrenci gruplarına eşit biçimde yansımadı.
2022-2025 döneminde en yüksek puan alan yüzde 10’luk öğrenci grubu ile en düşük puan alan yüzde 10’luk grup arasındaki fark matematik ve fen bilimlerinde büyüdü. Okuma alanında ise anlamlı bir değişiklik kaydedilmedi.
Sosyoekonomik açıdan en avantajlı yüzde 25’lik gruptaki öğrenciler, en dezavantajlı yüzde 25’lik gruptaki öğrencilerden fen bilimlerinde 81 puan daha yüksek sonuç aldı. OECD genelinde bu fark 85 puan oldu.
2015-2025 döneminde sosyoekonomik gruplar arasındaki başarı farkı Türkiye’de genişlerken OECD genelinde daraldı. Türkiye’de avantajlı öğrencilerin performansı, dezavantajlı öğrencilere kıyasla daha hızlı yükseldi.
Dezavantajlı öğrencilerde dikkat çeken sonuç
Başarı farkındaki artışa rağmen Türkiye’deki dezavantajlı öğrencilerin uluslararası karşılaştırmadaki performansı görece yüksek çıktı.
Uluslararası sosyoekonomik ölçeğin en alt yüzde 25’lik bölümünde yer alan Türkiye’deki öğrencilerin fen bilimleri ortalaması 466 puan oldu. Bu sonuç, benzer sosyoekonomik koşullardaki öğrenciler arasında kaydedilen en yüksek puanlardan biri olarak gösterildi.
Dezavantajlı öğrencilerin yüzde 13’ü, Türkiye’de fen bilimlerinde en başarılı yüzde 25’lik öğrenci grubuna girdi. OECD ortalaması yüzde 12 olarak kaydedildi.
Her iki öğrenciden biri en az bir gün okula gitmedi
Akademik sonuçlardaki yükselişe rağmen devamsızlık, Türkiye’nin en dikkat çekici sorunlarından biri olmayı sürdürdü.
Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 53’ü, PISA sınavından önceki iki hafta içinde en az bir tam gün okula gitmediğini bildirdi. OECD ortalaması yüzde 22’de kaldı.
Aynı dönemde Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 41’i en az bir dersi kaçırdığını söyledi. Bu oran OECD genelinde yüzde 24 olarak ölçüldü.
Okula en az bir kez geç kaldığını belirten öğrencilerin oranı Türkiye’de yüzde 49, OECD genelinde yüzde 50 oldu.
Türkiye’de tam gün devamsızlık oranı 2018’de yüzde 52, 2022 ve 2025’te ise yüzde 53 olarak kaydedildi.
Öğrencilerin yüzde 28’i okulu “zaman kaybı” görüyor
Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 73’ü birçok farklı konuyu merak ettiğini, yüzde 68’i ise zorlayıcı bir işle karşılaştığında daha fazla çaba gösterdiğini bildirdi. Zorluk karşısında çabasını artırdığını söyleyenlerin oranı OECD’de yüzde 60 oldu.
Buna karşılık Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 28’i okulun “zaman kaybı” olduğunu düşünüyor. OECD ortalaması yüzde 24 olarak ölçüldü.
Okulu zaman kaybı olarak görenlerin oranı 2022’ye kıyasla 6,5 yüzde puan azaldı. Ancak kendisini meraklı olarak tanımlayan öğrencilerin oranı 4, zorlandığında daha fazla çaba gösterdiğini söyleyenlerin oranı ise 2,9 yüzde puan geriledi.
Zorbalık yeniden yükseldi
Türkiye’de öğrencilerin yüzde 21’i ayda birkaç kez veya daha sık en az bir tür zorbalığa maruz kaldığını bildirdi. OECD ortalaması yüzde 20 oldu.
Türkiye’de 2018-2022 döneminde gerileyen zorbalık oranı, 2022-2025 arasında yeniden yükseldi.
İzinleri olmadan kendileri hakkında üzücü bilgilerin internette yayımlandığını ayda birkaç kez veya daha sık bildiren öğrencilerin oranı hem Türkiye’de hem de OECD genelinde yüzde 3 olarak kaydedildi.
Türkiye’de anne, baba veya velisinin haftada en az bir kez okulda ne yaptığını sorduğunu belirten öğrencilerin oranı 2022’de yüzde 66 iken 2025’te yüzde 63’e düştü.
Okulda yaşadığı sorunları ailesiyle haftada en az bir kez konuştuğunu söyleyen öğrencilerin oranı ise yüzde 53’ten yüzde 43’e geriledi.
Aile desteğindeki düşüşün yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığı, PISA’ya katılan ülke ve ekonomilerin neredeyse tamamında benzer bir eğilim görüldüğü belirtildi.
Kaynak: Ekonomim