Abone Ol

Esmâ-i Hüsnâ'nın Risale-i Nur Perspektifinden Şerhi - Zafer KARLI

Risale-i Nur perspektifinde bir ismin şerhi; kâinat aynalarında tezahür eden âsâr → ef'âl → esmâ → sıfât → şuûnât → Zât silsilesini...

Esmâ-i Hüsnâ'nın Risale-i Nur Perspektifinden Şerhi - Zafer KARLI

Risale-i Nur perspektifinde bir ismin şerhi; kâinat aynalarında tezahür eden âsâr → ef'âl → esmâ → sıfât → şuûnât → Zât silsilesini takip eder.

1. ALLAH (الله)

Bütün sıfât-ı kudsiyeyi ve esmâ-i hüsnâyı şahsında cemeden, daire-i ulûhiyetin mutlak unvanı olan İsm-i Zât'tır. Diğer bütün esmâ, bu Zât-ı Akdes'in kâinat sarayındaki farklı unvanları, cilveleri ve tasarrufat-ı Rabbâniyesidir.

Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz, İkinci Makam.

2. ER-RAHMN (الرحمن)

Kâinatın heyet-i mecmuasında tecellî eden rubûbiyet-i mutlakanın unvanıdır. Dünya hanında mümin-kâfir ayrımı yapmaksızın bütün zîhayatı kuşatan mutlak rızık, inayet ve umumî şefkat tecellî-i Rahmâniyesinin menbaıdır.

Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Nükte; Lem'alar, On Dördüncü Lem'a.

3. ER-RAHÎM (الرحيم)

Genelde daire-i âhirete, hususta ise sırr-ı ehadiyet ile fertlerin hususî dünyalarına bakan ihsan ve iltifat-ı Rabbânînin unvanıdır. Rahmâniyet küllî rızıkla rubûbiyeti ilan ederken, Rahîmiyet her bir ferdin aczine ve feryadına hususî imdatla cevap verir.

Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Nükte.

4. EL-MELİK (الملك)

Mülk ve melekût âlemlerinin mutlak, zevalsiz ve hakikî mâliki olan Sultan-ı Ezel ve Ebed'dir. Kâinattaki tasarruf-u mutlak O'nundur; mahlûkatın mülkiyeti ise yalnızca izafî, fânî ve birer emanet-i İlâhîdir.

Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup (Lehü'l-Mülk şerhi).

5. EL-KUDDÛS (القدوس)

İsm-i zam'ın altı nurundan biridir. Kâinat fabrikasını, küre-i arzı, nebatatı ve hayvanatı maddî ve manevî bütün kirlerden, noksanlıklardan hikmetle temizleyen mutlak takdis, tenzih ve nezafet-i kudsîye tecellîsinin unvanıdır.

Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Birinci Nükte.

6. ES-SELM (السلام)

Zât ve sıfatlarında fânilikten, zevalden, noksaniyetten ve kusurdan münezzeh olan; mahlûkatını adem karanlıklarından ve tehlikelerden selâmate çıkarıp, ebedî inşirah sarayı olan Dârüsselâm'a sevk eden Zât-ı Mukaddestir.

Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz.

7. EL-MÜ'MİN (المؤمن)

Kulun kalbine nur-u imanı ilka eden, vaadinde sadık olan ve kâinatı musibetlerin dehşetinden emniyete kavuşturan mutlak emniyet kaynağıdır. İnsanın bu isme muhatap olması, imanın kazandırdığı kalbî ve ruhî emniyet boyutuyladır.

Kaynak: Şualar, Yedinci Şua (yetü'l-Kübrâ).

8. EL-MÜHEYMİN (المهيمن)

Saltanatı altındaki her şeyi muhit ilim, mutlak hıfz ve daimî murakabe ile ihata eden; hiçbir zerrenin, hiçbir hadisenin kabza-i tasarrufundan ve gözetime dayalı hâkimiyetinden kaçamadığı mutlak gözeticidir.

Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.

9. EL-AZÎZ (العزيز)

Dengi, misli, şeriki ve naziri olmayan mutlak izzet ve galibiyet sahibi. İnsan, kendi zâtındaki nihayetsiz acz ve fakrını derkedip iman intisabıyla bu isme bağlandığında hakiki bir izzet-i imaniye kazanır.

Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.

10. EL-CEBBR (الجبار)

Mutlak azamet ve haşmetli tasarrufuyla her şeyi emrine musahhar eden ve mahlûkatın fıtrî eksikliklerini, kırılmışlıklarını kudsî merhameti ve kudretiyle telafi eden (cebr-i noksan eden) mutlak irade unvanıdır.

Kaynak: Sözler, On Birinci Söz.

11. EL-MÜTEKEBBİR (المتكبر)

Kibriya ve azametini mahlûkat aynalarında izhar eden, mahlûkun fânî ve noksan vasıflarından tamamen yüce olan mutlak büyük. Namazların omurgası olan "Allahuekber" kelâm-ı kudsîsi bu ismin azametli cilvesidir.

Kaynak: Sözler, Dokuzuncu Söz.

12. EL-HLIK (الخالق)

Maddî ve manevî her unsuru, daire-i kaderde çizilen plan ve mizan dahilinde yoktan var eden mutlak yaratıcı. Masnuattaki harika nakışlar, doğrudan doğruya halk ve icad fiiliyle bu isme şehadet eder.

Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz; Mesnevi-i Nuriye.

13. EL-BRİ' (البارئ)

Mahlûkatın azalarını, elementlerini ve fıtratlarını birbirine tam muvafık, pürüzsüz ve kusursuz olarak, maddî karmaşalardan Huxleys ve noksanlıklardan temizleyip intizamla varlık sahnesine çıkaran Sâni-i Hakîm.

Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.

14. EL-MUSAVVİR (المصور)

Her bir mahlûka, bilhassa zîhayat fertlere, kendi nev'indeki diğer fertlerden ayrılmasını ve tanınmasını sağlayacak hususî bir sima ve suret bahşeden; her yüze bir hâtem-i ehadiyet basan Musannif-i Hakîm.

Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.

15. EL-GAFFR (الغفار)

Kullarının günah kirlerini, isyanlarını ve kusurlarını kudsî mağfiret perdesiyle örten, tekrar tekrar affeden. İnsanın nefis terbiyesinde iltica ettiği kudsî af ve setr mercii.

Kaynak: Mektubat, Yirmi Üçüncü Mektup.

16. EL-KAHHR (القهار)

Mutlak galip, her şeyi celâlî emrine itaat ettiren. Kâinatta her an vuku bulan zeval, firak, ölüm ve kış hadiseleri bu ismin mevcudat üzerindeki celâlî unvanları ve tecellîleridir.

Kaynak: Sözler, On Yedinci Söz.

17. EL-VEHHB (الوهاب)

Hiçbir mukabil ücret, illet ve menfaat beklemeksizin mahlûkatın hadsiz ihtiyaçlarına nihayetsiz nimetler hibe eden. Kâinattaki karşılıksız ihsanat silsilesinin hakiki kaynağıdır.

Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz.

18. ER-REZZK (الرزاق)

Maddî ve manevî rızka muhtaç olan bütün zîhayatın rızkını, akıl ve iktidarlarının bittiği yerde şefkat-i Rabbâniye ile tam vaktinde ulaştıran; rızık fabrikasının mutlak maliki.

Kaynak: Lem'alar, İktisat Risalesi; Sözler, Yirmi Dördüncü Söz.

19. EL-FETTH (الفتاح)

Her bir zîhayatın kapalı suret kapılarını açan; basit bir çekirdekten muazzam bir şecereyi, bir katre sudan harika bir insanı fetheden; marifet ve hidayet kilitlerini çözen mutlak açıcı.

Kaynak: Şualar, Yedinci Şua.

20. EL-ALÎM (العليم)

Küçük-büyük, gizli-açık, geçmiş ve geleceğe ait her şeyi aynı anda hakkıyla kuşatan Muhit İlim sıfatının unvanıdır. Kâinattaki hassas mizan, intizam ve meyvedarlık doğrudan bu isme açılan tefekkür pencereleridir.

Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.

21. EL-KBID (القابض)

Rızkı daraltan, vazifesi biten canlıların ruhlarını kabzeden, kâinatı her an mutlak kabza-i tasarrufunda ve celâlî bir kontrol altında tutan isimdir.

Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.

22. EL-BSIT (البasط)

Ruhları nur-u imanla genişleten, rızkı bollaştıalan, bilhassa bahar mevsiminde hayatı yeryüzünün her tarafına yayan cemâlî inşirah tecellîlerinin unvanıdır.

Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz.

23. EL-HFID (الخافض)

Enaniyetine güvenip kibirlenenleri esfel-i sâfilîne alçaltan; mahlûkatı vazifesi hitam bulunca rütbe-i terhis ile makamından indirip perde arkasına gönderen celâl sahibidir.

Kaynak: Sözler, On Birinci Söz.

24. ER-RFİ' (الرافع)

Müminleri ve ehli hakikati yükselten; insanı imanın intisabıyla esfel-i sâfilînden âlâ-yı illiyyîne (en yüksek manevî dereceye) çıkaran ulvî yükselticidir.

Kaynak: Sözler, Yirmi Üçüncü Söz.

25. EL-MUİZZ (المعز)

Kulun, nihayetsiz acziyetini derkedip Sultan-ı Ezelî'ye ubudiyet bağıyla bağlanması neticesinde kazandığı hakiki ve sarsılmaz izzet-i imaniyenin yegâne menbaıdır.

Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.

26. EL-MÜZİLL (المذل)

Kendini müstağni sayarak firavunlaşan enaniyet sahiplerini zillete düşüren, rezil ve hakir kılan; mülk dairesindeki haddi aşan mütekebbirlere haddini bildiren mutlak adalettir.

Kaynak: Sözler, On Onuncu Söz (Haşir Risalesi).

27. ES-SEMÎ' (السميع)

En gizli kalplerin hatıratını, en cüz'î mahlûkun fıtrî ve hacet dualarını işiten ve doğrudan rubûbiyet-i mutlaka ile o dualara fiilen icabet eden mutlak işitici.

Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz.

28. EL-BASÎR (البصير)

Karanlık gecede, kara taşın üzerindeki karıncanın ihtiyacını gören; mahlûkatın bütün amellerini hasılat-ı hayat olarak mükafat ve mücazat için kaydeden mutlak Basar sahibidir.

Kaynak: Şualar, Yedinci Şua.

29. EL-HAKEM (الحكم)

İsm-i zam'ın bir nurudur. Kâinattaki her şeyi tam bir maslahat, fıtrî gaye, fayda ve faydalılık ekseninde hikmetle hükme bağlayan mutlak hakemdir.

Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Beşinci Nükte.

30. EL-ADL (العدل)

İsm-i zam'ın bir nurudur. Her mahlûka fıtrî hakk-ı hayatını ve vücut cihazatını tam veren; kâinattaki mutlak dengeyi, mizanı ve hakkaniyeti celâl ve cemâl içinde tesis eden mutlak adalet sahibidir.

Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Dördüncü Nükte.

31. EL-LATÎF (اللطيف)

Maddenin en gizli ve derin tabakalarına, hücre ve zerrelerin en ince ihtiyaçlarına kadar rikkatle nüfuz eden; mahlûkatı lütuf, nezaket ve incelikle besleyip idare eden mutlak lütufkârdır.

Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.

32. EL-HABÎR (الخبير)

Kâinatta cereyan eden en gizli perdelerin arkasındaki hadiselerden, kalplerin en ince hatıratından ve mahlûkatın gelecek ihtiyaçlarından tam ve eksiksiz haberdar olan mutlak ilim unvanı.

Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.

33. EL-HALÎM (الحليم)

İsyan ve günahlara karşı hemen ceza vermeyip mahlûkatına mühlet tanıyan; kâinattaki sarsılmaz intizamı celâlî celadetle değil, kudsî bir sabır, hilm ve teenni ile muhafaza eden unvandır.

Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.

34. EL-AZÎM (العظيم)

Azameti, büyüklüğü ve kibriyası kâinat semavatını ve bütün varlık tabakalarını ihata eden; akılların hakikatini idrak etmekten âciz kaldığı zevalsiz azamet sahibi.

Kaynak: Sözler, Dokuzuncu Söz.

35. EL-GAFÛR (الغفور)

Kusurları kudsî rahmet perdesi altında mağfiret eden. Beşerin acziyet ve sefaletine karşı affıyla mukabele edip, günah kirlerini af havuzunda temizleyen kudsî örtücü.

Kaynak: Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a (Hastalar Risalesi).

36. EŞ-ŞEKÛR (الشكور)

Kulların az bir amel-i salihesine, dünyalara bedel ebedî ihsanat ve cennet meyveleriyle mukabele eden; şükür dairesini kudsî mukabeleyle nurlandıran mutlak mükafat verici.

Kaynak: Sözler, Yirmi Dördüncü Söz.

37. EL-ALİYY (العلي)

İzzet, şan, şeref and rütbece her şeyin fevkinde olan; mahlûkatın noksan ve fânî sıfatlarından mutlak derecede yüce ve münezzeh olan ulvî zâttır.

Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.

38. EL-KEBÎR (الكبير)

Büyüklüğü mekân, zaman ve tasavvur hudutlarına sığmayan; kâinatı bir saray, galaksileri birer lamba gibi kolayca idare eden mutlak kibriya sahibi.

Kaynak: Sözler, On Birinci Söz.

39. EL-HAFÎZ (الحفيظ)

Kâinattaki hiçbir şeyi zayi etmeyen; her bir çekirdekte muazzam bir şecerenin projesini, insanın hafızasında hayat tarihçesini muhafaza eden ve amel defterlerini haşir sabahı için kaydeden mutlak koruyucudur.

Kaynak: Sözler, Onuncu Söz (Haşir Risalesi - Yedinci Hakikat).

40. EL-MUKÎT (المقيت)

Her bir zîhayatın fıtrî yapısına muvafık olan maddî ve manevî gıdasını tâyin eden, muhafaza eden ve tam vaktinde ruhuna ve bedenine yetiştiren mutlak mukavemet verici.

Kaynak: Lem'alar, İktisat Risalesi.

41. EL-HASÎB (الحسيب)

Mahlûkatın hayatları boyunca işledikleri bütün amelleri zerre miktar zayi etmeden hesaba çeken; kâinattaki kusursuz mizan ve muhasebenin hakiki unvanı.

Kaynak: Sözler, Onuncu Söz.

42. EL-CELÎL (الجليل)

Celâl, haşmet ve azamet sahibi olan. Kâinat aynalarında tezahür eden fırtınalar, depremler, zeval ve firak hadiseleri bu ismin celâlî tecellîleridir.

Kaynak: Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz.

43. EL-KERÎM (الكريم)

Lütuf ve ihsanı nihayetsiz olan; mahlûkatın istihkakından çok daha fazla nimetleri onlara meccanen ikram eden, keremi kâinat sarayını dolduran Sultan-ı Zü'l-Cemâl.

Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz.

44. ER-RAKÎB (الرقيب)

Mahlûkatın her bir hareketini, niyetini ve amelini her an gözetleyen; hiçbir şey kontrolünden, ilminden ve murakabesinden gizlenemeyen mutlak denetleyici.

Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.

45. EL-MÜCÎB (المجيب)

Bütün zîhayatın fıtrî hacet lisanıyla ve dertli sinelerin yalvarış dualarıyla istedikleri taleplere hikmetle ve fiilen cevap veren kudsî icabet merciidir.

Kaynak: Mektubat, Yirmi Üçüncü Mektup.

46. EL-VSİ' (الواسع)

İlmi, rahmeti, kudreti ve rızkı bütün kâinatı, zamanı ve mekânı ihata eden; dar hudutlara sığmayan mutlak genişlik sahibi.

Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz.

47. EL-HAKÎM (الحكيم)

Kâinatta abesiyete yer bırakmayan; her bir mahlûku yüzlerle gaye, fayda, maslahat ve hikmetle techiz eden, her işi kusursuz nizamla yürüten hikmet menbaı.

Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Beşinci Nükte.

48. EL-VEDÛD (الودود)

Kâinatı muhabbet sırrıyla halk eden, mahlûkatını şefkatle seven ve kendini masnuatıyla sevdiren; müminlerin ruhlarında kudsî bir aşk ve cezbe uyandıran hakiki mahbub.

Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup; Sözler, Otuz İkinci Söz.

49. EL-MECÎD (المجيد)

Şan, şeref, kerem ve saltanatı nihayetsiz derecede yüce ve ulu olan; her bir mahlûkun hamd ve senasıyla şanı kâinatta ilan edilen Zât-ı Zülcelâl.

Kaynak: Şualar, Birinci Şua.

50. EL-BİS (الباعث)

Ölümden sonra ruhları dirilten, her bahar mevsiminde ölmüş arzı milyarlarca nebatat ordularıyla yeniden diriltip haşrin numunelerini gösteren mutlak ba's edici.

Kaynak: Sözler, Onuncu Söz (Haşir Risalesi - Dokuzuncu Hakikat).

51. EŞ-ŞEHÎD (الشهيد)

Kâinatın her bir köşesinde hazır ve nazır olan; mahlûkatın şehadetlerini bizzat müşahede eden ve her bir mahlûkun varlığıyla Kendisine şahitlik ettiği mutlak şahit.

Kaynak: Şualar, Yedinci Şua.

52. EL-HAKK (الحق)

Varlığı hakiki, zevalsiz ve daimî olan; kâinattaki bütün hakikatlerin menbaı ve dayanağı. Bütün mahlûkatın fânî hakikatleri, bu ismin nuruyla vücut bulur.

Kaynak: Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz.

53. EL-VEKÎL (الوكيل)

Aciz ve fakir olan mahlûkatın işlerini en mükemmel surette neticelendiren; kendisine tevekkül eden kullarının yüklerini kudsî emniyetiyle hafifleten mutlak hami.

Kaynak: Sözler, Yirmi Üçüncü Söz.

54. EL-KAVİYY (القوي)

Kudretine acizlik yanaşamayan; en muazzam küreleri en küçük zerreler gibi kolayca evirip çeviren, nihayetsiz kudsî kuvvetin sahibi.

Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.

55. EL-METÎN (المتين)

Kudretinde hiçbir sarsıntı, zafiyet veya gevşeme bulunmayan; tasarrufat-ı rubûbiyetinde mutlak bir metanet ve sarsılmazlık sergileyen kudsî unvan.

Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz.

56. EL-VELİYY (الولي)

Müminlerin hakiki dostu ve yardımcısı olan; mahlûkatı şefkat perdesi altında himaye edip velayet nuruyla kalpleri Kendisine bağlayan kudsî dost.

Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.

57. EL-HAMÎD (الحميد)

Kâinattaki bütün lisanların hamd, sena ve medihlerine yegâne layık olan; ihsan ettiği nimetlerle zâten övülmüş olan mutlak mahmud.

Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz.

58. EL-MUHSÎ (المحصي)

Yarattığı her bir mahlûkun sayısını, miktarını ve zerrelerini tek tek bilen; kâinattaki her şeyi kader kalemiyle inceden inceye sayıp kaydeden mutlak ilim sahibi.

Kaynak: Sözler, Onuncu Söz.

59. EL-MÜBDİ' (المبدئ)

Maddesiz, örneksiz ve numunesiz olarak mahlûkatı ilk defa yoktan var eden; benzersiz sanatlarla varlık sahnesine çıkaran mutlak mucid.

Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.

60. EL-MUÎD (المعيد)

Hayat sahnesinden çekilen mahlûkatı, haşirde ve gelecek baharlarda zerrelerini toplayarak aynen ve daha mükemmel surette yeniden iade edecek olan sâni.

Kaynak: Sözler, Onuncu Söz.

61. EL-MUHYÎ (المحيي)

Hayat kıvılcımını yaratan; cansız maddelere hayat nurunu üfleyerek kâinatı şenlendiren ve ebedî hayatı ihsa edecek olan yegâne hayat verici.

Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a (İsm-i Hayy şerhi).

62. EL-MÜMÎT (المميت)

Vazifesi biten mahlûkatı hayat külfetinden terhis edip ölüm pasaportuyla mekân değiştiren; ölümü dahi hayat gibi sanatkârane halk eden mutlak sâni.

Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.

63. EL-HAYY (الحي)

İsm-i zam'ın bir nurudur. Kâinatı canlandıran, ezelî ve ebedî hayat sahibi olan; bütün hayat tabakalarının menbaı ve dayanağı olan mutlak diri.

Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Beşinci Nükte (İsm-i Hayy).

64. EL-KAYYÛM (القيوم)

İsm-i zam'ın bir nurudur. Kâinatı, semavatı ve zerreleri kendi kıyamıyla ayakta tutan; varlığı kendinden olup her şeyin varlığı Kendisine muhtaç olan mutlak daim.

Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Altıncı Nükte (İsm-i Kayyûm).

65. EL-VCİD (الواجد)

İstediği her şeyi anında bulan, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan; gınâ-yı zâtî sahibi olup mahlûkatına hacet kapılarını açan mutlak zengin.

Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz.

66. EL-MCİD (الماجد)

Kerem, mürüvvet ve lütfu nihayetsiz olan; mahlûkatını cömertlik aynalarında azametle rızıklandıran ulu ve şerefli Zât.

Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.

67. EL-VHID (الواحد)

Kâinatın umumî heyetindeki sikke-i kübrâ (vâhidiyet) ile birliğini ilan eden; zatında, sıfatlarında ve fiillerinde şeriki ve naziri olmayan mutlak bir.

Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz (Vahidiyet bahsi).

68. ES-SAMED (الصمد)

Her şey Kendisine muhtaç olduğu hâlde, Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan; madde, mekân, zaman ve esbabdan münezzeh olan mutlak merci.

Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz (Samediyet sırrı).

69. EL-KDİR (القادر)

Kudretine acizlik yanaşamayan; atomlardan galaksilere kadar her şeyi aynı kolaylıkla halk eden nihayetsiz kudret sahibi.

Kaynak: Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz.

70. EL-MUKTEDİR (المقتدر)

Mahlûkat üzerindeki kudsî hâkimiyetini ve iktidarını celâlî ve cemâlî sanatı ile tam bir hâkimiyet altında sergileyen mutlak iktidar sahibi.

Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.

71. EL-MUKADDİM (المقدم)

Hikmeti iktizaen mahlûkatından istediğini rütbe, zaman ve mekânca öne geçiren; kemalata doğru giden yolları müminlere açan ulvî rehber.

Kaynak: Sözler, On Birinci Söz.

72. EL-MUEHHİR (المؤخر)

Hikmeti gereği dilediği mahlûku arkaya bırakan; zalimlerin cezasını mühlet vererek tehir eden ve fânîleri vazife hitamında perde arkasına gönderen.

Kaynak: Sözler, Onuncu Söz.

73. EL-EVVEL (الأول)

Varlığının başlangıcı olmayan ezelî unvan. Kâinat ağacının başlangıcı olan çekirdekteki kaderî program, bu ismin mahlûkat kalıbındaki cilvesidir.

Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.

74. EL-HİR (الآخر)

Varlığının sonu olmayan ebedî unvan. Kâinat ağacının en son meyvesi olan insandaki ruh ve ahiret arzusu, bu isme açılan ebediyet penceresidir.

Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.

75. EZ-ZHİR (الظاهر)

Kâinat aynasında tecellî eden harika sanatlarıyla, nizamıyla ve âsârıyla varlığı apaçık görünen Musannif-i Hakîm.

Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.

76. EL-BTIN (الباطن)

Mahlûkatın iç yüzünde, fabrikasyon sistemlerinde ve hücrelerindeki derin hikmet perdelerinde gizli olan mutlak latîf sâni.

Kaynak: Sözler, Otuz Üçüncü Söz.

77. EL-VLÎ (الوالي)

Kâinat mülkünü tek başına idare eden; her bir hadiseyi doğrudan rubûbiyet-i mutlakanın dizginiyle elinde tutan yegâne vali.

Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.

78. EL-MÜTELÎ (المتعالي)

Mahlûkatın eksik, kusurlu ve fânî vasıflarından, mahlûk fikrinin tasavvur hudutlarından mutlak derecede yüce ve münezzeh olan.

Kaynak: Sözler, Yirmi İkinci Söz.

79. EL-BERR (البر)

Mahlûkatına karşı iyiliği, lütfu ve kudsî ihsanatı bol olan; kullarının hayır amellerini bereketlendiren mutlak iyilik kaynağı.

Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz.

80. ET-TEVVB (التواب)

Günahlarından nedamet edip kudsî dergâha iltica eden kullarının tövbelerini kabul eden; merhametiyle kulunu af perdesine alan.

Kaynak: Mektubat, Yirmi Üçüncü Mektup.

81. EL-MÜNTEKIM (المنتقم)

Mazlumların hukukunu müdafaa eden; mülkünde haddi aşan mütekebbir zalimleri adalet-i mutlaka ile cezalandıran mutlak celâl sahibi.

Kaynak: Sözler, Onuncu Söz (Haşir Risalesi - Adalet babı).

82. EL-AFÜVV (العفو)

Günahları silen, cezalandırmaktan vazgeçen; kudsî affı beşerin idrakini aşan mutlak müsamaha ve mağfiret sahibi.

Kaynak: Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a.

83. ER-RAÛF (الرؤوف)

Mahlûkatının acziyetine karşı kudsî bir rikkat ve rafetle muamele eden nihayetsiz şefkat menbaı.

Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz.

84. MLİKÜ'L-MÜLK (مالك الملك)

Kâinat mülkünün tek ve hakiki sahibi. Mülkünde istediği gibi tasarruf eden; mahlûkatını mülk dairesinde memur gibi çalıştıran Sultan-ı Ezelî.

Kaynak: Mektubat, Yirminci Mektup.

85. ZÜ'L-CELLİ VE'L-İKRM (ذو الجلال والإكرام)

Hem azamet ve haşmet (Celâl) sahibi, hem de nihayetsiz lütuf ve cömertlik (İkram) sahibi olan; kâinatı bu iki tecellî kutbuyla döndüren Zât.

Kaynak: Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz.

86. EL-MUKSİT (المقسط)

Her şeye hakkını tam veren; mahlûkatı arasında mutlak adaleti icra eden ve hiçbir mazlumun hukukunu zalimde bırakmayan mutlak adil.

Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a (İsm-i Adl).

87. EL-CMİ' (الجامع)

Birbirine zıt unsurları aynı bedende toplayan; haşir günü ölmüş zerreleri bir araya getiren ve insan fıtratında (küçük bir fihriste olarak) bütün esmâyı cemeden mutlak toplayıcı.

Kaynak: Sözler, Haşir Risalesi; Sözler, Otuz Üçüncü Söz (İnsan Penceresi).

88. EL-GANÎYY (الغني)

Zâtî zenginlik sahibi olan; hiçbir mahlûka ve hiçbir amele muhtaç olmayan, kâinatın hadsiz hazinelerinin hakiki maliki.

Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz.

89. EL-MUĞNÎ (المغني)

Mahlûkatından dilediğini zengin kılan; fakr ve acz içindeki kullarına beklenmedik kapılardan manevî ve maddî zenginlikler ihsan eden.

Kaynak: Sözler, Yirmi Üçüncü Söz.

90. EL-MNİ' (المانع)

Hikmeti gereği bazı şerlerin gerçekleşmesine müsaade etmeyen; müminleri musibetlerden koruyan ve zararların yayılmasına kudsî engeller koyan Sâni.

Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a (İsm-i Hakem).

91. ED-DRR (الضار)

Şerri ve zararı dahi hayır gibi imtihan sırrıyla yaratan; musibetleri ve hastalıkları celâlî tasarrufatı altında hikmetle halk eden unvandır.

Kaynak: Lem'alar, Hastalar Risalesi.

92. EN-NFİ' (النافع)

Hayrı, menfaati ve güzelliği yaratan; mahlûkatı lezzetli nimetlerle, şifalarla ve manevî feyizlerle faydalandıran cemâlî kaynak.

Kaynak: Sözler, Otuz İkinci Söz.

93. EN-NÛR (النور)

Nurun nuru, nurları yaratan; kâinatın adem karanlıklarını iman ve vücut nuruyla ışıklandıran Zât-ı Nurânî.

Kaynak: Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz; Kastamonu Lâhikası.

94. EL-HDÎ (الهادي)

Kullarına nur-u hidayet veren; dalalet karanlıklarından çıkarıp sırat-ı müstakime ulaştıran, mahlûkata fıtrî vazifelerini sevk-i İlâhî ile ilham eden kudsî rehber.

Kaynak: Sözler, Yirmi Dördüncü Söz.

95. EL-BEDÎ' (البديع)

Sanatında hiçbir taklit ve benzerlik olmadan kâinatı numunesiz, harika ve emsalsiz güzelliklerle süsleyen Sâni-i Zülcelâl.

Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.

96. EL-BKÎ (الباقي)

Varlığının sonu olmayan, ebedî olan. Fânî mahlûkat zevale giderken, Kendisi bekâ sahibi olan ve müminlere dahi dâr-ı bekâda ebediyeti ihsan edecek olan hakiki Bâkî.

Kaynak: Lem'alar, On Üçüncü Lem'a (Yâ Bâkî Entel Bâkî şerhi).

97. EL-VRİS (الوارث)

Bütün fânîler ölüp mülk ellerinden çıktıktan sonra mülk ve melekût âlemlerinin tek hakiki sahibi olarak geriye kalan yegâne ebedî Sultan.

Kaynak: Sözler, Onuncu Söz.

98. ER-REŞÎD (الرشيد)

Her şeyi rüşd ve istikamet üzere yürüten; mahlûkatı kemal noktalarına doğru hikmetle sevk eden ve abesiyetten uzak olan mutlak mürşid.

Kaynak: Lem'alar, Otuzuncu Lem'a (İsm-i Hakem).

99. ES-SABÛR (الصبور)

Asilerin cezasını vermekte acele etmeyen; kâinattaki tekâmül süreçlerini kudsî bir sabır ve zamana yayarak sükûnetle yürüten mutlak sabır sahibi.

Kaynak: Sözler, On Birinci Söz; Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.