"İsrail’in Kalendiya Eğitim Merkezi’ne el koymasıyla yeniden gündeme gelen UNRWA, Gazze ve işgal altındaki Filistin topraklarında baskı, kısıtlama ve finansman kriziyle karşı karşıya."
İlyas Akın / Fokus+
İsrail güçlerinin işgal altındaki Doğu Kudüs’ün kuzeyinde bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) ait Kalendiya Eğitim Merkezi’ne el koyması, Ajansa yönelik uzun süredir devam eden baskı ve kısıtlamaları yeniden gündeme getirdi.
Filistin Yönetimine bağlı Kudüs Valiliği, İsrail güçlerinin 25 Ağustos’ta merkeze girerek UNRWA personelinin tamamını çıkardığını ve çalışanlara tesise dönmelerinin yasak olduğunu bildirdi. Filistin Devlet Başkanlığı da gelişmenin ardından BM Güvenlik Konseyine (BMGK) acil toplantı çağrısı yaparak İsrail’in Doğu Kudüs ve Kalendiya’daki BM kurumlarına yönelik saldırılarının durdurulmasını istedi.
Kalendiya’daki son gelişme, UNRWA’nın Gazze Şeridi ve işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail saldırıları, baskınları, faaliyet yasakları ve tesislerine yönelik müdahalelerle karşı karşıya bulunduğu bir dönemde yaşandı.
Anadolu Ajansının UNRWA’nın Ağustos 2026 verilerine dayandırdığı haberine göre İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında öğretmenler, sağlık çalışanları ve insani yardım görevlileri dahil 311 UNRWA personeli ile Ajansın çalışmalarına destek veren 82 kişi olmak üzere 393 kişi hayatını kaybetti. İsrail’in Gazze’ye yönelik iki yılı aşkın süren saldırılarında 100’den fazlası okul olmak üzere 312 UNRWA tesisi yıkıldı veya hasar gördü.
UNRWA’nın 18 Ağustos 2026 tarihli açıklamasında da Gazze’de hayatını kaybeden 393 çalışanın, Ajansın tarihinde bir çatışma veya afet sırasında verdiği en yüksek personel kaybını oluşturduğu belirtildi.
Kalendiya Eğitim Merkezi
Kalendiya UNRWA’nın ilk mesleki eğitim merkezi
Kalendiya Eğitim Merkezi, UNRWA’nın Filistinli mültecilere yönelik mesleki eğitim faaliyetlerinde önemli bir yere sahip.
Ajansın verilerine göre 1952’de kurulan merkez, UNRWA’nın ilk mesleki eğitim merkezi olma özelliğini taşıyor. Her yıl yaklaşık 340 Filistinli mülteci gencin eğitim gördüğü merkezde elektromekanik, otomotiv mekatroniği, marangozluk, duvarcılık, telekomünikasyon ve iç tasarımın da aralarında bulunduğu 16 alanda mesleki eğitim veriliyor.
UNRWA, merkezden mezun olanların yaklaşık yüzde 90’ının daha sonra iş bulduğunu bildiriyor. Yaklaşık 8 hektarlık alanda bulunan eğitim atölyeleri, derslikler, öğrenci yurtları ve idari binalardaki varlıkların toplam değerinin 5 milyon doların üzerinde olduğu belirtiliyor.
Kalendiya’ya el koyma kararından önce de İsrail güçleri merkeze birçok kez baskın düzenledi.
UNRWA’nın 9 Ağustos tarihli açıklamasına göre 2026’nın başından itibaren merkeze 6 kez izinsiz giriş yapıldı. Ajans ayrıca dört haftalık süreçte İsrail güçlerinin attığı göz yaşartıcı gaz mühimmatları nedeniyle merkez yerleşkesinde en az 10 yangın çıktığını bildirdi.
27 Temmuz’daki baskında ise öğrenciler ve eğitimciler ders sırasında merkezde bulunuyordu. UNRWA’nın açıklamasına göre İsrail güçleri öğrenci ve çalışanları bir araya getirerek operasyon boyunca aynı yerde tuttu, ardından bina, ofis ve eğitim alanlarını görüntüledi.
BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatör Vekili Ramiz Alakbarov, İsrail güçlerinin Kalendiya’ya yönelik daha önceki müdahaleleri sırasında UNRWA tesislerinin hukuki statüsüne dikkati çekerek, “BM tesisleri dokunulmazdır ve her türlü müdahaleden muaftır.” değerlendirmesinde bulundu.
Kalendiya’da İsrail güçleri
Yasaklardan baskın ve yıkımlara uzanan süreç
İsrail’in UNRWA’ya yönelik adımları, Ekim 2023’te Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının başlamasının ardından giderek genişledi.
İsrail Meclisi, 28 Ekim 2024’te UNRWA’nın işgal altındaki Doğu Kudüs’ün yanı sıra İsrail’deki faaliyetlerine son verilmesini öngören düzenlemeyi kabul etti. Düzenlemelerin yürürlüğe girmesiyle Ajansın Doğu Kudüs’teki faaliyetleri önemli ölçüde kısıtlandı.
Süreçte öne çıkan gelişmeler şöyle
-Ekim 2024: İsrail Meclisi, UNRWA’nın faaliyetlerini sınırlandıran ve İsrail makamlarının Ajansla temasını engelleyen düzenlemeleri kabul etti.
-2025: Düzenlemelerin yürürlüğe girmesinin ardından UNRWA’nın işgal altındaki Doğu Kudüs’teki faaliyetleri kısıtlandı.
-20 Ocak 2026: İsrail, UNRWA’nın Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki genel merkezine baskın düzenledi, yerleşkeye el koydu ve tesislerdeki bazı yapılar yıkıldı.
-13 Ağustos 2026: UNRWA, Şuafat Mülteci Kampı’ndaki okulları, sağlık merkezi ve sosyal hizmet ofislerinin İsrail makamlarınca el konulma riskiyle karşı karşıya bulunduğunu duyurdu.
-25 Ağustos 2026: İsrail güçleri Kalendiya Eğitim Merkezi’ne el koyarak UNRWA çalışanlarını tesisten çıkardı.
BM Genel Kurulu da Aralık 2025’te kabul ettiği kararda İsrail Meclisinin UNRWA’ya ilişkin düzenlemelerinden duyduğu rahatsızlığı kayda geçirerek İsrail’den Ajansın ayrıcalık ve dokunulmazlıklarına saygı göstermesini istedi.
Aynı kararda, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 300’den fazla UNRWA çalışanının da aralarında bulunduğu insani yardım görevlilerinin öldürülmesi kınandı.
İsrail’in UNRWA’ya yönelik iddiaları ve BM soruşturması
İsrail yönetimi, UNRWA’ya yönelik politikasının gerekçeleri arasında bazı Ajans çalışanlarının Hamas’la bağlantılı olduğu ve bazı personelin 7 Ekim 2023 saldırılarına katıldığı yönündeki iddiaları gösteriyor.
Bu iddiaların ardından BM, çalışanlarla ilgili suçlamaların araştırılması için İç Gözetim Hizmetleri Ofisini (OIOS) görevlendirdi. Eski Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna başkanlığında ise UNRWA’nın tarafsızlık mekanizmalarını incelemek amacıyla ayrı bir bağımsız çalışma başlatıldı.
OIOS, hakkında iddiada bulunulan 19 UNRWA çalışanına ilişkin soruşturmasını Ağustos 2024’te tamamladı.
Bir çalışan hakkında, saldırılara katıldığı iddiasını destekleyecek herhangi bir kanıt elde edilmedi. Diğer 9 çalışan hakkındaki kanıtların ise bu kişilerin saldırılara katıldığı iddiasını desteklemek için yetersiz olduğu sonucuna varıldı.
Kalan 9 kişi konusunda ise soruşturmanın sonucu kesin bir katılım tespiti içermedi.
UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini’nin açıklamasına göre söz konusu kişiler hakkında elde edilen bilgi ve kanıtlar ancak gerçekliklerinin doğrulanması ve başka delillerle desteklenmesi halinde, bu çalışanların 7 Ekim saldırılarına katılmış olabileceklerine işaret edebilecekti.
BM Genel Sekreter Sözcülüğü de OIOS’un İsrail makamlarının elinde bulunan bilgilerin büyük bölümünü bağımsız olarak doğrulayamadığını açıkladı. Sözcülük, bu materyalin ancak doğrulanıp başka delillerle desteklenmesi durumunda disiplin yaptırımı gerektirecek bir davranış için olgusal temel oluşturabileceğini belirtti.
UNRWA, söz konusu 9 kişinin Ajans bünyesinde çalışmaya devam etmemesine karar vererek iş akitlerini kurumun çıkarları gerekçesiyle feshetti.
UNRWA’nın 2024 yılı faaliyet raporunda ise bu 9 kişi hakkında gerekli kanıt eşiğine ulaşılamadığı belirtildi. Raporda, iddiaları destekleyecek yeterli kanıtın bulunmadığı ve Ajansın İsrail’den ek kanıt talebini sürdürdüğü kaydedildi.
UNRWA, Haziran 2026’da Gazze’de çalışan 70 personelin daha görevine son verdi. Ajans, bu kararın disiplin sürecinin parçası olmadığını ve söz konusu çalışanlar hakkındaki iddiaların doğrulandığı anlamına gelmediğini özellikle açıkladı. UNRWA ayrıca İsrail makamlarından çalışanlara yönelik iddiaları destekleyecek bilgi ve kanıtları defalarca istediğini ancak yanıt alamadığını bildirdi.
UNRWA’nın Gazze’deki genel merkezi
Bağımsız inceleme UNRWA için ne söyledi?
Catherine Colonna başkanlığındaki bağımsız inceleme, çalışanlar hakkındaki bireysel suçlamaları değil, UNRWA’nın tarafsızlığını korumak için kullandığı mekanizma ve prosedürleri ele aldı.
Nisan 2024’te yayımlanan raporda UNRWA’nın, benzer BM kuruluşları ve sivil toplum örgütleriyle karşılaştırıldığında tarafsızlığın korunması konusunda daha gelişmiş bir yaklaşım ve sisteme sahip olduğu belirtildi.
Bununla birlikte personelin siyasi görüşlerini açıklaması, bazı eğitim materyalleri ve personel sendikaları dahil çeşitli alanlarda sorunların bulunduğu kaydedilerek Ajansa iyileştirme amacıyla 50 tavsiye sunuldu.
İddiaların ortaya çıkmasının ardından 16 bağışçı ülke UNRWA’ya yaptığı ödemeleri durdurdu veya askıya aldı. Colonna raporunda, askıya alınan finansmanın yaklaşık 450 milyon dolara ulaştığı belirtildi. Bazı ülkeler daha sonra finansmanlarını yeniden başlattı.
Uluslararası Adalet Divanı
UAD: İsrail UNRWA’ya yönelik iddialarını kanıtlayamadı
UNRWA’ya ilişkin tartışmanın hukuki boyutunda öne çıkan gelişmelerden biri, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) 22 Ekim 2025’te açıkladığı danışma görüşü oldu.
UAD, önündeki dosyada UNRWA’nın bir kurum olarak insani yardım ve hizmetlerin dağıtımında ayrım gözetmeme (impartiality) ilkesini ihlal ettiğine ilişkin kanıt bulunmadığını belirtti. Divan ayrıca eldeki bilgilerin UNRWA’nın bir bütün olarak tarafsızlığını (neutrality) yitirdiğini ortaya koymaya yeterli olmadığını kaydetti
Divan, OIOS soruşturmasında 9 çalışanın olası katılımına ilişkin ortaya çıkan durumun, on binlerce çalışanı bulunan UNRWA’nın tamamının tarafsız olmadığı sonucuna ulaşmak için yeterli olmadığını kaydetti.
UAD ayrıca İsrail’in, UNRWA çalışanlarının önemli bir bölümünün Hamas veya diğer silahlı örgütlerin üyesi olduğu yönündeki iddiasını, kendisine sunulan bilgilerle kanıtlayamadığını belirtti.
Divan, Gazze’de UNRWA’nın sağladığı insani yardım kapasitesinin mevcut şartlarda başka bir kuruluş tarafından kısa sürede karşılanamayacağı sonucuna da ulaştı.
UAD’nin danışma görüşünde, UNRWA’nın uygun bir geçiş planı olmadan kısa sürede ikame edilemeyeceği ve Ajansın Gazze’de insani yardım sağlayan vazgeçilmez kuruluşlardan biri olduğu ifade edildi.
Maastricht Üniversitesi Uluslararası Hukuk Bölümünden Selman Aksünger ise UAD’nin söz konusu değerlendirmesine ilişkin AA için kaleme aldığı analizde danışma görüşünün hukuki niteliğine dikkati çekti.
Aksünger, “Divan, görüşün bağlayıcı olup olmadığı hususunda herhangi bir tespit yapmadı.” değerlendirmesinde bulundu.
UNRWA 1948’de yerinden edilen Filistinliler için kuruldu
UNRWA’nın kuruluşu, Filistinlilerin “Nekbe” (Büyük Felaket) olarak adlandırdığı 1948’deki kitlesel yerinden edilmenin ardından gerçekleşti.
BM Genel Kurulu, 8 Aralık 1949 tarihli 302 sayılı kararla Filistinli mültecilere doğrudan yardım sağlamak ve çalışma programları yürütmek amacıyla UNRWA’yı kurdu. Ajans 1 Mayıs 1950’de faaliyetlerine başladı.
UNRWA faaliyete geçtiğinde, 1948’de evlerinden ve geçim kaynaklarından mahrum kalan yaklaşık 750 bin Filistinli mültecinin ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışıyordu.
Ajansın tanımına göre, 1 Haziran 1946 ile 15 Mayıs 1948 arasında normal ikamet yeri Filistin olan, yaşanan gelişmeler sonucunda evini ve geçim kaynağını kaybeden kişiler Filistinli mülteci olarak kayıt altına alındı. Bu kişilerin erkek soyundan gelen çocukları ve sonraki nesilleri de kayıt yaptırabiliyor.
Gazze’de yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı çadır kampı
5 bölgede yaklaşık 5,9 milyon kayıtlı Filistinli mülteci
Bugün UNRWA’nın kayıtlarında yaklaşık 5,9 milyon Filistinli mülteci bulunuyor.
Bu kişiler yalnızca Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da yaşamıyor. Ajansın 5 faaliyet alanını;
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs
-Suriye oluşturuyor.
UNRWA’nın verilerine göre 1,5 milyondan fazla kayıtlı Filistinli mülteci bu bölgelerdeki 58 resmî mülteci kampında yaşıyor.
Yaklaşık 5,9 milyon kişinin tamamının sürekli olarak aynı UNRWA hizmetlerinden yararlandığı anlamına gelmeyen bu sayı, Ajansın kayıtlarında bulunan ve UNRWA hizmetlerinden yararlanmaya uygun Filistinli mültecilerin toplamını ifade ediyor.
UNRWA’nın faaliyetleri eğitim ve gıda yardımının ötesine uzanıyor. Ajans; sağlık hizmetleri, sosyal yardım, mesleki eğitim, kamp altyapısı, mikrofinans ve acil insani yardım programları yürütüyor.
UNRWA’nın güncel verilerine göre Ajansın sağlık merkezlerinde yılda 10,5 milyon hasta ziyareti gerçekleştiriliyor, yaklaşık 2,6 milyon Filistinli mülteci ise acil gıda ve nakit yardımlarından yararlanıyor.
UNRWA milyonlarca mültecinin kayıtlarını da koruyor
Ajansın faaliyetlerinin bir başka boyutunu Filistinli mültecilere ilişkin kayıt ve arşiv sistemi oluşturuyor.
UNRWA’nın kayıtlarında aile bilgileri, doğum belgeleri, kayıt dokümanları ve bazıları 1948 öncesindeki Filistin dönemine uzanan belgeler bulunuyor.
Ajans, 17 milyondan fazla belgeyi dijital ortama aktardığını; bunların arasında doğum belgeleri, mülkiyet belgeleri ve mülteci kayıtlarının da yer aldığını belirtiyor. UNRWA bu kayıtları, kişilerin mülteci statüsünün ve hizmetlerden yararlanma uygunluğunun belirlenmesinde kullanıyor.
UNRWA’nın resmî açıklamalarında, arşivde yer alan tarihî belgelerin korunmasının Filistinli mültecilerin haklarının muhafazası açısından da önem taşıdığı ifade ediliyor.
Gazze’de İsrail saldırısında hasar gören UNRWA tesisi
UNRWA kapatılırsa geri dönüş hakkı sona erer mi?
UNRWA’ya yönelik tartışmaların önemli başlıklarından birini Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkı oluşturuyor.
Filistinlilerin geri dönüş meselesi, UNRWA’nın kurulmasından önce BM Genel Kurulunun 11 Aralık 1948 tarihli 194 sayılı kararında ele alındı. UNRWA ise yaklaşık bir yıl sonra kuruldu.
Ajansın görev alanında Filistinli mültecilerin gelecekteki siyasi statüsüne karar vermek, mültecileri yeniden yerleştirmek veya geri dönüş hakkı konusunda nihai karar almak bulunmuyor.
UNRWA Kıdemli İletişim Yöneticisi Jonathan Fowler, 29 Ocak 2025’te Anadolu Ajansına verdiği röportajda bu ayrımı şu sözlerle ifade etti:
“İsrail'in Ajans'ı yasaklaması, Filistinlilerin dönüş hakkını ortadan kaldırmayacak.”
Fowler, geri dönüş hakkı ve Filistinli mültecilerin diğer haklarının UNRWA kurulmadan önce BM Genel Kurulu tarafından kabul edildiğini belirterek Ajans ortadan kalksa dahi Filistinli mülteci kamplarının var olmaya devam edeceğini söyledi.
UNRWA derinleşen mali krizle karşı karşıya
UNRWA’nın karşı karşıya bulunduğu baskı yalnızca tesisleri ve faaliyet alanlarıyla sınırlı değil. Ajans aynı zamanda ciddi bir finansman krizi yaşıyor.
UNRWA’nın 30 Haziran 2026 tarihli bağış konferansında açıklanan verilere göre Ajansın 2026 temel program bütçesinde 100 milyon dolarlık nakit açığı bulunuyor.
Mayıs 2026 sonu itibarıyla temel program bütçesi için 342 milyon dolarlık bağış taahhüdü alınırken bunun 267 milyon doları UNRWA’ya ulaştı.
Mevcut finansman görünümünün devam etmesi halinde Ajans, 2026 yılı için gerekli bütçenin yaklaşık yüzde 63’ünü karşılayabilecek. Yıl sonunda yaklaşık 275 milyon dolarlık finansman açığı oluşması bekleniyor.
Mali sıkıntılar, UNRWA’nın sunduğu hizmetlere de yansıdı. Ajans, çalışanlarının büyük bölümü için hizmet sürelerini ve maaşları yüzde 20 azaltmak zorunda kaldığını açıkladı. UNRWA yönetimi bu kesintilerin eğitim, sağlık ve diğer temel hizmetlere erişimi etkilediğini bildirdi.
BM Genel Kurulu UNRWA’nın görev süresini uzattı
İsrail’in UNRWA’nın faaliyetlerini sınırlandırmaya yönelik uygulamaları sürerken BM Genel Kurulu, 5 Aralık 2025’te Ajansın geleceğine ilişkin oylama yaptı.
UNRWA’nın görev süresinin 30 Haziran 2029’a kadar uzatılmasını öngören karar, 151 ülkenin lehte, 10 ülkenin aleyhte ve 14 ülkenin çekimser oyuyla kabul edildi. Türkiye de kararın lehinde oy kullanan ülkeler arasında yer aldı.
BM Genel Kurulu aynı dönemde kabul ettiği UNRWA’nın faaliyetlerine ilişkin ayrı kararda Ajansı Filistinli mültecilere yönelik insani yardım ve temel hizmetlerin önemli unsurlarından biri olarak tanımladı.
Kararda ayrıca UNRWA’nın görev ve faaliyetlerinin ortadan kaldırılması veya daraltılmasına yönelik girişimlere karşı uyarıda bulunuldu; çalışmaların kesintiye uğramasının milyonlarca Filistinli mülteci açısından ağır insani sonuçlara yol açabileceği belirtildi.
İsrail güçlerinin Kalendiya Eğitim Merkezi’ne el koymasıyla yeniden gündeme gelen UNRWA, BM Genel Kurulunun 2029’a kadar uzattığı görev kapsamında Gazze Şeridi, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs ile Ürdün, Lübnan ve Suriye’de Filistinli mültecilere yönelik faaliyetlerini sürdürüyor.
Trump, Kanada sınırındaki Ontario Gölü'nün adını "Amerika Gölü" olarak değiştiren kararnameyi imzaladı
İngiltere'de havalimanı işleten şirkete yapılan siber saldırıda 8,7 milyon müşterinin verilerine erişildi
Türkiye'den İsrail'e yeni angajman: Diplomasiden caydırıcılığa
Ebu Zuhur saldırısı bağlamında Siyonist İsrail'in 'eski düzen' özlemi
Hayvanları yücelten Batı, Filistinlilerin hayatını değersizleştiriliyor
Ebu Zuhur saldırısı bağlamında Suriye ve İsrail-Türkiye gerilimi
Trumpizm Avrupa’ya yayılma peşinde
Mekke Ortak Savunma Anlaşması: Bir ekseni modele dönüştürmek