İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik ABD saldırıları, “Ekonomik tecrit” operasyonunun başlatılmasıyla yeni bir aşamaya geçti. Kampanya, ekonomik baskıların İran sınırlarının dışına taşınmasıyla birlikte enflasyon, üretim ve taşımacılık maliyetleri ile küresel büyümeyi de etkilemeye başladı.
Uluslararası Para Fonu (IMF), enerji şokunun henüz sona ermediği ve petrol fiyatlarının yeniden yükselmesinin merkez bankalarını sıkı para politikalarını daha uzun süre sürdürmeye zorlayabileceği uyarısında bulundu.
IMF Başkanı Kristalina Georgieva, salı günü düzenlediği basın toplantısında küresel ekonominin İran’a karşı yürütülen savaşın yol açtığı enerji şokuna ilk tahminlerden daha dayanıklı çıktığını ancak fiyat artışları, bazı ülkelerde mali koşulların bozulması ve tahvil getirilerinin yükselmesiyle bağlantılı risklerin sürdüğünü söyledi.
Açıklama, gelecek hafta ABD’nin Kuzey Karolina eyaletindeki Asheville kentinde düzenlenmesi planlanan G20 Maliye Bakanları Toplantısı öncesinde yapıldı.
ENERJİ ŞOKU SONA ERMEDİ
Georgieva, küresel ekonominin enerji arzındaki aksaklıkların olumsuz etkisi ile özellikle ABD’de yapay zeka yatırımlarındaki hızlı artışın büyümeye sağladığı destek arasında bir mücadele yaşadığını belirtti.
Georgieva, şunları söyledi: “Enerji şoku sona ermedi. Petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi enflasyonu körükleyebilir ve merkez bankalarını sıkı para politikalarını korumaya zorlayabilir. Bunun borç ödeme maliyetleri ve ekonomik faaliyet üzerinde daha sonraki etkileri olacaktır.”
Georgieva, bazı ülkelerin petrol ve doğal gaz rezervlerini kullanarak, Körfez bölgesi dışındaki üreticilerden sağlanan arzı artırarak, enerji tüketimini azaltarak ve yenilenebilir enerji kapasitesini genişleterek krizin ilk etkilerini sınırladığını açıkladı.
Bazı ekonomilerin elektrik üretiminde yeniden kömür kullanımına yöneldiğini de belirten Georgieva, bu önlemlerin fiyatlar üzerindeki baskıyı tamamen ortadan kaldırmadığını söyledi.
IMF Başkanı, enflasyondaki düşüş sürecinin sekteye uğradığına, tahvil getirilerinin yükseldiğine ve mali yüklerin arttığına dikkat çekti. Georgieva, büyümeyi yavaşlatacak olmasına rağmen merkez bankalarının fiyatları kontrol altına almak için para politikalarını sıkılaştırmayı sürdürmek zorunda kalabileceği uyarısında bulundu.
IMF, temmuz ayında 2026 yılı küresel ekonomik büyüme tahminini yüzde 3’e düşürmüş; savaş, ticari parçalanma ve yapay zeka yatırımlarını çevreleyen belirsizliklerle bağlantılı ilave risklere dikkat çekmişti.
Fonun güncellenmiş tahminlerini, Dünya Bankası ile ekim ortasında Bangkok’ta gerçekleştireceği yıllık toplantılarda açıklaması bekleniyor.
Georgieva, merkez bankalarına fiyat istikrarına odaklanma çağrısı yaparken hükümetlerden bütçe açıklarını ve kamu borçlarını sürdürülebilir bir yola sokacak güvenilir planlar hazırlamalarını istedi.
Uyarı, ABD’nin 30 yıllık Hazine tahvili getirisinin son 19 yılın en yüksek seviyesine çıkmasının ardından geldi. Bu gelişme üzerine ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, uzun vadeli tahvillerin geri alım işlemlerinin büyüklüğünü iki katına çıkardı.
ENFLASYON MERKEZ BANKALARININ HESAPLARINI BOZUYOR
Baskılar, Avro Bölgesi’nde açık biçimde görülüyor. Avrupa Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Isabel Schnabel, çarşamba günü yaptığı açıklamada savaşın devam etmesi ve enflasyonun hedeflenen seviyenin üzerinde kalma riskinin artması nedeniyle faiz oranlarının daha da yükseltilmesi gerektiğini söyledi.
Schnabel, Bloomberg’e verdiği röportajda, “Mevcut faiz oranıyla enflasyonun orta vadede hedeflenen seviyeye dönmesi pek olası görünmüyor. Bu nedenle daha fazla parasal sıkılaştırma gerekecek” dedi.
Enerji maliyetlerindeki artış nedeniyle tüketici fiyatlarındaki yükselişin, Avrupa Merkez Bankasının yüzde 2’lik hedefinin üzerinde uzun süre kalacağını tahmin eden Schnabel, fiyat artışlarının ücretlere yansıması beklendikten sonra harekete geçilmesi halinde para politikası yapıcılarının gelişmelerin gerisinde kalacağı uyarısında bulundu.
Avrupa Merkez Bankası, enerji fiyatlarındaki artışın ekonominin diğer sektörlerine yayılmasını önlemek amacıyla haziran ayında yaklaşık üç yıl sonra ilk kez borçlanma maliyetlerini artırmıştı.
Reuters’a konuşan üç kaynak, politika yapıcıların savaşın enflasyon üzerindeki etkilerini kontrol altına almak amacıyla eylül ayındaki toplantıda faiz artırımına yöneldiğini ancak sonraki artırımlara ilişkin önceden işaret vermek istemediğini söyledi.
Faizlerin yüksek kalması; hükümetler, şirketler ve haneler açısından finansman maliyetlerinin artması anlamına geliyor. Ekonomiler aynı anda ithalat, enerji ve taşımacılık maliyetlerindeki yükselişle karşı karşıya bulunuyor.
Georgieva, parasal sıkılaştırmanın özellikle yüksek borç ve bütçe açığı bulunan ülkelerde borç ödeme maliyetleri ile ekonomik faaliyet üzerinde olumsuz sonuçlar doğuracağını belirtti.
Fiyat artışı dalgası, çatışma bölgesinden uzaktaki ekonomilere de ulaştı. Avustralya İstatistik Bürosunun çarşamba günü açıkladığı verilere göre tüketici fiyat endeksi temmuz ayında aylık yüzde 1 arttı. Bu oran, analistlerin yüzde 0,8’lik tahminini aştı.
Üç aylık düşüşün ardından yakıt fiyatlarının yüzde 7,5 yükselmesi enflasyondaki artışta etkili oldu. Avustralya’da yıllık enflasyon, yüzde 3,3’e gerileyeceği beklentisine karşın yüzde 3,5’e çıktı. Çekirdek enflasyon göstergesi ise yüzde 3,6 seviyesinde kaldı.
Şubat ayına kadar faiz artırımı yapılması ihtimali ise piyasalarda tamamen fiyatlanmaya başladı. Avustralya doları yüzde 0,3 değer kazanarak 0,7183 ABD dolarına çıktı ve son 12 haftanın en yüksek seviyesine ulaştı.
Enerji maliyetlerindeki artış; yakıt, elektrik, kara ve hava taşımacılığı, deniz taşımacılığı, sigorta ve depolama ücretleri gibi birçok kanal üzerinden tüketicilere yansıyor.
Bu giderlerin gıda, sanayi ürünleri ve hizmetlerin maliyetine eklenmesi, ham petrol fiyatları geçici olarak gerilese bile enerji şokunun etkisini genişletiyor ve kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor.
Taşımacılık ve üretim maliyetlerinin yükselmesi, şirketlerin yatırım ve istihdam kapasitelerini de etkiliyor. Şirketler artan maliyetleri üstlenmek, tüketicilere yansıtmak veya faaliyetlerini azaltmak arasında seçim yapmak zorunda kalıyor.
Her durumda ekonomiler, yüksek fiyatlar ile zayıf büyümenin bir arada görüldüğü bir tabloyla karşı karşıya kalırken bütçe açıkları ve borçlanma maliyetlerindeki artış, hükümetlerin geniş kapsamlı destek sağlama gücünü azaltıyor.
ABD YAPTIRIMLARININ PİYASALARA ETKİSİ
Piyasaların yeni ABD yaptırımlarına verdiği tepki, yatırımcıların enerji arzı üzerindeki baskının artması ihtimali ile Washington’ın daha geniş çaplı bir şoku önleme çabaları arasında denge kurmaya çalıştığını gösterdi.
ABD yönetimi, Tahran ile ticari ilişkilerini sürdüren ülke ve şirketleri ikincil yaptırımlarla ve Amerikan finans sistemine erişimlerinin engellenmesiyle tehdit etmişti. Ancak ilk açıklamada büyük finans kuruluşlarına doğrudan yaptırım uygulanmadı.
ING Bankası emtia analistleri, salı günü yayımladıkları değerlendirmede piyasaların açıklanan önlemlerden büyük ölçüde etkilenmediğini bildirdi.
Analistler, piyasa oyuncularının ABD’nin İran’ın ticari ortaklarını Tahran’dan uzaklaştırmaya yönelik hamlelerinin kısa vadeli etkisini sınırlı gördüğünü belirtti.
Bununla birlikte İran’ın deniz taşımacılığını aksatma kapasitesini koruduğuna dikkat çeken analistler, enerji arzına ilişkin risklerin devam ettiğini vurguladı.
AVRUPA BU KIŞ DONACAK
Avrupa, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksaması nedeniyle sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) akışının azalması ve mevcut sevkiyatlar için Asyalı alıcılarla rekabetin kızışması sonucunda kış mevsimine tarihsel olarak düşük gaz stokları ve yaklaşık üç yılın en yüksek fiyatlarıyla giriyor.
Avrupa’ya gönderilen LNG’nin fiyatı milyon İngiliz ısı birimi (MMBtu) başına 22,83 dolara yükselerek Ocak 2023’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Fiyatlardaki artışta, Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen sevkiyatların kesintiye uğramayı sürdürmesi etkili oldu.
Temmuz ayında Hürmüz Boğazı’ndan yalnızca sekiz LNG tankeri geçti. Savaş öncesinde ise boğazdan günde yaklaşık üç tanker geçiyordu. Çatışmalar başlamadan önce küresel LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si bu güzergâh üzerinden gerçekleştiriliyordu. Bu nedenle boğazdaki gemi trafiğinin azalması, uluslararası pazardaki arz açığının doğrudan nedenlerinden biri haline geldi.
Sevkiyatların azalmasıyla birlikte Avrupa’daki depolama tesislerinin doldurulma hızı da yavaşladı. Ağustos ayında depolara günde üç teravatsaat gaz aktarılırken geçen yılın aynı döneminde bu miktar 3,6 teravatsaat düzeyindeydi. Bu durum, ısınma sezonu başlamadan önce kıtanın yeterli rezerv oluşturma kapasitesini azalttı.
Avrupa Gaz Altyapısı verileri, Avrupa Birliği’ndeki depoların ağustos ayının sonlarında kapasitelerinin yaklaşık yüzde 63’ü oranında dolu olduğunu gösterdi. Wall Street Journal ise yılın bu döneminde olağan doluluk oranının yüzde 80’e yaklaştığını bildirdi.
Hollandalı ING Bank analistleri, Avrupa Birliği’nin ısınma sezonundan önce belirlenen yüzde 75’lik asgari depolama hedefine ulaşmakta zorlanabileceği uyarısında bulundu. Bu durum, şirketlerle hükümetleri alımlarını artırmaya zorlayabilir ve fiyatları daha yüksek seviyelere taşıyabilir.
Enerji Fiyatları ve Uluslararası Politikalar Araştırma Kuruluşu, Avrupa’daki gaz stoklarının ağustos ortasında yaklaşık yüzde 61 seviyesinde olduğunu tahmin etti. Bu oran, verilerin tutulmaya başlandığı 2009’dan bu yana yılın bu tarihi için kaydedilen en düşük seviye olurken yaklaşık yüzde 82 olan beş yıllık ortalamanın da oldukça altında kaldı.
Kuruluşun 21 Ağustos’ta yayımladığı raporda, Avrupa’nın boru hatlarıyla taşınan gaza bağımlılıktan LNG’ye yönelmesinin kıtayı deniz ticaretindeki aksamalara ve diğer ithalatçı bölgelerle yaşanan fiyat rekabetine karşı daha savunmasız hâle getirdiği belirtildi.
Mevcut ve gelecekteki kontrat fiyatlarının birbirine yaklaşması, gaz depolamaya yönelik ticari teşvikleri de azalttı. Kış aylarında beklenen fiyat; gazın satın alınması, finanse edilmesi ve depolanması için gereken maliyeti karşılayacak kadar yüksek olmadığında şirketler, piyasanın ilerleyen dönemde ihtiyaç duyacak olmasına rağmen ek miktarlar ayırmaktan kaçınıyor.
Özel şirketlerin gerekli depolama seviyelerine ulaşamaması durumunda Avrupa hükümetleri müdahale etmek zorunda kalacak. Piyasa mekanizmalarının kıtanın en büyük ekonomisi için gerekli miktarı sağlayamaması hâlinde özellikle Almanya’nın harekete geçebilir.
Avrupa, Asya’dan gelen giderek artan bir rekabetle de karşı karşıya. Kıtanın temel LNG göstergesi olan Platts JKM Endeksi, ağustos ayında yüzde 13 artarak milyon İngiliz ısı birimi başına 24,08 dolara yükseldi.
Daha yüksek fiyatlar, tankerleri daha fazla gelir sunan pazarlara yönlendiriyor. Bu durum, Avrupalı alıcıları LNG sevkiyatlarını çekebilmek için tekliflerini yükseltmeye zorluyor.
Risklerin boyutu yalnızca stok seviyesine bağlı değil. Hava sıcaklıkları, depolardan gaz çekilme hızı, ulaşım ağlarının kapasitesi ve kabul terminallerinin gazı tüketim merkezlerine ulaştırabilme kabiliyeti de belirleyici oluyor.
Uzun süreli bir soğuk hava dalgası rezervlerin hızla azalmasına, spot piyasa fiyatlarının yükselmesine ve hanelerle enerji yoğun sektörler üzerindeki baskının artmasına yol açabilir.
Sürecin etkileri İngiltere’de görülmeye başladı. Enerji piyasası düzenleyicisi Ofgem, çarşamba günü yaptığı açıklamada 1 Ekim ile 31 Aralık 2026 tarihleri arasında hanelere uygulanan enerji fiyat tavanının yüzde 4 artırılacağını duyurdu.
Gaz ve elektrik kullanan, ödemelerini otomatik banka talimatıyla yapan ortalama bir hanenin yıllık faturası 60 sterlin artarak 1.663 sterlinden 1.723 sterline yükselecek. Bu, aylık yaklaşık beş sterlinlik artış anlamına geliyor.
Ofgem, fiyat tavanının varsayılan tarifeleri kullanan yaklaşık 22 milyon haneyi koruduğunu belirtti. Uygulama, enerji şirketlerinin birim fiyatlar ve sabit ücretler üzerinden tahsil edebileceği en yüksek bedelleri belirliyor. Artış, sabit fiyatlı sözleşme kullanan yaklaşık 11 milyon haneyi kapsamıyor.
Resmİ verilere göre üçüncü çeyrekte kilovatsaat başına 7,33 peni olan doğal gazın birim fiyatı, ekim-aralık döneminde 7,97 peniye yükselecek. Günlük sabit ücret de 29,04 peniden 29,68 peniye çıkacak.
Elektriğin birim fiyatı kilovatsaat başına 26,11 peniden 26,32 peniye yükselirken günlük sabit ücret 57,19 peniden 54,83 peniye gerileyecek. Elektrik fiyatlarına Ekim 2026 ile Mart 2027 döneminde katma değer vergisi dâhil edilmeyecek.
Ofgem, her hanenin ödeyeceği gerçek tutarın tüketim miktarı, yaşanılan bölge, sayaç türü ve ödeme yöntemine bağlı olduğunu vurguladı. Fiyat tavanı, toplam faturaya üst sınır getirmiyor; enerji birim fiyatlarıyla sabit ücretlerin azami seviyesini belirliyor.
Kimya, gübre, çelik, cam ve seramik gibi enerji yoğun sektörler de yükselen gaz ve elektrik fiyatları nedeniyle ek baskıyla karşı karşıya bulunuyor. Şirketler, artan maliyetleri ürün fiyatlarına yansıtmak veya talebin en yüksek olduğu dönemlerde üretimi azaltmak zorunda kalabilir.
DİZEL KITLIĞI DA BAŞLADI
Küresel motorin piyasası son derece kritik bir döneme giriyor. ABD’de stoklar mevsimsel olarak kaydedilen en düşük seviyeye inerken Avrupa alışılmadık tedarik kaynaklarına yöneliyor. İran’a karşı yürütülen savaş ve Rusya’nın aldığı önlemler, rafine yakıt ticaretini sekteye uğratarak fiyatları rekor seviyelere taşıyor.
ABD Enerji Enformasyon İdaresinin verilerine göre büyük bölümünü motorinin oluşturduğu distilat yakıt stokları, 21 Ağustos’ta sona eren haftada 103,4 milyon varile geriledi. Bu rakam, kayıtların tutulmaya başlandığı 1980’li yılların başından bu yana yılın bu dönemi için görülen en düşük seviye oldu.
Düşüş, küresel motorin talebinin mevsimsel zirveye ulaşmasına yalnızca birkaç hafta kala gerçekleşti. Bu dönemde kışlık ısınma ihtiyacı, Kuzey Yarımküre’deki hasat mevsimi ve Güney Yarımküre’deki ekim dönemi aynı zamana denk geliyor.
Motorin yalnızca otomobil ve kamyonlarda kullanılan bir yakıt olmadığı için durumun tehlikesi daha da artıyor. Motorin; kara taşımacılığı, tarım, sanayi ve ısınma açısından hayati önem taşıyor. Fiyatlarda yaşanacak sert bir yükseliş, nakliye, üretim ve gıda maliyetlerine hızla yansıyarak küresel enflasyon üzerindeki baskıyı artırabilir.
ABD piyasası şimdiden ciddi bir daralmanın işaretlerini veriyor. Akaryakıt istasyonlarında motorinin galon fiyatı 5,60 doları aşarak ABD-İran savaşının başlamasından bu yana görülen en yüksek seviyelere yaklaştı. Fiyatlar, 2022 yılında kaydedilen rekor seviyenin 20 sentten daha az altında bulunuyor.
Aynı zamanda ABD’deki rafinerilerin motorin üretiminden elde ettiği kAr marjları rekor seviyelere yükseldi. Bu durum, Amerikan yakıtına yönelik olağanüstü küresel talebin doğrudan bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Ancak motorin ihracatını çok yüksek seviyelere çıkaran ABD bile küresel açığı kapatabilecek durumda görünmüyor. İran’daki savaş, ham petrol akışının rafine ürün ticaretine kıyasla daha dayanıklı olduğunu ortaya koydu. Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen rafine yakıt ihracatı neredeyse sıfıra geriledi.
Avrupa’da ise kriz çok daha belirgin şekilde hissediliyor. Kıta, yıllardır piyasasında yer almayan bir tedarik kaynağına yönelmek zorunda kaldı. Meksika’nın devlet petrol şirketi Pemex, ağustos ayında İspanya’ya yaklaşık 300 bin varil ultra düşük kükürtlü motorin gönderdi. Bu, yaklaşık yedi yıldır gerçekleştirilen ilk sevkiyat oldu.
Bloomberg’in salı günü yayımladığı başka bir habere göre bu gelişme, Avrupa’daki fiyatların ne kadar yükseldiğini gösteriyor. Fiyatlar öyle bir seviyeye ulaştı ki Meksika, iç talebini karşılamak için daha sonra ithalatını artırmak zorunda kalsa bile Avrupa’ya motorin ihraç ederek kâr elde edebiliyor.
Meksika normal şartlarda önemli bir motorin ihracatçısı değildi. Ancak piyasalardaki bozulma, küresel ticaret haritasını yeniden şekillendirdi. New York’ta işlem gören motorinin fiyatı 2026’nın başından bu yana iki kattan fazla arttı ve motorin dünyanın en iyi performans gösteren emtiası hâline geldi. Bu durum, tüccarları en fazla ihtiyaç duyulan piyasalara ulaştırılabilecek her türlü sevkiyatı aramaya yöneltiyor.
Rusya da krizin merkezinde yer alıyor. Moskova, Ukrayna’nın rafinerilere yönelik insansız hava aracı saldırılarının sürmesi nedeniyle motorin ihracatını durdurdu. Rus yönetimi, mevcut yasağı 1 Ekim’e kadar bir ay daha uzatmayı değerlendiriyor.
Yasağın uzatılması halinde zaten arz sıkıntısı yaşayan piyasa, Rusya’dan gelen daha fazla motorin varilini kaybedecek. Bu durum, motorin krizinin uzamasına ve traktörlerden kamyonlara, fabrikalardan ısınmaya kadar hemen her alanda bu yakıta bağımlı ekonomiler üzerindeki maliyetlerin daha da artmasına yol açabilir.
DİĞER SAVAŞ DA BUĞDAY FİYATLARINI ARTIRDI
Buğday fiyatları çarşamba günü Avrupa ve ABD piyasalarında sert yükseldi. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarını artırabileceğine ilişkin haberler, küresel gıda tedarikinin en önemli güzergahlarından biri olan Karadeniz üzerinden yürütülen tahıl ticaretinin güvenliğine dair endişeleri yeniden alevlendirdi.
Euronext Borsası’nda en fazla işlem gören aralık vadeli buğday kontratı, seans sırasında yaklaşık yüzde 4 yükselerek ton başına 246,25 avroya ulaştı. Böylece 24 Temmuz’dan bu yana en yüksek seviyesini gören kontrat, daha sonra bu yüksek seviyelerde dengelendi. Reuters’ın aktardığına göre Chicago’da buğday vadeli işlemleri de yaklaşık yüzde 6 arttı. Bu hareket, piyasaların Karadeniz bölgesinden gerçekleştirilen tahıl sevkiyatlarını tehdit eden gelişmelere karşı giderek daha hassas hâle geldiğini gösterdi.
Fiyatlardaki yükseliş dalgası, Bloomberg’in Kremlin’e yakın üç kaynağa dayandırdığı haberin ardından geldi. Haberde Rusya’nın, barış anlaşmasına varılması yönündeki çabaların çıkmaza girdiği sonucuna ulaşmasının ardından Kiev’e ve Ukrayna’nın diğer şehirleri ile bölgelerindeki kritik altyapıya yönelik füze saldırılarını yoğunlaştırmayı değerlendirdiği belirtildi.
Tahıl piyasaları, askerî gerilimi yalnızca siyasi bir risk olarak değil; tedarik, ticaret, deniz taşımacılığı ve sigortacılık faaliyetlerine yönelik doğrudan bir tehdit olarak değerlendiriyor. Son haftalarda karşılıklı düzenlenen saldırılar, limanlar ile tahıl tesislerinin faaliyetlerini aksatırken bazı sevkiyatların ertelenmesine veya iptal edilmesine neden oldu. Bu gelişmeler, Karadeniz’den yapılan ihracatın tarım sezonunun önemli bir dönemine girdiği sırada yaşandı.
Rusya ve Ukrayna’nın dünyanın en büyük tahıl ihracatçıları arasında bulunması, yaşanan gelişmelerin önemini daha da artırıyor. İki ülke birlikte küresel buğday ihracatının dörtte birinden fazlasını karşılıyor. Limanlarda veya gemi trafiğinde uzun süreli herhangi bir aksama, ithalatçıları Avustralya, Arjantin ve Kuzey Amerika gibi alternatif kaynaklara yönelmek zorunda bırakabilir. Ancak bu ülkelerden yapılacak ithalat genellikle daha yüksek maliyetli oluyor.
Piyasanın kırılganlığı, alıcıların tutumlarına şimdiden yansımış durumda. Asya ülkeleri, temmuz-eylül döneminde Karadeniz bölgesinden gelmesi beklenen yaklaşık 2 ila 2,5 milyon ton buğdayın teslimatına ilişkin endişelerle karşı karşıya kaldı. Ürdün ise artan fiyatlar ve nakliye riskleri nedeniyle sınırlı sayıda teklif almasının ardından buğday ve arpa ihalelerini iptal etti.
Mısır, uzun süreli bir aksamanın sonuçlarından en fazla etkilenebilecek ülkelerin başında geliyor. Dünyanın en büyük buğday ithalatçısı olan Mısır, 2026 yılının ilk yarısındaki buğday ithalatının yüzde 82’sinden fazlasını Rusya ve Ukrayna’dan gerçekleştirdi. Bu nedenle fiyatların yükselmesi veya Karadeniz’den yapılan sevkiyatların gecikmesi, ithalat maliyetlerine ve ekmek ile tahıl tedarik programlarına hızla yansıyabilir.
Risklerin tamamı yalnızca askeri saldırılardan kaynaklanmıyor. Son veriler, Tuna Nehri’ndeki su seviyesinin düşmesinin Romanya üzerinden kullanılan alternatif tahıl taşıma güzergahlarından birine ilave kısıtlamalar getirdiğini gösterdi. Bu durum, saldırılar nedeniyle Ukrayna’nın tahıl ihracatının bir bölümünün Odessa ve diğer limanlardan farklı güzergahlara yönlendirildiği bir dönemde yaşandı.
Buğday fiyatları son haftalarda zaten yükselişe geçmişti. Chicago’daki buğday kontratları, Karadeniz’den yapılan tedarike yönelik endişeler nedeniyle temmuz başından bu yana yüzde 17’den fazla arttı. Rusya’nın saldırılarını artırabileceğine ilişkin ihtimalin yeniden gündeme gelmesiyle piyasalar, risk primini yükseltebilecek ve tahılın sigorta ile nakliye maliyetlerini artırabilecek yeni bir etkenle karşı karşıya kaldı. Fiyat artışının ekmek fiyatlarına da yansıması bekleniyor.