Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım, Zilhicce’nin ilk günlerinin faziletini, hac ve kurban ibadetleriyle birlikte bu mübarek zaman diliminin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini anlatıyor. Zilhicce ayının ilk günleri, ibadet, dua ve teslimiyet açısından büyük bir manevi fırsat sunuyor. Hac ve kurban ibadetleriyle bu günlerin önemi daha da artıyor.
ZİLHİCCE GÜNLERİNİN FAZİLETİ VE MANEVİ İKLİMİ Cenabı Allah'a nihayetsiz hamdü senalar olsun. Güzel mevsimlerden birine daha bizleri eriştirdi. Zilhicce ayı hac ayları, zaten başlı başına mübarek aylar. Özellikle de Zilhicce ayı, Zilhicce ayının ilk 10 günü içerisinde eee arife gününün de olduğu muazzam zaman dilimi... Peygamber aleyhissalatu vesselam Efendimizin ve ashabının bu vakitleri çok iyi değerlendirdiklerini biliyoruz. Envai türlü ibadetleri bu dönemde yaptıklarını biliyoruz.
Cenabı Allah bazen mevsimlere, bazen yerlere böyle müstesna değerler atfediyor. Eee onlara yemin ediyor Cenabı Allah. Eee belli malum günler diye hac günlerini, hac aylarını zikrediyor Kur'an-ı Kerim'de. Ve yine Fecir suresinde "Vel-fecr. Ve leyâlin ‘aşr." 10 güne, 10 geceye yemin olsun, 10 günün gecelerine yemin olsun diyor. Tefsir alimlerimiz bu Fecir suresinde geçen 10 geceyi Zilhicce'nin ilk 10 günü olarak genelde anlamışlar ve bu günlerin kıymetini bilmek lazım geldiğini bizlere ifade etmişler.
Dolayısıyla bugünleri değerlendirmek lazım. Bugünleri bir hac heyecanıyla değerlendirmek lazım. Kurban heyecanıyla değerlendirmek lazım. Biliyorsunuz kendilerine hac nasip olanlar eee Mekke-i Mükerreme'de ve Mekke-i Mükerreme'deki farklı menasik bölgelerinde işte Arafat'ta, Müzdelife'de, eee Cemarat bölgesinde Mina'da ibadetlerde bulunuyorlar. Ama yine bu dönemde Kurban Bayramı söz konusu olduğu için bir de tatlı kurban telaşı var. Dolayısıyla eee Zilhicce ayının girmesiyle beraber bir yandan eee hac mevsimi başlıyor. Hacda olanların ona göre birtım yoğun ibadetle geçen hayatları söz konusu. Diğer tarafta da Müslümanların kurban eee dönemi. Bu noktada da imkanı olanların kurban kesmek için bir hareket içerisinde olmaları gerekiyor.
Efendimiz aleyhissalatu vesselam bugünlerde kurban keseceklerin tırnaklarını kesmemelerini, efendim eee kıllarını düşürmemelerini, kesmemelerini tavsiye ediyor. Çünkü kestiğimiz kurbanlar bizim bütün azalarımızın cehennemden kurtulmasına vesile olacak inşallah. Azat olmasına vesile olacak bu yönüyle işte kesilmiş tırnağa varıncaya kadar Cenabı Allah'a eee bizi azat etmesi için dua edebileceğimiz böyle bir muazzam mevsime giriyoruz.
Hac ibadeti eee ve beraberinde kurban ibadeti, İbrahim Aleyhisselam'ın, İsmail Aleyhisselam'ın, Hacer validemizin hatıralarıyla dolu bir ibadet. Bu noktada ister haçta olan kardeşlerimiz olsun ister hac nasip olmamış olan eee kendi bölgelerinde bulunan kardeşlerimiz olsun bu hatıraları yoğun olarak yaşamalılar. O hatıralardan kendilerine ibret çıkartmalılar. Nasıl bir teslimiyet İbrahim Aleyhisselam'ınki, nasıl bir teslimiyet İsmail Aleyhisselam'ınki, nasıl bir teslimiyet Hacer validemizinki... Yani Hacer validemizin teslimiyeti olağanüstü bir teslimiyet ki Cenabı Allah kıyamete kadar o hatırayı canlandırıyor ve ümmeti Muhammed'in eee hacıları onun yaptığı hareketleri tekrar ederek muazzam bir eee hatırlama seansı yaşıyorlar.
Hele de her defasında böyle eee insan zihninin alamayacağı muazzam bir kadirşinaslık... Yani Hacer validemiz, İbrahim Aleyhisselam eee kendisini bir eee ekinin olmadığı, bitkinin olmadığı, kurak bir yere, ağaçsız, ekinsiz, gölgesiz bir yere bıraktığında yanında herhalde birkaç günlük bir hurma var. Eee birkaç günlük bir eee su var. Ama bunlar bitince oğlu İsmail ağlamaya başlayınca belki bir kervan alameti görürüm diye hemen yanındaki iki tepeden bir oraya bir buraya koşuyor. Koşarken de bir yandan da oğlunu gözleriyle eee dikkatli bir şekilde süzüyor. Çünkü yırtıcı hayvan olabilir, kuş gelip alabilir. Bir noktaya geliyor, orası biraz çukur nokta, oraya geldiğinde çocuğunu İsmail Aleyhisselam'ı göremiyor.
Bakın bu kadar ince bir detaya varıncaya kadar orada koşuyor Hacer validemiz. Cenabı Allah bütün ümmeti Muhammed'i şimdi iki yeşil direk arasıyla eee belirlenen o yerde koşturuyor. Niye Hacer koştu diyor, siz de koşun. Bu nasıl bir kadirşinastlık yani Hacer kim, belki de siyahi köle bir kadın. Hacer validemiz eee Sara anamıza hediye ediliyor. İbrahim Aleyhisselam'ın eşi, İbrahim Aleyhisselam'a Sara validemiz o cariyeyi hediye ediyor ve ondan İsmail Aleyhisselam dünyaya geliyor.
Sonra daha bebek, süt bebeği olan İsmail'le Hacer'i alıyor ve getiriyor. Issız bir noktaya bırakıyor, inin olmadığı, gölgenin olmadığı, kimsenin olmadığı bir noktaya bırakıyor ve ayrılıyor. Hacer validemiz "İbrahim" diyor, "Sana bizi buraya bırakmamızı Allah mı emretti?" "Evet" deyince orada her şey bitiyor.
Şimdi oradan bugünün hanımlarına gelip baktığımızda ağzına kadar dolu dolaplara rağmen evde hiçbir şey yok naralarıyla çınlayan dört duvarları düşünün. Dolayısıyla yani İbrahim Aleyhisselam'ın eşi Hacer validemizin tevekkülü nasıl bir tevekkülse bütün kıyamete kadar örnek olması için Cenabı Allah ümmeti Muhammed'i akın akın hacca bu hatıraları yeniden yeniden yaşamaya çağırıyor.
Gidemeyenler hayıflanıyorlar. 10 yıldır, 20 yıldır kuraya giriyorum gidemiyorum diye. Halbuki gidemeyenlerin de bizlerin de geride kalanların da o hatırayı burada yaşayabilecek imkanımız var. Erkekler İbrahim Aleyhisselam'ı, hanımlar Hacer validemizi Allah emretti mi gerisine bakmadan ıpıssız bir çölün ortasına çoluğunu çocuğunu bırakabilecek kadar dirayetli bir imanı Allah bizden istiyor. İbrahim gibi Allah emretti mi çoluğu çocuğuyla beraber ıssız bir yerde kocasını bekleyecek bir imanı Hacer'den istediği gibi hanımlarımızdan istiyor ve İsmail Aleyhisselam'ın o daha sabi, daha sonra eee bü çağına ermek üzere de kurbanla imtihan olunan İsmail Aleyhisselam'ın teslimiyeti... Bu muazzam bir eee hatıra.
Dolayısıyla bugünleri bu hatıralarla yaşamak lazım. Elimizden geldiği kadar oruçlu geçirmeye çalışmak lazım. Bugünleri bol bol Kur'an tilaveti yapmak lazım. Hazreti Peygamber aleyhissalatu vesselam Efendimize salatü selam okumak lazım. Ama özellikle de, özellikle de arife gününü çok iyi değerlendirmek lazım. Özellikle de arife gününün ikindi namazından sonraki kısmını muhakkak çok iyi değerlendirmek lazım.
Yani orada mümkün mertebe Allah'tan neler isteyeceğimizi isteyerek elimizde tutarak herkesin bir derdi var. Herkesin bir sıkıntısı var. Kiminin maddi kiminin manevi, herkesin Allah'tan isteyecek bir şeyleri var. Allah'tan isteyebilmek, Allah'a dua edebilmek zaten başlı başına büyük bir kulluk. Cenabı Allah "Sizin Allah'a kalkan elleriniz, ona dua eden dilleriniz olmasa, sizin duanız olmasa ne işe yararsınız?" diyor. Yani adam yerine, insan yerine konulmazsınız. Bir değeriniz olmaz. Bir insanın değeri Allah'a yaptığı duayla ölçülür.
Onun için bu duaları biriktirmek lazım. Unuturum diye listelemek lazım. Ve bu listeleri çıkartıp özellikle de arife günü ikindi namazından sonra bunları teker teker dile getirerek yalvara yakara Allah'tan istemek lazım. Çünkü Cenabı Allah bu zaman diliminde Arafat'ta yapılan duaların hürmetine bütün ümmeti Muhammed'e kapıları açıyor.
Binaenaleyh bu fırsatı iyi değerlendirmek lazım. Bugünlerin kıymetini bilmek lazım. Bugünlerde bol bol tasadduk, sadaka yapmak lazım. Ama unutmamak lazım ki en büyük sadaka, dertli olan, ızdıraplı olan bir gönle merhem olabilmek, sıkıntısı olan bir Müslümanın sıkıntısını giderebilmektir. Bu yönüyle elimizdeki bu günler hakikaten eee çok değerli, çok muazzam günler.
Bugünlerin kıymetini bilmeye çalışmak lazım. Cenabı Allah hepimizi muvaffak eylesin. Evet, yani bir hafta sonra bayramı idrak etmiş olacağız. Kurban telaşımız olmuş olacak. Dolayısıyla kurbana yönelik hazırlıklarımızı yapmamız lazım. Eee kurbanı eskiden ben çocukluğumda çok iyi hatırlıyorum. Eee bahçeye koyardık, çocuk severdik onu. Şimdi de eee kendimiz belki burada kesme imkanımız olmayabilir. Belki yurt dışına gönderiyoruz veya işte farklı bir organizasyonla eee kesim yapıyoruz.
Ama eldeki imkanlar çerçevesinde mutlak surette çoluğumuzu çocuğumuzu alalım, kurban pazarlarına çıkaralım. Orada çocuklarımıza bu hayvanların buraya Allah için kurban edilmek üzere getirildiğini, işte Müslümanların bu hayvanları satın aldıklarını, sonra kurban günü kestiklerini anlatalım. Kurban günü de imkan çerçevesinde hayvan kesilen yerlere götürelim, kurban yerlerine götürelim evlatlarımızı ve kurbanı canlı kanlı olarak yaşamalarını onlardan hep beraber isteyelim. Böylelikle kurbanı hakiki anlamda bir kurban olarak yaşayalım.
Tabii eee hepimizin malumu ama kurbanın asıl önemli olan tarafı küskünlükleri, dargınlıkları, kırgınlıkları sonlandırmak. Onun için kurbana kalbi selimle girmeye bakmak lazım. Yani kimseyle kavgası olmayan, hesabı olmayan, kitabı olmayan, kimseyle ileri geri bir eee takışması olmayan bir yapıda girmeye çalışmak lazım. Rabbim muvaffak etsin inşallah. min.