İsmail Kılıçarslan, Ratko Mladiç’in ölümü vesilesiyle ırkçı söylemlerin katliamlara zemin hazırlayan tehlikeli zihniyetini ifade ediyor. Yeni Şafak / İsmail Kılıçarslan
Eline fırsat geçmiş Ümit Özdağ ya da Ratko geberdin mi sonunda?
Tarih 28 Haziran 1389. Kendisi de savaş meydanında Milos Obidic isimli bir Sırp derebeyinin suikastıyla şehit düşen Osmanlı sultanı Murad-ı Evvel, Sırp Prensi Lazar’ın komutasındaki haçlı kuvvetlerini Kosova ovasına “dikine” olacak şekilde gömüyor ve bu zafer, Osmanlı’nın Balkanlarda 500 yıl sürecek kesin hakimiyetini başlatıyor.
Tarih 28 Haziran 1989. Tito’nun ölümünden sonra Yugoslav ordusunun neredeyse tüm silah gücüne çöken Sıplar, dönemin Sırp lideri Slobodan Miloseviç’in öncülüğünde Kosova ovasında bir “600. Yıl Mitingi” düzenliyorlar. Burada Miloseviç, “parantez kapanacak, Türklerden 600 yılın intikamını alacağız. Türkleri paramparça edeceğiz” diye böğürüyor.
Sırpların Bosna’da soykırım işleyeceğini belli eden en büyük etkinlik bu miting ve motivasyonları da açık: Türkleri öldüreceğiz. Halbuki Sırpların “Türkler” dediği komşuları Boşnaklar, 500 yıl boyunca Sırplara “öf” bile dememiş tabiri caizse. Ancak ırkçılıktan gayrı bir ideoloji bilmeyen Miloseviç ve arkadaşları tüm Sırpları hastalandırarak, zehirleyerek sorunun “Türkler” olduğuna ikna ediyorlar.
Sokakta mikrofon uzatıp “Filistinliler güzel insanlar, ülkelerini savundular; Suriyeliler ülkelerini savunmak yerine Türkiye’ye kaçtı” yalanını yaymak isteyen Özdağcılar ne kadar mantıklıysa dönemde Sırplar da o kadar mantıklıydı anlayacağınız.
Dün geberip giden Ratko Mladiç, aslında önemsiz bir figür sayılır Bosna soykırımına kadar. 1942’de doğmuş, askeri eğitimden sonra “orta düzey bir askeri kariyer” yapmış, Komünist partiye üye olmuş falan filan. Tam emeklikten sonra bir sahil kasabasında apartman yöneticiliği yapıp apartman sakinlerini hayata küstüreceği sıra aradığı fırsat ayağına gelmiş ve Türk öldürme kariyerine atılmış. Sırp ordusunun komutanı haline gelmiş tez vakitte.
92’den 95’e kadar süren savaşta öyle aşağılık cinayetler, öyle rezil tecavüzler, öyle soykırımlar işledi ki lakabı “Bosna kasabı” oldu Mladiç’in. Saraybosna’da keskin nişancı tüfekleriyle insan avına gelen Batılı turistleri organize etmekten bazı Boşnak aileleri geride tek bir üyeleri kalmaksızın katletmeye değin bir dünya insanlık suçundan söz ediyoruz. Ancak onun “Bosna kasabı” olarak anılmasını sağlayan şey Srebrenitsa Soykırımı. Güya şehirdeki sivilleri koruyup şehri “güvenli bölge” olarak koruyan Hollandalı askerlerin komutanı Thom Karremans ile kadeh tokuşturup onların birliklerinden çıkmamasına dair bir anlaşma yaptı ve bu anlaşmadan sonra Sırplar, 8.500 Boşnak’ın ölümüyle sonuçlanan bir soykırım gerçekleştirdi şehirde. (Meraklısı için söyleyeyim. 80 yaşına dayanan Thom ölmedi henüz. Elindeki soykırım kanıyla yaşayıp gidiyor.)
Safahatı uzun ama kısaca anlatayım. Soykırım suçlusu Mladiç’i 1995’ten 2011’e kadar sakladı Sırplar. Her seferinde inkar ettiler bunu. 2011’de uluslararası baskılar çok artınca Sırbistan kırsalında tutuklayıp Lahey’e teslim ettiler. Herif de nihayet dün geberip gitti. Karadziç’e, Şaron’a, Fethullat’a falan komşu oldu. Tez vakitte Netanyahu da buluşur inşallah onlarla.
Peki meselenin Ümit Özdağ ile ne ilgisi var? Meselenin değil, zihniyetin bir ilgisi var. Özdağ’ın tahrik edip sokaklara döktüğü bazı tiplerin Kayseri’de pogrom denemesi yaptığını hatırlayın mesela. O gece devlet meseleye hakim olamasaydı Türkiye’nin ortasında bir Srebrenitsa yaşanacaktı. Mladiç eline geçirdiği fırsatı soykırıma çevirmişti. Bunlar, Hollandalı bir komutan bulamadıkları için yakalayamadılar o fırsatı. Onu diyorum.
Bir de şunu diyorum. Srebrenitsa katliamının başladığı sabah şunları söylemişti Mladiç: “İşte 11 Temmuz 1995’te Sırp şehri Srebrenitsa’dayız. Büyük bir Sırp bayramı arifesinde iken bu şehri Sırp milletine armağan ediyoruz. Nihayet Yeniçerilere karşı ayaklanmasından sonra bu toprakta Türklerden intikam almamızın vakti geldi.”
Anlatamadım mı? Daha açık yazayım. Çıkarın “Türkler” ibaresini cümleden. Oraya “Araplar” yazın, “Kürtler” yazın. Eline fırsat geçmiş bir soykırımcının neler yapabileceğini bir düşünün.
Felaketlerin aynasında nefis muhasebesi ve rahmete koşmak Gazze'de yaklaşık 2 bin 500 ila 3 bin kişinin zorla kaybedilmiş olabileceği açıklandı Felaketlerin aynasında nefis muhasebesi ve rahmete koşmak Özgür Özel’in yeni yalanı: İmamoğlu’nun kitabı toplatıldı Suriye’nin bombalanmasından haz alan mezhepçi körlük Zihinlerin kuşatıldığı görünmez savaş: İdrak tahrifi Bir çocuğun oyunundan toplumun aynasına Afganistan’ı “Resmen Tanıma” zamanı gelmedi mi?