Abone Ol

Diyanet İşleri Başkanlığı Kaynaklarıyla Bediüzzaman Said Nursî’nin Mücadele Hayatı

Bediüzzaman Said Nursî’nin hayatı, Osmanlı Devleti’nin son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanan büyük siyasî, askerî ve...

Diyanet İşleri Başkanlığı Kaynaklarıyla Bediüzzaman Said Nursî’nin Mücadele Hayatı

Bediüzzaman Said Nursî’nin hayatı, Osmanlı Devleti’nin son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanan büyük siyasî, askerî ve fikrî dönüşümlerin içerisinde şekillenmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan eser ve yazılarda onun hayatının farklı dönemlerine dair önemli tarihî bilgiler bulunmaktadır.

Bu kaynaklar birlikte değerlendirildiğinde Said Nursî’nin mücadelesinin tek bir alana indirgenemeyeceği görülmektedir. Birinci Dünya Savaşı’nda cephedeki askerî faaliyetleri, Millî Mücadele dönemindeki tavrı, eğitim ve ilim anlayışı, daha sonraki dönemde iman ve İslâm hakikatlerini açıklamaya yönelik telif faaliyetleri ve ağır şartlara rağmen bu faaliyetlerini sürdürmesi, onun hayatındaki mücadele çizgisinin başlıca unsurlarıdır.

1. Cephede mücadele eden Bediüzzaman

Bediüzzaman’ın hayatındaki en açık mücadele safhalarından biri Birinci Dünya Savaşı yıllarıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu’nun Millî Mücadelede Din Adamları-I adlı eserinde;

Kafkas / Doğu Cephesi: Said Nursî'nin Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Gönüllü Milis Alayı teşkil ederek Rus ordusuna ve Ermeni çetelerine karşı bizzat bu cephede çarpıştığı belirtilir.

Erzurum, Pasinler, Van ve Bitlis Savunmaları: Eserde, Nursî'nin Kafkas Cephesi'nin alt kolları ve muharebe alanları olan Pasinler, Van-Gevaş hatlarında ve özellikle kendisinin yaralanıp esir düştüğü Bitlis Savunması'nda gösterdiği kahramanlıklar ve milis güçlerin başındaki komutanlık rolü işlenmektedir.

Aynı kaynak, onun Millî Mücadele’nin ilk günlerinde İstanbul’da bulunduğunu ve daha sonra Ankara’ya geçtiğini kaydetmektedir.

Diyanet yayınının 27. sayfasındaki dipnotta, Said Nursî’nin o dönemdeki tavrını anlatan şu kısa ifade aktarılır:

«“Siper arkasında mücahede hoşuma gitmiyor.”»

Aynı bölümde, Fevzi Paşa ve Mustafa Kemal Paşaların daveti üzerine Ankara’ya gittiği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kendisi için resmî hoşâmedî töreni yapıldığı belirtilmektedir. Diyanet yayını bu bilgi için ayrıca TBMM Zabıt Ceridesi, Cilt 24, sayfa 457'ye atıf yapmaktadır.

Dolayısıyla Diyanet kaynaklarına göre Said Nursî’nin Birinci Dünya Savaşı dönemindeki faaliyetleri yalnızca ilmî ve fikrî çalışmalarla sınırlı değildir. Fiilî olarak cephede bulunmuş ve silahlı mücadeleye katılmıştır.

Not: Said Nursî, Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya'da iki yıl esir kalmıştır.

(Bkz. https://islamansiklopedisi.org.tr/said-nursi)

Esarete Düşmesi: 1916 yılının Mart ayında (veya Şubat sonu) Bitlis savunması sırasında Rus kuvvetlerine esir düşmüştür.

Esaret Yeri: Sibirya bölgesindeki Kostroma (Konturma) kampına sevk edilmiştir.

Kurtuluşu: 1917 yılındaki Bolşevik İhtilali'nin getirdiği kargaşa ve imkânlardan yararlanarak esaretten firar etmiş, Leningrad (St. Petersburg) üzerinden Almanya, Viyana ve Sofya yoluyla 1918 yılı Haziran ayında İstanbul'a dönmüştür. Detay Bilgi için https://www.risalehaber.com/yeni-bilgiler-isiginda-bediuzzamanin-rus-esaret-donemi-20838yy.htm

Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Millî Mücadelede Din Adamları-I (Ahmet Hulusi, Mehmet Rifat, Hacı Tevfik ve Abdurrahman Kâmil Efendiler),

Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 341

İlmî Eserler: 65

6. baskı: 2012, Ankara

Din İşleri Yüksek Kurulu kararı: 19.10.1995 / 1311

Eserde Said Nursî ile ilgili bilgi: Giriş bölümü, s. 27

- Diyanet yayını ayrıca Said Nursî'nin aktarılan sözü için Bediüzzaman Said Nursi-Tarihçe-i Hayatı, Eserleri, Meslek ve Meşrebi, Ankara 1958, s. 90'a; TBMM'deki hoşâmedî için TBMM Zabıt Ceridesi, C. 24, s. 457'ye atıf yapmaktadır.

2. Cehalete karşı ilim ve eğitim mücadelesi

Bediüzzaman’ın mücadele anlayışının ikinci önemli boyutu ilim ve eğitimdir.

Diyanet İşleri Başkanlığının Diyanet Aylık Dergi, Aralık 2014 tarihli 288. sayısında yayımlanan “Sürgünde Bir Ömür: Said Nursi” başlıklı çalışmada, Said Nursî’nin özellikle Doğu Anadolu’daki eğitim ve ilim meseleleriyle ilgilendiği anlatılmaktadır.

Bu çerçevede onun Medresetü’z-Zehra projesine özel önem verdiği; dinî ilimlerle pozitif ilimlerin birlikte okutulmasını amaçladığı belirtilmektedir.

Buradaki temel düşünce, cehaletin yalnızca dinî bilgi eksikliğiyle giderilemeyeceği; dinî ilimlerle çağın fen ve bilimlerinin birlikte ele alınması gerektiği anlayışıdır.

Bu açıdan Bediüzzaman’ın mücadele anlayışında “cehaletle mücadele”, askerî mücadeleden tamamen farklı fakat onun hayat çizgisinin önemli bir parçası olarak ortaya çıkmaktadır.

Dr. Elif Arslan, “Sürgünde Bir Ömür: Said Nursi”, Diyanet Aylık Dergi, Sayı 288, Aralık 2014.

Yayın: Diyanet İşleri Başkanlığı, Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü

Tarih: Aralık 2014

Said Nursî ile ilgili bölüm: ss. 36–40

Medresetü’z-Zehra ve eğitim anlayışı özellikle s. 38

- Millî Mücadele dönemi ve sonraki hayatıyla ilgili bilgiler ss. 38–40.

3. Millî mücadele dönemindeki tavrı

Bediüzzaman’ın hayatındaki bir başka önemli mücadele alanı, Mondros sonrasındaki işgal yılları ve Millî Mücadele dönemidir.

Diyanet İşleri Başkanlığının kaynaklarında, Said Nursî’nin Millî Mücadele’nin ilk dönemlerinde İstanbul’da bulunduğu ve işgale karşı tavır aldığı aktarılmaktadır.

Özellikle Diyanet’in Millî Mücadelede Din Adamları-I adlı çalışmasında, Said Nursî’nin İstanbul’da bulunduğu sırada Millî Mücadele’nin ilk günlerinde aktif bir tavır içerisinde olduğu belirtilmektedir. Aynı kaynak, onun daha sonra Ankara’ya geçtiğini ve TBMM tarafından resmî olarak karşılandığını kaydetmektedir.

Diyanet kaynaklarının ortaya koyduğu ifade şudur

Said Nursî, Millî Mücadele’nin başlangıç döneminde işgale karşı tavır alan ve Ankara’daki millî harekete davet edilerek giden din âlimlerinden biridir.

Not: İngilizler bu millî direnç ve direnişi kırmak için kontrol ettikleri resmî makamları ve resmî hocaları kullanmaya koyulurlar. İngilizlerin etkisinde kalan bazı çevrelerin de baskısıyla başta dönemin Şeyhülislamı Dürrizâde Abdullah Efendi olmak üzere Kuva-yı Milliye ve Anadolu’daki İstiklâl Harbi’nin aleyhinde fetvalar çıkartılar.

İşte zorla yazdırılan bütün bu fetvalara karşı harekete geçen 76 müftü, 36 ilim adamı ve 11 mebus, fetvalardaki yanlışları ve isnadları tesirsiz hale getiren mukabil fetvalar neşrettiler. Bediüzzaman da bunların başında gelir. (Bkz. Osmanlı Şeyhülislâmları, 260; Sarıklı Mücâhitler, 300; Risale-i Nur Hakkında İlmî Bir Tahlil, 71)

4. Mücadelenin şekil değiştirmesi: İman ve ilim hizmeti

Bediüzzaman’ın hayatındaki en önemli dönüşümlerden biri, sonraki yıllarda mücadele yönteminin değişmesidir.

Diyanet kaynaklarında onun hayatının sonraki döneminde siyasî faaliyetlerden ziyade ilim, telif, iman ve İslâm hakikatlerinin açıklanması üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan Ahmet Hamdi Akseki Sempozyumu kitabında Said Nursî’nin 1918’de Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiyye’ye tayin edildiği; daha sonraki yıllarda sürgün hayatı yaşadığı ve Risale-i Nur adı verilen eserleri telif etmeye yöneldiği anlatılmaktadır.

Aynı kaynak, Said Nursî ile Ahmet Hamdi Akseki arasındaki ilişkiye de yer vermektedir. Bu durum, Bediüzzaman’ın sonraki dönemindeki faaliyetlerinin Diyanet tarihindeki önemli şahsiyetlerle temasının bulunduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Burada “mücadele” kavramının anlamı genişlemektedir

Cephedeki mücadele, Millî Mücadele’ye destek, eğitim ve ilim, iman ve İslâm hakikatlerinin açıklanması şeklindedir.Bediüzzaman’ın hayatında mücadele aynı araçla devam etmemiş; dönemin şartlarına göre mücadele vasıtaları değişmiştir.

Ahmet Hamdi Akseki Sempozyumu

Yayıncı: Diyanet İşleri Başkanlığı

Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 1366

- Said Nursî ile Ahmet Hamdi Akseki ilişkisini ele alan bölüm: özellikle s. 78

- Eserde, Said Nursî'nin Akseki ile ilişkisi, eserlerinin Diyanet döneminde basılması yönündeki talebi ve aralarındaki ilmî/dostane ilişki anlatılmaktadır.

5. Sürgün ve baskılar karşısında ilmî faaliyetini sürdürmesi

Bediüzzaman’ın mücadele hayatının bir başka özelliği, karşılaştığı sürgün ve baskılara rağmen ilmî faaliyetlerini devam ettirmesidir.

Diyanet kaynaklarında onun hayatının sonraki döneminde Burdur, Barla, Eskişehir, Kastamonu, Denizli, Emirdağ ve Afyon gibi merkezlerde bulunduğu ve bu dönemlerde eser telif etmeyi sürdürdüğü aktarılmaktadır.

Bu durum, “mücahid” kavramının sadece cephede savaşan kişi anlamına indirgenmemesi gerektiğini de göstermektedir.

Bediüzzaman’ın hayatının sonraki dönemindeki mücadele yöntemi esas itibarıyla

İman hakikatlerini açıklama

Ve talebe yetiştirme

şeklinde ortaya çıkmıştır.

Dolayısıyla onun hayatındaki mücadele çizgisi, dönemlere göre farklı vasıtalarla devam etmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığının resmî yayınlarında yer alan bilgiler bir araya getirildiğinde Said Nursî’nin mücadele hayatı şu şekilde özetlenebilir:

1. Cephede mücadele etti.

Bediüzzaman Said Nursî, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti'nin Kafkas Cephesi'nde (Doğu Cephesi) Rus ordusuna ve Ermeni çetelerine karşı savaşmıştır. Bu cephede kendi yetiştirdiği talebelerinden oluşan Gönüllü Milis Alayı'nı kurmuş ve bu alayın başında Milis Alay Kumandanı olarak aktif rol üstlenmiştir.

2. Millî Mücadele döneminde aktif tavır aldı.

İstanbul’da bulunduğu dönemde Millî Mücadele’nin başlangıç safhasında faaliyet gösterdi; daha sonra Ankara’ya geçti ve TBMM tarafından resmî olarak karşılandı.

3. Cehalete karşı eğitim projesi geliştirdi

Medresetü’z-Zehra projesiyle dinî ilimler ile pozitif bilimlerin birlikte okutulmasını hedefledi.

4. Daha sonraki hayatında iman ve ilim hizmetine yöneldi

Siyasî mücadeleden ziyade telif, ilim, iman ve İslâm hakikatlerinin açıklanmasına ağırlık verdi.

5. Ağır şartlara rağmen hizmetini sürdürdü

Sürgün ve mahkeme süreçlerine rağmen eser telif etmeye ve talebe yetiştirmeye devam etti.

Diyanet İşleri Başkanlığının resmî yayınlarında yer alan tarihî bilgiler, Said Nursî’nin hayatının çok yönlü bir mücadele hayatı olduğunu göstermektedir.

Onun hayatında mücadele tek bir biçimde ortaya çıkmamıştır. Birinci Dünya Savaşı’nda fiilî askerî mücadeleye katılmış; Millî Mücadele döneminde işgale karşı tavır almış; eğitim alanında Medresetü’z-Zehra projesini geliştirmiş; sonraki döneminde ise ilim, telif ve iman hizmetini temel faaliyet alanı hâline getirmiştir.