“Yemin olsun ki biz, zikirden (Tevrat´tan) sonra Zebur´da da "Yeryüzüne mutlaka salih kullarım vâris olur." hükmünü koymuştuk.” (Enbiya: 105) Yüce Allah’ın “Andolsun ki, nezdimizdeki saklı belgelerden sonra peygâmberlere indirdiğimiz kutsal kitaplarda da yazmıştık.” sözünün amacı , yüce Allah’ın yeryüzüne varis olmaya ilişkin olarak belirlediği kanunu açıklamaktır.
Yüce Allah, bu dünyada onun doğrultusunda hareket etmesi amacı ile insan için eksiksiz bir hayat sistemi belirlemiştir. Bu sistem iman ve salih amel temeline dayanır. İnsanlara gönderilen söz ilahi mesaj da bu sistemin ayrıntılı şeklidir. Yüce Allah insana değer kazandıran, saygınlığını koruyan kanunlar koymuştur.
Kimi zaman yeryüzünün enerji kaynaklarını ve güçlerini maddi açıdan iyi kullanan kâfirler, günahkârlar üstünlük sağlayabilirler. Ama bunlar, yolda karşılaşılan deneyimlerden başka bir şey değildirler. En sonunda yeryüzünün egemenliği iman ile salih amele birlikte sahip bulunan salih kulların eline geçecektir, yeryüzüne onlar varis olacaklardır. Onlar iç dünyalarında olsun, yaşayışlarında olsun iman ile salih amel unsurlarını birbirinden ayırmazlar.
Tarihin hangi döneminde olursa olsun kalpte yer eden iman ile onun dışa yansıması olan pratik hareket bir millette birlikte bulununca o millet yeryüzünde önderliği elde eder, şu yeryüzüne varis olur. Ama bu iki temel unsur birbirinden ayrılınca terazi sarsılır, denge bozulur. Maddi. araçları ellerinde bulunduranlar kimi zaman yeryüzünde üstünlük sağlayabilirler. Bu durum, mü’min görünenlerin maddi araçları ellerine geçirmeye eğilimli olmadıkları, mü’minlerin kalplerinin insànı salih amel işlemeye, yeryüzünü kalkındırmaya ve yüce Allah’ın insana yüklediği halifelik görevinin gereklerini yerine getirmeye iten gerçeklerden yoksun oldukları zamanlarda sözkonusu olur.
İman sahiplerinin imanlarının gereklerini yerine getirmekten başka seçenekleri yoktur. Bu da salih amel işlemektir. Yüce Allah’ın kanunu şudur.
`’Ancak salih, yapıcı kullar yeryüzünün varisleri olabilirler.”
“İman edenler, imanlarının gereği olan davranışları sergileyenler. İşte onlar salih kullardır.
Bu yeryüzünde Rabbimizin değişmeyen yasasıdır. Sâlihler, müslümanlar yeryüzünde zayıf da olsalar, sayısal yönden az da olsalar, eğer sabrederler, müstekbirler karşısında dirençlerini kaybetmezler ve Allah’ın kendilerinden istediği gibi olmaya çalışırlarsa sonunda mutlaka Allah’ın yardımı gelecek ve düşmanları helâke mahkum olurken kendileri de yeryüzüne egemen olacaklardır. Bu Allah’ın yeryüzünde hiç değişmeyen bir yasasıdır, tarih bunun örnekleriyle doludur.
Zira Allah sözünden dönmeyendir. Rabbimiz kullarına bir şey vaadetmişse o mutlaka gerçekleşecektir. Allah’ın kelimelerinde asla değişiklik olmaz. Geçmiş toplumlarda da bu böyle olmuştur. Tarihin her bir döneminde sâlihlere, mus’taz’aflara, zalimler tarafından ezilmiş, horlanmış, hayat hakları ellerinden alınmış müslümanlara Rabbimizin bu vadi aynen gerçekleşmiştir.
Evet eğer bizler de bugün sabreder, Allah’ın bizden istediği kulluğa devam eder, geri adım atmaz, bütün güç ve kuvvetin Allah’ta olduğunu bilir ve O’nun yardımı konusunda ümitsizliğe düşmez, dayanır ve Allah’tan yardım istersek bilelim ki yeryüzünün sahibi O’dur, kullarından dilediğini ona vâris kılar. Tabi Allah’tan yardım dilemek de O’nu Rab bilmeye, O’nu Melik, Kahhâr ve Hakim bilmeye ve tanımaya bağlıdır.
Düşmanlarımız güçlü olsalar da, Allah’ın bize karşı yardımı gecikse de, dostlarımız az olsa da, en kötü şartlar altında bulunsak da yılmadan, yıkılmadan yine kulluğumuza devam edeceğiz. Böylece biz bize düşeni yerine getirirsek yeryüzünde değişmeyen yasası gereği Rabbimiz yeryüzün mirasını bize devredecek, yeryüzünün egemenliğini bize verecektir.
FİZİLALİL KUR’AN
İbn Kesîr’in rivayet ve nakil ağırlıklı klasik tefsir eseri Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm’de bu ayet-i kerîme geniş bir senet ve kaynak silsilesiyle şöyle açıklanmaktadır:
1- İbn Kesîr, ayette geçen "Yeryüzüne Varis Olmak" Ne Anlama Gelir?
İbn Kesîr, Allah’ın salih kullarına vadettiği bu mirasın hem dünyevi hem de uhrevi boyutunu rivayetlerle ortaya koyar:
Ahirette Cennetin Miras Alınması
İbn Abbas’tan nakledilen ana görüşe göre ayette geçen "yeryüzü" (el-ard), Cennet toprağıdır.
Ahirette kafirler cehenneme sürüklenirken, asıl yurt ve geniş topraklar olan cennete sadece Allah'a itaat eden sâlih kullar varis olacaktır.
Da Zafer ve Hakimiyet
İbn Kesîr, ayetin dünya hayatına bakan yönü olduğunu da vurgular.
Cenâb-ı Hak, bu müjdeyi Nur Sûresi 55. ayetteki ilahi vaatle teyit eder: "Allah içinizden iman edip salih amel işleyenlere vaad etmiştir ki, onlardan öncekileri nasıl hükümran kıldıysa, onları da yeryüzünde mutlaka hükümran kılacaktır..."
Dolayısıyla salih kullar, dünyada bâtıla ve küfre galip gelerek yeryüzünün idaresine ve imarına hak kazanırlar.
2- "Sâlih Kullar" Kimlerdir?
İbn Kesîr, ayette belirtilen salih kulların öncelikli ve en kamil temsilcilerinin Hz. Muhammed (s.a.v.) ve onun ümmeti olduğunu ifade eder. Şirkten uzak duran, Allah'ın emirlerini yerine getirip yeryüzünde adaleti ve salahı hakim kılan tüm müminler bu vaadin muhatabıdır.
İBNİ KESİR TEFSİRİ
Zihinlerin kuşatıldığı görünmez savaş: İdrak tahrifi “O gün biz göğü, kitapların sayfalarını dürer gibi düreriz” Bencillik – İnsanı Küçülten Hastalık “O en büyük dehşet bile onları tasalandırmaz” Günümüzün Firavunu ve Filistin’e karşı yürütülen propaganda savaşıyla mücadele -3 “Onlar, cehennemin uğultusunu bile duymazlar” Günümüzün Firavunu ve Filistin’e karşı yürütülen propaganda savaşıyla mücadele -2