Tunus’ta pazar günü, yüksek hava sıcaklıkları nedeniyle cezaevlerinde yaşandığı öne sürülen ölümlerin aydınlatılması ve konuyla ilgili ciddi soruşturmalar açılması çağrıları yapıldı.
Son iki gündür Tunus’taki cezaevlerinde ölümler yaşandığına ilişkin haberler gündeme gelirken, Tunus İnsan Haklarını Savunma Birliği Başkanı ve avukat Bassam Trifi, Büyük Tunus bölgesindeki cezaevlerinde beş kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Genç Doktorlar Örgütü, bazı avukatlar ve vatandaşlar da cezaevlerinde ölümler meydana geldiğini doğruladı.
“Ulusal Kurtuluş Cephesi”, Tunus’taki bazı cezaevlerinde ölümler yaşandığına ilişkin haberleri “büyük bir endişe ve kaygıyla” takip ettiğini açıkladı. Cephe, aşırı sıcak hava dalgasının cezaevlerinde daha önce görülmemiş yoğunlukla aynı döneme denk geldiğine dikkat çekerek, resmi bilgilerin yetersizliği ve mevcut verilerdeki çelişkilerin kaygıları artırdığını belirtti.
Cephe, pazar günü yayımladığı açıklamada, başta Adalet Bakanlığı ve cezaevi kurumlarından sorumlu Genel İdare olmak üzere yetkililerden, son dönemde cezaevlerinde meydana gelen tüm ölüm vakaları hakkında doğru ve şeffaf resmi veriler paylaşmasını istedi.
Açıklamada, ölümlerin nedenleri ve koşullarının ortaya çıkarılması, özellikle bazı avukatların müvekkillerinin de bu vakalar arasında bulunduğuna ilişkin açıklamaları dikkate alınarak yalnızca güvenilirlikten yoksun inkârlarla yetinilmemesi ve yürütülen tıbbi ve adli incelemelerin sonuçlarının kamuoyuna açıklanması talep edildi.
Cephe ayrıca, ihmal, kötü muamele veya gerekli sağlık hizmetlerinin sağlanmaması şüphesi bulunan her ölüm vakası hakkında bağımsız ve şeffaf soruşturmalar açılmasını ve gerekli durumlarda sorumluların belirlenmesini istedi.
Açıklamada siyasi tutukluların, görüşleri, tutumları veya siyasi ve sivil faaliyetleri nedeniyle gözaltında bulunanların yanı sıra, haklarındaki soruşturmaların siyasi veya asılsız olduğuna dair ciddi göstergeler bulunan tüm tutukluların derhal serbest bırakılması çağrısında bulunuldu.
Cephe, ayrıca savcılık makamlarını, soruşturma hâkimlerini ve yetkili yargı mercilerini tutukluluk koşullarını titizlikle incelemeye ve artık geçerli bir hukuki zorunluluğa dayanmayan tüm tutuklama kararlarını gözden geçirmeye çağırdı. Açıklamada, özgürlüğün esas, özgürlükten yoksun bırakmanın ise istisna olduğu vurgulandı.
Avukatlardan soruşturma çağrısı
Monastir Bölgesel Barolar Birliği Meclisi de her ölüm vakası hakkında adli soruşturma açılmasını, ölüm nedenlerinin ve buna bağlı sorumlulukların belirlenmesini istedi.
Birlik, ölümlere ilişkin tıbbi inceleme sonuçları ile resmi raporların kamuoyuna, insan hakları kuruluşlarına ve hayatını kaybedenlerin yakınlarına açıklanmasını talep ederek bunun, ölenlerin ailelerinin asgari haklarına saygının gereği olduğunu belirtti.
Birlik, yaşananlardan ve mahpusların içinde bulunduğu koşullardan “derin endişe” duyduğunu ifade etti. Cezaevlerinde gerekli tıbbi ve acil sağlık hizmetlerinin derhal sağlanması, ağır durumdaki mahpusların hayatlarının kurtarılması amacıyla hastanelere hızlı ve etkili biçimde sevk edilmesi çağrısında bulundu.
Birlik ayrıca, “Hiçbir mahpusun ölümüne sıradan bir olay ya da yalnızca bir sayı olarak yaklaşılmamalı; herhangi bir kurumun ihmali tespit edilmesi halinde bu durum soruşturulması ve hesap sorulması gereken bir vaka olarak ele alınmalıdır” uyarısında bulundu.
Resmi ölüm bilançosu açıklanmadı
Tunus makamları, şu ana kadar Bassam Trifi’nin sözünü ettiği beş ölüm vakasını doğrulayan resmi bir bilanço açıklamadı. Ayrıca söz konusu ölümlerin doğrudan yüksek sıcaklıklardan mı kaynaklandığı yoksa başka sağlık sorunlarının mı etkili olduğu da henüz netlik kazanmadı.
Bu nedenle ölüm nedenlerinin kesin olarak belirlenebilmesi için tıbbi ve adli soruşturmalara ihtiyaç duyuluyor.
“Nefes” hareketi de Tunus makamlarından cezaevlerinde yaşananların gerçeğinin derhal ve eksiksiz şekilde ortaya çıkarılmasını, ölüm, boğulma/nefes darlığı ve hastalık vakalarına ilişkin tüm veriler ile sayıların açıklanmasını ve diğer mahpusların hayatını ve güvenliğini korumak için acil önlemler alınmasını istedi.
Hareket, pazar günü yayımladığı açıklamada, yönetimin ülkede yaşanan krizler karşısında uzun süredir başvurduğunu belirttiği “karartma ve gizleme politikasına son vermesi” çağrısında bulundu.
Açıklamada, bilgiye erişimin kamuoyunun hakkı olduğu vurgulanarak, bilgi paylaşımının engellenmesinin korkuları derinleştirmekten ve yönetime duyulan güveni zedelemekten başka bir sonuç doğurmadığı belirtildi.
“Nefes” hareketi ayrıca, yaşananların ve buna eşlik eden sessizlik ile bilgi karartmasının, yönetimin vatandaşlara temel koruma, güvenlik ve insanca yaşam koşullarını sağlamadaki yetersizliğini bir kez daha ortaya koyduğunu ve ülkenin yaşadığı krizin derinliğini gösterdiğini savundu.
Hareket, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı
“Artık karartma yeter! İnsanların yaşadığı acılar karşısında sessizlik yeter! Eğer yönetim halkını koruyamıyor, onurunu ve güvenliğini garanti edemiyorsa sorumluluğunu üstlenmeli ve gitmelidir.”