Abone Ol

Şeytani kibrin yeryüzündeki tezahürü ve Siyonizm

Sibel Eraslan, Gazze’de çocukların dahi hedef alınmasını Siyonizmin kibir, ırkçılık ve üstünlükçülük anlayışı üzerinden değerlendirerek Filistin’in tarihî ve dinî önemine dikkat çekiyor.

Şeytani kibrin yeryüzündeki tezahürü ve Siyonizm

Sibel Eraslan / StarGazze'nin uçurtma uçuran çocukları…

Bizde Kur'an-ı Kerim okunmaya başlandığında, evvela Euzu Besmele çekilir. Ki: Euzu billahi mineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim, taşlanan şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım, Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismiyle başlarım anlamındadır.

Şeytan ancak şeytana has bir kibir göstererek - ki kendisi ilk ırkçıdır - Adem aleyisselam topraktan yaratıldığı için onu küçümsemiş, onun çamurdan kendisinin ise ateşten yani daha üstün bir şeyden yaratıldığını ileri sürmüş ve Rabbinin emrine boyun eğmemişti. Bu büyüklenme, bu kibir, bu aşağılama, bu kendini herkesten üstün bilme işi, bizlere Kur'an'ın tel'in ederek öğrettiği ilk suçtur, ilk kötülüktür, ilk ayıptır, ilk günahtır ve dışarı çıkartılma sebebidir.

Şeytanın şerri dediğimiz şey de, halen devam etmekte olan Şeytan ve yoldaşlarının yaptığı desiseler, kurdukları pusular, yanıltmalar ve yoldan çıkartmalar, zulümler şeklinde Kıyamet'e kadar sürecektir.

Şeytan'ın yeryüzündeki gölgesi olarak Siyonizm, Şeytan'ın büyüklenmesinin, kibrinin, üstenciliğinin, ırkçılığının, hasisliğinin; yahudilik adına sanki bir bilinç/imişçesine örgütlenmiş halidir. Kendi ırklarından olmayanları öldürmeyi, mallarını talan etmeyi, tecavüz etmeyi, her türlü zulmü normalleştiren bir zihinsel çürüme içindedirler. İsrail ve İsrail'in ırkçı bakış açısı, insan düşmanı bir tavır içindedir.

En son Gazzeli çocukların uçurduğu uçurtmalara savaş açmış, uçurtmaların görüldüğü yerde onu uçuran çocuklarla birlikte öldürülmesi emrini vermiş bir devlet başkanları var. Tarihe; uçurtma katili olarak geçecek delilikte birisi!

Oysa hem insan, hem de tüm İbrahimi dinleri birleştiren bir odak olarak, insanoğlunun topografik karşılığı şeklindeki Kudüs; kutsaldır, saygıya değerdir, şeref sahibidir.

Kudüs'ün de içinde bulunduğu Filistin, bizlerin nazarında ise, Hz. Resulullah'ın (sav) emanetidir. Kudüs-ü Şerif, bizim miraç gecesine dair İslami belleğimizi işaret eden mübarek bir şehirdir. Gazze, Peygamberler yoludur, Hz. Meryem'in güzergahıdır. Filistin, kutsal kitapların seyrangahıdır...

Peki bugün feci şekilde binlerce katledilen Gazze'nin uçurtma uçuran çocukları, hangi toprakların üzerindedir? Yani Gazze, yani Filistin neresidir?

1948'den bu yana İsrail tarafından kısım kısım karartılan Filistin, bugün dünya barışının kilit notası mesabesindedir. Peki gerçekten neresidir Filistin? Mesela; Encyclopedia Britannica, 'Filistin' maddesini şöyle tanımlar; '1923'ten 1948'e kadar İngiliz mandasına konulmuş topraklar...'

Hakikaten böyle midir? Hakikaten bu kadar mıdır Filistin? Yani insanlık tarihinden ve tüm kadim kitaplarda Peygamberlerin etrafında anlatılagelen olayların geçtiği o kutsal toprakların insanlık belleğinde hiç mi yeri yoktur da Filistin dendiğinde sadece 25 yıllık bir sömürge yönetimi aktarılır ansiklopedi okuyucularına...

Filistin bahsinin Batı ansiklopedilerinde bu şekilde kısaltılmış tarihinin hiç kuşkusuz, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü ile ilgili bir sis bulutuyla da yakından alakası vardır. Filistin'in kaderinin 'Şark Meselesi' olarak addedilen Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü ile çakışması hiç kuşkusuz rastlantı değildir.

1897'deki Basel Kongresinden çıkan 'siyon protokolleri' çerçevesinde 'siyonizmin ülkeleşmesi' fikri, Filistin topraklarını hedef olarak gösteriyordu. Nitekim bu siyon protokol talebi Osmanlı Sultanı 2. Abdülhamit Han tarafından reddedilince, uzun vadeli başka bir plan devreye sokuldu. Osmanlı'yı çökerterek Filistin topraklarını kademeli olarak ilkin İngiliz sömürgesine, ardından da Yahudi işgal ve çullanmasına tabi tutacak bir Siyonist siyaset devreye sokuldu.

1921 yılında İngiliz Sömürgeler Bakanlığı yöneticilerinden Sir Hubert Young'un şu ifadeleri de Filistin'in neresi olduğundan çok, neresi yapılmak istendiğiyle ilgilidir. 'Bizim şimdi acil olarak halletmemiz gereken mesele, Filistin ülkesinde ezici çoğunluk sağlanana kadar Yahudi nüfusun artan bir hızla göç ettirilmesidir' sözleriyle, İngiltere'nin Filistin'in geleceğinde oynadığı menfi rol, gözler önüne serilmektedir.

Oysa çok eski tarihlerden bu yana, hatta ilk tarihçi Herodot'un anlatımında bile Filistin vardı.

İşgal devleti 1968'den bu yana şeytanileşmesini arttıra arttıra bugüne geldi dayandı. Çok şükür ki: Yeryüzündeki vicdan sahibi milyonlar, bu şeytani zulmü hep birlikte lanetliyor. İnsanlık tarihi bir sıçrayışla, suçlu olanı, zalim olanı, şeytani olanı yanından uzaklaştırıyor... Zalim ile arasına ciddi bir mesafe koyuyor.

Şeytanı uzaklaştıranlarla, Şeytanın yandaşları karşı karşıyalar...