Abone Ol

Değişen küresel enerji denkleminde yeni merkez: Türkiye

Türkiye, enerjide dışa bağımlılığını azaltıp “tam bağımsız” olma hedefine doğru ilerlerken, küresel enerji denkleminde yaşanan gelişmeler Türkiye’yi merkez ülke haline getirdi.

Değişen küresel enerji denkleminde yeni merkez: Türkiye

Türkiye, enerjide dışa bağımlılığını azaltıp “tam bağımsız” olma hedefine doğru ilerlerken, küresel enerji denkleminde yaşanan gelişmeler Türkiye’yi merkez ülke haline getirdi. Temmuz ayı içerisinde Irak ile imzalanan enerji anlaşması bu sürecin son halkası oldu. TPAO, Irak’ın Kerkük bölgesindeki ana petrol sahalarının geliştirilmesi için BP’nin bölgedeki iştirakinden yüzde 15 hisse satın aldı. İki ülke arasındaki yeni enerji ortaklığı çerçevesinde Ceyhan hattından günlük 1 milyon varil petrol akışının sağlanması hedefleniyor.

Körfez’de yaşanan savaşla birlikte, dünyanın ham petrol sevkiyatının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapanması alternatif rotaların önemini artırdı. Türkiye noktada en güvenli ülke. (Benzer ifadeyi Rusya lideri Putin de kullanmıştı) Zira stratejik konumu nedeniyle Türkiye doğal bir enerji merkezi. Türkiye’nin doğusundaki ülkeler enerji zenginiyken, batısındaki ülkeler ise enerji fakiri. Bu nedenle de Türkiye her zaman bir köprü ya da geçiş ülkesi olarak görüldü. Ancak değişim tam da bu noktada başlıyor.

Türkiye artık sadece bir köprü değil, yani enerjinin sadece taşındığı bir ülke değil. Artık o enerjide söz sahibi olan bir ülke. Türkiye artık bu enerjiyi depolama ve satma kapasitesine sahip. Türkiye’nin şu anda ulaştığı doğalgaz depolama kapasitesi toplam 6,3 milyar metreküp. Silivri doğalgaz depolama merkezinin kapasitesi 4,6 milyar metreküp, Tuz Gölü’nün kapasitesi ise 1,7 milyar metreküp.

2028’de ise bu kapasitenin 12 milyar metreküpe ulaşması hedefleniyor. Depolama ve gazlaştırma kapasitesi arttıkça, Türkiye enerjide pasif bir “geçiş koridoru” olmaktan çıkıyor ve fiyatın belirlendiği ve gazın yeniden ihraç edildiği aktif bir merkez haline geliyor. Depolamanın yanında Türkiye son dönemde ABD, Cezayir ve Katar gibi ülkelerle çok sayıda uzun ve orta vadeli LNG anlaşması imzalayarak enerjide arz çeşitliliğini de sağladı.

Böylece Türkiye’nin elinde fiyatını kendi belirleyebildiği her an satılabilecek bir gaz stoku oluştu. Diğer yandan Türkiye sahip olduğu sismik arama ve sondaj gemileri sayesinde kendi doğalgazını çıkarabilen bir ülke haline geldi. Sadece kendi sınırları içerisinde değil sınır ötesinde de enerji arayabilen bir ülke konumunda.

Gabar’da çıkarılan petrolün miktarı her geçen gün artıyor. Dolayısıyla Türkiye artık kendi imkanlarıyla kendi enerjisini arayan, bulan çıkaran, satan bir merkez haline geliyor. Irak ile yapılan anlaşma da bu sürecin önemli aşamalarından biri oldu. Bu nedenle Z Raporu’nun Eylül sayısında “Enerjinin Güç Merkezi Türkiye” başlığıyla çıktık. Keyifli okumalar…