Risale-i Nur perspektifinde bir ismin şerhi; kâinat aynalarında tezahür eden âsâr → ef'âl → esmâ → sıfât → şuûnât → Zât silsilesini takip eder.
1. ALLAH (الله)
Bütün sıfât-ı kudsiyeyi ve esmâ-i hüsnâyı şahsında cemeden, daire-i ulûhiyetin mutlak unvanı olan İsm-i Zât'tır. Diğer bütün esmâ, bu Zât-ı Akdes'in kâinat sarayındaki farklı unvanları, cilveleri ve tasarrufat-ı Rabbâniyesidir.
Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz, İkinci Makam.
2. ER-RAHMN (الرحمن)
Kâinatın heyet-i mecmuasında tecellî eden rubûbiyet-i mutlakanın unvanıdır. Dünya hanında mümin-kâfir ayrımı yapmaksızın bütün zîhayatı kuşatan mutlak rızık, inayet ve umumî şefkat tecellî-i Rahmâniyesinin menbaıdır.
Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Nükte; Lem'alar, On Dördüncü Lem'a.
3. ER-RAHÎM (الرحيم)
Genelde daire-i âhirete, hususta ise sırr-ı ehadiyet ile fertlerin hususî dünyalarına bakan ihsan ve iltifat-ı Rabbânînin unvanıdır. Rahmâniyet küllî rızıkla rubûbiyeti ilan ederken, Rahîmiyet her bir ferdin aczine ve feryadına hususî imdatla cevap verir.
Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Nükte.
4. EL-MELİK (الملك)
Mülk ve melekût âlemlerinin mutlak, zevalsiz ve hakikî mâliki olan Sultan-ı Ezel ve Ebed'dir. Kâinattaki tasarruf-u mutlak O'nundur; mahlûkatın mülkiyeti ise yalnızca izafî, fânî ve birer emanet-i İlâhîdir.
Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup (Lehü'l-Mülk şerhi).
5. EL-KUDDÛS (القدوس)
İsm-i zam'ın altı nurundan biridir. Kâinat fabrikasını, küre-i arzı, nebatatı ve hayvanatı maddî ve manevî bütün kirlerden, noksanlıklardan hikmetle temizleyen mutlak takdis, tenzih ve nezafet-i kudsîye tecellîsinin unvanıdır.
Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Birinci Nükte.
6. ES-SELM (السلام)
Zât ve sıfatlarında fânilikten, zevalden, noksaniyetten ve kusurdan münezzeh olan; mahlûkatını adem karanlıklarından ve tehlikelerden selâmate çıkarıp, ebedî inşirah sarayı olan Dârüsselâm'a sevk eden Zât-ı Mukaddestir.
Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz.
7. EL-MÜ'MİN (المؤمن)
Kulun kalbine nur-u imanı ilka eden, vaadinde sadık olan ve kâinatı musibetlerin dehşetinden emniyete kavuşturan mutlak emniyet kaynağıdır. İnsanın bu isme muhatap olması, imanın kazandırdığı kalbî ve ruhî emniyet boyutuyladır.
Kaynak: Şualar, Yedinci Şua (yetü'l-Kübrâ).
8. EL-MÜHEYMİN (المهيمن)
Saltanatı altındaki her şeyi muhit ilim, mutlak hıfz ve daimî murakabe ile ihata eden; hiçbir zerrenin, hiçbir hadisenin kabza-i tasarrufundan ve gözetime dayalı hâkimiyetinden kaçamadığı mutlak gözeticidir.
Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.
9. EL-AZÎZ (العزيز)
Dengi, misli, şeriki ve naziri olmayan mutlak izzet ve galibiyet sahibi. İnsan, kendi zâtındaki nihayetsiz acz ve fakrını derkedip iman intisabıyla bu isme bağlandığında hakiki bir izzet-i imaniye kazanır.
Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.
10. EL-CEBBR (الجبار)
Mutlak azamet ve haşmetli tasarrufuyla her şeyi emrine musahhar eden ve mahlûkatın fıtrî eksikliklerini, kırılmışlıklarını kudsî merhameti ve kudretiyle telafi eden (cebr-i noksan eden) mutlak irade unvanıdır.
Kaynak: Sözler, On Birinci Söz.
11. EL-MÜTEKEBBİR (المتكبر)
Kibriya ve azametini mahlûkat aynalarında izhar eden, mahlûkun fânî ve noksan vasıflarından tamamen yüce olan mutlak büyük. Namazların omurgası olan "Allahuekber" kelâm-ı kudsîsi bu ismin azametli cilvesidir.
Kaynak: Sözler, Dokuzuncu Söz.
12. EL-HLIK (الخالق)
Maddî ve manevî her unsuru, daire-i kaderde çizilen plan ve mizan dahilinde yoktan var eden mutlak yaratıcı. Masnuattaki harika nakışlar, doğrudan doğruya halk ve icad fiiliyle bu isme şehadet eder.
Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz; Mesnevi-i Nuriye.
13. EL-BRİ' (البارئ)
Mahlûkatın azalarını, elementlerini ve fıtratlarını birbirine tam muvafık, pürüzsüz ve kusursuz olarak, maddî karmaşalardan Huxleys ve noksanlıklardan temizleyip intizamla varlık sahnesine çıkaran Sâni-i Hakîm.
Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.
14. EL-MUSAVVİR (المصور)
Her bir mahlûka, bilhassa zîhayat fertlere, kendi nev'indeki diğer fertlerden ayrılmasını ve tanınmasını sağlayacak hususî bir sima ve suret bahşeden; her yüze bir hâtem-i ehadiyet basan Musannif-i Hakîm.
Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.
15. EL-GAFFR (الغفار)
Kullarının günah kirlerini, isyanlarını ve kusurlarını kudsî mağfiret perdesiyle örten, tekrar tekrar affeden. İnsanın nefis terbiyesinde iltica ettiği kudsî af ve setr mercii.
Kaynak: Mektubat, Yirmi Üçüncü Mektup.
16. EL-KAHHR (القهار)
Mutlak galip, her şeyi celâlî emrine itaat ettiren. Kâinatta her an vuku bulan zeval, firak, ölüm ve kış hadiseleri bu ismin mevcudat üzerindeki celâlî unvanları ve tecellîleridir.
Kaynak: Sözler, On Yedinci Söz.
17. EL-VEHHB (الوهاب)
Hiçbir mukabil ücret, illet ve menfaat beklemeksizin mahlûkatın hadsiz ihtiyaçlarına nihayetsiz nimetler hibe eden. Kâinattaki karşılıksız ihsanat silsilesinin hakiki kaynağıdır.
Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz.
18. ER-REZZK (الرزاق)
Maddî ve manevî rızka muhtaç olan bütün zîhayatın rızkını, akıl ve iktidarlarının bittiği yerde şefkat-i Rabbâniye ile tam vaktinde ulaştıran; rızık fabrikasının mutlak maliki.
Kaynak: Lem'alar, İktisat Risalesi; Sözler, Yirmi Dördüncü Söz.
19. EL-FETTH (الفتاح)
Her bir zîhayatın kapalı suret kapılarını açan; basit bir çekirdekten muazzam bir şecereyi, bir katre sudan harika bir insanı fetheden; marifet ve hidayet kilitlerini çözen mutlak açıcı.
Kaynak: Şualar, Yedinci Şua.
20. EL-ALÎM (العليم)
Küçük-büyük, gizli-açık, geçmiş ve geleceğe ait her şeyi aynı anda hakkıyla kuşatan Muhit İlim sıfatının unvanıdır. Kâinattaki hassas mizan, intizam ve meyvedarlık doğrudan bu isme açılan tefekkür pencereleridir.
Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.
21. EL-KBID (القابض)
Rızkı daraltan, vazifesi biten canlıların ruhlarını kabzeden, kâinatı her an mutlak kabza-i tasarrufunda ve celâlî bir kontrol altında tutan isimdir.
Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.
22. EL-BSIT (البasط)
Ruhları nur-u imanla genişleten, rızkı bollaştıalan, bilhassa bahar mevsiminde hayatı yeryüzünün her tarafına yayan cemâlî inşirah tecellîlerinin unvanıdır.
Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz.
23. EL-HFID (الخافض)
Enaniyetine güvenip kibirlenenleri esfel-i sâfilîne alçaltan; mahlûkatı vazifesi hitam bulunca rütbe-i terhis ile makamından indirip perde arkasına gönderen celâl sahibidir.
Kaynak: Sözler, On Birinci Söz.
24. ER-RFİ' (الرافع)
Müminleri ve ehli hakikati yükselten; insanı imanın intisabıyla esfel-i sâfilînden âlâ-yı illiyyîne (en yüksek manevî dereceye) çıkaran ulvî yükselticidir.
Kaynak: Sözler, Yirmi Üçüncü Söz.
25. EL-MUİZZ (المعز)
Kulun, nihayetsiz acziyetini derkedip Sultan-ı Ezelî'ye ubudiyet bağıyla bağlanması neticesinde kazandığı hakiki ve sarsılmaz izzet-i imaniyenin yegâne menbaıdır.
Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.
26. EL-MÜZİLL (المذل)
Kendini müstağni sayarak firavunlaşan enaniyet sahiplerini zillete düşüren, rezil ve hakir kılan; mülk dairesindeki haddi aşan mütekebbirlere haddini bildiren mutlak adalettir.
Kaynak: Sözler, On Onuncu Söz (Haşir Risalesi).
27. ES-SEMÎ' (السميع)
En gizli kalplerin hatıratını, en cüz'î mahlûkun fıtrî ve hacet dualarını işiten ve doğrudan rubûbiyet-i mutlaka ile o dualara fiilen icabet eden mutlak işitici.
Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz.
28. EL-BASÎR (البصير)
Karanlık gecede, kara taşın üzerindeki karıncanın ihtiyacını gören; mahlûkatın bütün amellerini hasılat-ı hayat olarak mükafat ve mücazat için kaydeden mutlak Basar sahibidir.
Kaynak: Şualar, Yedinci Şua.
29. EL-HAKEM (الحكم)
İsm-i zam'ın bir nurudur. Kâinattaki her şeyi tam bir maslahat, fıtrî gaye, fayda ve faydalılık ekseninde hikmetle hükme bağlayan mutlak hakemdir.
Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Beşinci Nükte.
30. EL-ADL (العدل)
İsm-i zam'ın bir nurudur. Her mahlûka fıtrî hakk-ı hayatını ve vücut cihazatını tam veren; kâinattaki mutlak dengeyi, mizanı ve hakkaniyeti celâl ve cemâl içinde tesis eden mutlak adalet sahibidir.
Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Dördüncü Nükte.
31. EL-LATÎF (اللطيف)
Maddenin en gizli ve derin tabakalarına, hücre ve zerrelerin en ince ihtiyaçlarına kadar rikkatle nüfuz eden; mahlûkatı lütuf, nezaket ve incelikle besleyip idare eden mutlak lütufkârdır.
Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.
32. EL-HABÎR (الخبير)
Kâinatta cereyan eden en gizli perdelerin arkasındaki hadiselerden, kalplerin en ince hatıratından ve mahlûkatın gelecek ihtiyaçlarından tam ve eksiksiz haberdar olan mutlak ilim unvanı.
Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.
33. EL-HALÎM (الحليم)
İsyan ve günahlara karşı hemen ceza vermeyip mahlûkatına mühlet tanıyan; kâinattaki sarsılmaz intizamı celâlî celadetle değil, kudsî bir sabır, hilm ve teenni ile muhafaza eden unvandır.
Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.
34. EL-AZÎM (العظيم)
Azameti, büyüklüğü ve kibriyası kâinat semavatını ve bütün varlık tabakalarını ihata eden; akılların hakikatini idrak etmekten âciz kaldığı zevalsiz azamet sahibi.
Kaynak: Sözler, Dokuzuncu Söz.
35. EL-GAFÛR (الغفور)
Kusurları kudsî rahmet perdesi altında mağfiret eden. Beşerin acziyet ve sefaletine karşı affıyla mukabele edip, günah kirlerini af havuzunda temizleyen kudsî örtücü.
Kaynak: Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a (Hastalar Risalesi).
36. EŞ-ŞEKÛR (الشكور)
Kulların az bir amel-i salihesine, dünyalara bedel ebedî ihsanat ve cennet meyveleriyle mukabele eden; şükür dairesini kudsî mukabeleyle nurlandıran mutlak mükafat verici.
Kaynak: Sözler, Yirmi Dördüncü Söz.
37. EL-ALİYY (العلي)
İzzet, şan, şeref and rütbece her şeyin fevkinde olan; mahlûkatın noksan ve fânî sıfatlarından mutlak derecede yüce ve münezzeh olan ulvî zâttır.
Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.
38. EL-KEBÎR (الكبير)
Büyüklüğü mekân, zaman ve tasavvur hudutlarına sığmayan; kâinatı bir saray, galaksileri birer lamba gibi kolayca idare eden mutlak kibriya sahibi.
Kaynak: Sözler, On Birinci Söz.
39. EL-HAFÎZ (الحفيظ)
Kâinattaki hiçbir şeyi zayi etmeyen; her bir çekirdekte muazzam bir şecerenin projesini, insanın hafızasında hayat tarihçesini muhafaza eden ve amel defterlerini haşir sabahı için kaydeden mutlak koruyucudur.
Kaynak: Sözler, Onuncu Söz (Haşir Risalesi - Yedinci Hakikat).
40. EL-MUKÎT (المقيت)
Her bir zîhayatın fıtrî yapısına muvafık olan maddî ve manevî gıdasını tâyin eden, muhafaza eden ve tam vaktinde ruhuna ve bedenine yetiştiren mutlak mukavemet verici.
Kaynak: Lem'alar, İktisat Risalesi.
41. EL-HASÎB (الحسيب)
Mahlûkatın hayatları boyunca işledikleri bütün amelleri zerre miktar zayi etmeden hesaba çeken; kâinattaki kusursuz mizan ve muhasebenin hakiki unvanı.
Kaynak: Sözler, Onuncu Söz.
42. EL-CELÎL (الجليل)
Celâl, haşmet ve azamet sahibi olan. Kâinat aynalarında tezahür eden fırtınalar, depremler, zeval ve firak hadiseleri bu ismin celâlî tecellîleridir.
Kaynak: Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz.
43. EL-KERÎM (الكريم)
Lütuf ve ihsanı nihayetsiz olan; mahlûkatın istihkakından çok daha fazla nimetleri onlara meccanen ikram eden, keremi kâinat sarayını dolduran Sultan-ı Zü'l-Cemâl.
Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz.
44. ER-RAKÎB (الرقيب)
Mahlûkatın her bir hareketini, niyetini ve amelini her an gözetleyen; hiçbir şey kontrolünden, ilminden ve murakabesinden gizlenemeyen mutlak denetleyici.
Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.
45. EL-MÜCÎB (المجيب)
Bütün zîhayatın fıtrî hacet lisanıyla ve dertli sinelerin yalvarış dualarıyla istedikleri taleplere hikmetle ve fiilen cevap veren kudsî icabet merciidir.
Kaynak: Mektubat, Yirmi Üçüncü Mektup.
46. EL-VSİ' (الواسع)
İlmi, rahmeti, kudreti ve rızkı bütün kâinatı, zamanı ve mekânı ihata eden; dar hudutlara sığmayan mutlak genişlik sahibi.
Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz.
47. EL-HAKÎM (الحكيم)
Kâinatta abesiyete yer bırakmayan; her bir mahlûku yüzlerle gaye, fayda, maslahat ve hikmetle techiz eden, her işi kusursuz nizamla yürüten hikmet menbaı.
Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Beşinci Nükte.
48. EL-VEDÛD (الودود)
Kâinatı muhabbet sırrıyla halk eden, mahlûkatını şefkatle seven ve kendini masnuatıyla sevdiren; müminlerin ruhlarında kudsî bir aşk ve cezbe uyandıran hakiki mahbub.
Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup; Sözler, Otuz İkinci Söz.
49. EL-MECÎD (المجيد)
Şan, şeref, kerem ve saltanatı nihayetsiz derecede yüce ve ulu olan; her bir mahlûkun hamd ve senasıyla şanı kâinatta ilan edilen Zât-ı Zülcelâl.
Kaynak: Şualar, Birinci Şua.
50. EL-BİS (الباعث)
Ölümden sonra ruhları dirilten, her bahar mevsiminde ölmüş arzı milyarlarca nebatat ordularıyla yeniden diriltip haşrin numunelerini gösteren mutlak ba's edici.
Kaynak: Sözler, Onuncu Söz (Haşir Risalesi - Dokuzuncu Hakikat).
51. EŞ-ŞEHÎD (الشهيد)
Kâinatın her bir köşesinde hazır ve nazır olan; mahlûkatın şehadetlerini bizzat müşahede eden ve her bir mahlûkun varlığıyla Kendisine şahitlik ettiği mutlak şahit.
Kaynak: Şualar, Yedinci Şua.
52. EL-HAKK (الحق)
Varlığı hakiki, zevalsiz ve daimî olan; kâinattaki bütün hakikatlerin menbaı ve dayanağı. Bütün mahlûkatın fânî hakikatleri, bu ismin nuruyla vücut bulur.
Kaynak: Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz.
53. EL-VEKÎL (الوكيل)
Aciz ve fakir olan mahlûkatın işlerini en mükemmel surette neticelendiren; kendisine tevekkül eden kullarının yüklerini kudsî emniyetiyle hafifleten mutlak hami.
Kaynak: Sözler, Yirmi Üçüncü Söz.
54. EL-KAVİYY (القوي)
Kudretine acizlik yanaşamayan; en muazzam küreleri en küçük zerreler gibi kolayca evirip çeviren, nihayetsiz kudsî kuvvetin sahibi.
Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.
55. EL-METÎN (المتين)
Kudretinde hiçbir sarsıntı, zafiyet veya gevşeme bulunmayan; tasarrufat-ı rubûbiyetinde mutlak bir metanet ve sarsılmazlık sergileyen kudsî unvan.
Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz.
56. EL-VELİYY (الولي)
Müminlerin hakiki dostu ve yardımcısı olan; mahlûkatı şefkat perdesi altında himaye edip velayet nuruyla kalpleri Kendisine bağlayan kudsî dost.
Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.
57. EL-HAMÎD (الحميد)
Kâinattaki bütün lisanların hamd, sena ve medihlerine yegâne layık olan; ihsan ettiği nimetlerle zâten övülmüş olan mutlak mahmud.
Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz.
58. EL-MUHSÎ (المحصي)
Yarattığı her bir mahlûkun sayısını, miktarını ve zerrelerini tek tek bilen; kâinattaki her şeyi kader kalemiyle inceden inceye sayıp kaydeden mutlak ilim sahibi.
Kaynak: Sözler, Onuncu Söz.
59. EL-MÜBDİ' (المبدئ)
Maddesiz, örneksiz ve numunesiz olarak mahlûkatı ilk defa yoktan var eden; benzersiz sanatlarla varlık sahnesine çıkaran mutlak mucid.
Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.
60. EL-MUÎD (المعيد)
Hayat sahnesinden çekilen mahlûkatı, haşirde ve gelecek baharlarda zerrelerini toplayarak aynen ve daha mükemmel surette yeniden iade edecek olan sâni.
Kaynak: Sözler, Onuncu Söz.
61. EL-MUHYÎ (المحيي)
Hayat kıvılcımını yaratan; cansız maddelere hayat nurunu üfleyerek kâinatı şenlendiren ve ebedî hayatı ihsa edecek olan yegâne hayat verici.
Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a (İsm-i Hayy şerhi).
62. EL-MÜMÎT (المميت)
Vazifesi biten mahlûkatı hayat külfetinden terhis edip ölüm pasaportuyla mekân değiştiren; ölümü dahi hayat gibi sanatkârane halk eden mutlak sâni.
Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.
63. EL-HAYY (الحي)
İsm-i zam'ın bir nurudur. Kâinatı canlandıran, ezelî ve ebedî hayat sahibi olan; bütün hayat tabakalarının menbaı ve dayanağı olan mutlak diri.
Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Beşinci Nükte (İsm-i Hayy).
64. EL-KAYYÛM (القيوم)
İsm-i zam'ın bir nurudur. Kâinatı, semavatı ve zerreleri kendi kıyamıyla ayakta tutan; varlığı kendinden olup her şeyin varlığı Kendisine muhtaç olan mutlak daim.
Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Altıncı Nükte (İsm-i Kayyûm).
65. EL-VCİD (الواجد)
İstediği her şeyi anında bulan, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan; gınâ-yı zâtî sahibi olup mahlûkatına hacet kapılarını açan mutlak zengin.
Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz.
66. EL-MCİD (الماجد)
Kerem, mürüvvet ve lütfu nihayetsiz olan; mahlûkatını cömertlik aynalarında azametle rızıklandıran ulu ve şerefli Zât.
Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.
67. EL-VHID (الواحد)
Kâinatın umumî heyetindeki sikke-i kübrâ (vâhidiyet) ile birliğini ilan eden; zatında, sıfatlarında ve fiillerinde şeriki ve naziri olmayan mutlak bir.
Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz (Vahidiyet bahsi).
68. ES-SAMED (الصمد)
Her şey Kendisine muhtaç olduğu hâlde, Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan; madde, mekân, zaman ve esbabdan münezzeh olan mutlak merci.
Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz (Samediyet sırrı).
69. EL-KDİR (القادر)
Kudretine acizlik yanaşamayan; atomlardan galaksilere kadar her şeyi aynı kolaylıkla halk eden nihayetsiz kudret sahibi.
Kaynak: Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz.
70. EL-MUKTEDİR (المقتدر)
Mahlûkat üzerindeki kudsî hâkimiyetini ve iktidarını celâlî ve cemâlî sanatı ile tam bir hâkimiyet altında sergileyen mutlak iktidar sahibi.
Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.
71. EL-MUKADDİM (المقدم)
Hikmeti iktizaen mahlûkatından istediğini rütbe, zaman ve mekânca öne geçiren; kemalata doğru giden yolları müminlere açan ulvî rehber.
Kaynak: Sözler, On Birinci Söz.
72. EL-MUEHHİR (المؤخر)
Hikmeti gereği dilediği mahlûku arkaya bırakan; zalimlerin cezasını mühlet vererek tehir eden ve fânîleri vazife hitamında perde arkasına gönderen.
Kaynak: Sözler, Onuncu Söz.
73. EL-EVVEL (الأول)
Varlığının başlangıcı olmayan ezelî unvan. Kâinat ağacının başlangıcı olan çekirdekteki kaderî program, bu ismin mahlûkat kalıbındaki cilvesidir.
Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.
74. EL-HİR (الآخر)
Varlığının sonu olmayan ebedî unvan. Kâinat ağacının en son meyvesi olan insandaki ruh ve ahiret arzusu, bu isme açılan ebediyet penceresidir.
Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.
75. EZ-ZHİR (الظاهر)
Kâinat aynasında tecellî eden harika sanatlarıyla, nizamıyla ve âsârıyla varlığı apaçık görünen Musannif-i Hakîm.
Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.
76. EL-BTIN (الباطن)
Mahlûkatın iç yüzünde, fabrikasyon sistemlerinde ve hücrelerindeki derin hikmet perdelerinde gizli olan mutlak latîf sâni.
Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.
77. EL-VLÎ (الوالي)
Kâinat mülkünü tek başına idare eden; her bir hadiseyi doğrudan rubûbiyet-i mutlakanın dizginiyle elinde tutan yegâne vali.
Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.
78. EL-MÜTELÎ (المتعالي)
Mahlûkatın eksik, kusurlu ve fânî vasıflarından, mahlûk fikrinin tasavvur hudutlarından mutlak derecede yüce ve münezzeh olan.
Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz.
79. EL-BERR (البر)
Mahlûkatına karşı iyiliği, lütfu ve kudsî ihsanatı bol olan; kullarının hayır amellerini bereketlendiren mutlak iyilik kaynağı.
Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz.
80. ET-TEVVB (التواب)
Günahlarından nedamet edip kudsî dergâha iltica eden kullarının tövbelerini kabul eden; merhametiyle kulunu af perdesine alan.
Kaynak: Mektubat, Yirmi Üçüncü Mektup.
81. EL-MÜNTEKIM (المنتقم)
Mazlumların hukukunu müdafaa eden; mülkünde haddi aşan mütekebbir zalimleri adalet-i mutlaka ile cezalandıran mutlak celâl sahibi.
Kaynak: Sözler, Onuncu Söz (Haşir Risalesi - Adalet babı).
82. EL-AFÜVV (العفو)
Günahları silen, cezalandırmaktan vazgeçen; kudsî affı beşerin idrakini aşan mutlak müsamaha ve mağfiret sahibi.
Kaynak: Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a.
83. ER-RAÛF (الرؤوف)
Mahlûkatının acziyetine karşı kudsî bir rikkat ve rafetle muamele eden nihayetsiz şefkat menbaı.
Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz.
84. MLİKÜ'L-MÜLK (مالك الملك)
Kâinat mülkünün tek ve hakiki sahibi. Mülkünde istediği gibi tasarruf eden; mahlûkatını mülk dairesinde memur gibi çalıştıran Sultan-ı Ezelî.
Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.
85. ZÜ'L-CELLİ VE'L-İKRM (ذو الجلال والإكرام)
Hem azamet ve haşmet (Celâl) sahibi, hem de nihayetsiz lütuf ve cömertlik (İkram) sahibi olan; kâinatı bu iki tecellî kutbuyla döndüren Zât.
Kaynak: Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz.
86. EL-MUKSİT (المقسط)
Her şeye hakkını tam veren; mahlûkatı arasında mutlak adaleti icra eden ve hiçbir mazlumun hukukunu zalimde bırakmayan mutlak adil.
Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a (İsm-i Adl).
87. EL-CMİ' (الجامع)
Birbirine zıt unsurları aynı bedende toplayan; haşir günü ölmüş zerreleri bir araya getiren ve insan fıtratında (küçük bir fihriste olarak) bütün esmâyı cemeden mutlak toplayıcı.
Kaynak: Sözler, Haşir Risalesi; Sözler, Otuz Üçüncü Söz (İnsan Penceresi).
88. EL-GANÎYY (الغني)
Zâtî zenginlik sahibi olan; hiçbir mahlûka ve hiçbir amele muhtaç olmayan, kâinatın hadsiz hazinelerinin hakiki maliki.
Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz.
89. EL-MUĞNÎ (المغني)
Mahlûkatından dilediğini zengin kılan; fakr ve acz içindeki kullarına beklenmedik kapılardan manevî ve maddî zenginlikler ihsan eden.
Kaynak: Sözler, Yirmi Üçüncü Söz.
90. EL-MNİ' (المانع)
Hikmeti gereği bazı şerlerin gerçekleşmesine müsaade etmeyen; müminleri musibetlerden koruyan ve zararların yayılmasına kudsî engeller koyan Sâni.
Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a (İsm-i Hakem).
91. ED-DRR (الضار)
Şerri ve zararı dahi hayır gibi imtihan sırrıyla yaratan; musibetleri ve hastalıkları celâlî tasarrufatı altında hikmetle halk eden unvandır.
Kaynak: Lem'alar, Hastalar Risalesi.
92. EN-NFİ' (النافع)
Hayrı, menfaati ve güzelliği yaratan; mahlûkatı lezzetli nimetlerle, şifalarla ve manevî feyizlerle faydalandıran cemâlî kaynak.
Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz.
93. EN-NÛR (النور)
Nurun nuru, nurları yaratan; kâinatın adem karanlıklarını iman ve vücut nuruyla ışıklandıran Zât-ı Nurânî.
Kaynak: Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz; Kastamonu Lâhikası.
94. EL-HDÎ (الهادي)
Kullarına nur-u hidayet veren; dalalet karanlıklarından çıkarıp sırat-ı müstakime ulaştıran, mahlûkata fıtrî vazifelerini sevk-i İlâhî ile ilham eden kudsî rehber.
Kaynak: Sözler, Yirmi Dördüncü Söz.
95. EL-BEDÎ' (البديع)
Sanatında hiçbir taklit ve benzerlik olmadan kâinatı numunesiz, harika ve emsalsiz güzelliklerle süsleyen Sâni-i Zülcelâl.
Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.
96. EL-BKÎ (الباقي)
Varlığının sonu olmayan, ebedî olan. Fânî mahlûkat zevale giderken, Kendisi bekâ sahibi olan ve müminlere dahi dâr-ı bekâda ebediyeti ihsan edecek olan hakiki Bâkî.
Kaynak: Lem'alar, On Üçüncü Lem'a (Yâ Bâkî Entel Bâkî şerhi).
97. EL-VRİS (الوارث)
Bütün fânîler ölüp mülk ellerinden çıktıktan sonra mülk ve melekût âlemlerinin tek hakiki sahibi olarak geriye kalan yegâne ebedî Sultan.
Kaynak: Sözler, Onuncu Söz.
98. ER-REŞÎD (الرشيد)
Her şeyi rüşd ve istikamet üzere yürüten; mahlûkatı kemal noktalarına doğru hikmetle sevk eden ve abesiyetten uzak olan mutlak mürşid.
Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a (İsm-i Hakem).
99. ES-SABÛR (الصبور)
Asilerin cezasını vermekte acele etmeyen; kâinattaki tekâmül süreçlerini kudsî bir sabır ve zamana yayarak sükûnetle yürüten mutlak sabır sahibi.
Kaynak: Sözler, On Birinci Söz; Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.