Abone Ol

HÜDA PAR Milletvekili Demir TBMM'de Şırnak'ın sorunlarını gündeme taşıdı

HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, TBMM'de yaptığı açıklamada Şırnak'ta gerçekleştirdikleri saha ziyaretlerinde tespit ettikleri sorunları kamuoyuyla paylaştı. İşsizlikten ulaşım altyapısına, doğalgaz eksikliğinden köylerin güvenlik ve sağlık hizmetlerine kadar birçok konuda yetkililere çağrıda bulunan Demir, bölgeye pozitif ayrımcılık uygulanması gerektiğini söyledi.

HÜDA PAR Milletvekili Demir TBMM'de Şırnak'ın sorunlarını gündeme taşıdı

HÜDA PAR Siyasi İşler Başkanı ve Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlediği basın açıklamasında, Şırnak ve ilçelerinde gerçekleştirdikleri saha ziyaretlerinde tespit ettikleri sorunları gündeme taşıdı.

Uludere, Beytüşşebap, Güçlükonak, Cizre, Silopi ve İdil'de vatandaşlarla birebir görüştüklerini belirten Demir, bölgede oluşan huzur ortamının kalkınma için önemli bir fırsat sunduğunu ifade ederek, işsizlik, ulaşım, doğalgaz, sağlık ve altyapı sorunlarının artık gecikmeden çözüme kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

“50 yıldan beri özellikle Doğu, Güneydoğu'da çok ciddi sıkıntılar yaşandı”

Demir, "Bugün biraz daha Şırnak özelinde Doğu, Güneydoğu'nun sorunlarına temas etmek istiyorum. Malum biz hep sahadayız. Halkın içindeyiz ve birebir bütün sorunları alabiliyoruz. Gidip gezerek, insanlarla temas ederek sahada sorunları bizzat görerek daha düzgün, daha doğru, daha isabetli tespitler de yapıyor ve sorunları yerinde inceliyoruz. Bu anlamda Şırnak özelinde var olan birçok soruna burada sizin sayenizde, sizin aracılığınızla temas etmek ve medyayla, kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Malum Türkiye önemli bir süreçten geçiyor. 50 yıldan beri özellikle Doğu, Güneydoğu'da çok ciddi sıkıntılar yaşandı. Güvenliğe dair sıkıntılar yaşandı, can güvenliğine dair sorunlar yaşandı. Şiddet olayları başını alıp götürdü. Hemen hemen 100 bine yakın insanımız canından oldu, şehirlerimiz yıkıldı. Köylerimiz yıkıldı, yakıldı, boşaltıldı. Çok ciddi göçler oldu. Doğu, Güneydoğu'da çok fazla köy halen boş." dedi.

“Bu sorunlar çözülmezse bu artık ihmal olarak ifade edilmek zorundadır”

Konuşmasının devamında Demir, "Bunlar tabii bize çok ciddi bir sorun olarak döndü; şu an boğuştuğumuz, çözülmesi gereken, halkın çözülmesini beklediği yığınla sorun söz konusudur. Son ziyaretlerimizde de 4-5 gün Şırnak'ta, Şırnak kırsalında; Uludere, Beytüşşebap, Güçlükonak, Cizre, Silopi, İdil ve benzeri yerlerde gezdik. Halkla temaslar kurduk ve sorunları bizzat yerinde gördük. Çok ciddi dönüşler geldi, çok ciddi sorunlar iletildi ve biz de çoğuna şahit olduk. Bunları kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz ki yetkililer toplumun beklentisini karşılasın, sorunlara el atsın. Şu an mevcut durum sükûnetin sağlanmış olması, kardeşlik ortamının inşa ediliyor olması halkta çok ciddi bir umut oluşturdu ve herkes artık toplumun seviyesinin nasıl yükseltileceği, altyapı-üstyapı sorunlarının nasıl giderileceği, bölgeler arasındaki kalkınmışlık farkının nasıl izale edileceğine dair artık öneriler konuşuldu, beklentiler oluştu ve bu, bu sorunların giderilmesine dair de çok ciddi bir imkan ve fırsat oluşturdu. Dolayısıyla artık yetkililerimizin de bu sorunlara el atmasına, bunları çözmesine bir mani de söz konusu değildir. Bundan sonraki süreçte halen bu sorunlar yerinde durursa ve bu sorunlar çözülmezse bu artık ihmal veya başka bir şey olarak ifade edilmek zorundadır. Bu sorunlara ben kısaca değinmek istiyorum." ifadelerine yer verdi.

“Bu işsizlik sorununun bütün illerden önce Şırnak'ta çözülmüş olması gerektiğini biz düşünüyoruz”

Şırnak'ta özellikle ciddi bir işsizlik sorunu olduğuna değinen Demir, şunları aktardı:

"Genç nüfus... Malum Şırnak, Şanlıurfa'dan sonra en fazla genç nüfusun olduğu ilimiz ve çok ciddi bir işsizlik söz konusu. Sadece bir köyde, 4 bin nüfuslu sadece bir köyde 100'den fazla genç kardeşimizin işsiz olduğu tespit edildi. Bunlar evlenemediklerini, geleceğe umutla bakamadıklarını, yaşantılarını kuramadıklarını söyleyip durdular. Oysa bu sadece onların sorunu değil, birçok köyde hatta şehir merkezlerinde bile bu sorun söz konusu. Bütün bunların karşısında Şırnak'ta var olan imkanları, sonrasında oluşan istihdam imkanlarını da göz önüne aldığımızda bu işsizlik sorununun bütün illerden önce Şırnak'ta çözülmüş olması gerektiğini biz düşünüyoruz. Çünkü malum Şırnak, Türkiye ekonomisine çok ciddi katma değeri olan bir ilimiz. Habur Sınır Kapısı burada; en fazla sınır ticaretinin, ithalat-ihracatın yapıldığı bir ticaret kapısı, bir sınır kapısı. Çok ciddi kömür rezervleri var malum. Bununla birlikte Gabar ve Cudi'de tespit edilen, çıkarılan petrol de hepimizin malumu; Türkiye'nin en büyük petrol sahası şu an için Şırnak'ta. Bütün bunlar çok geniş istihdam sahaları, iş imkanları sunuyor. Binlerce insan bu işlerde istihdam ediliyor ama bu istihdam edilen insanların büyük bir kısmı, hatta çoğunluğu dışarıdan getirilen insanlar ve halen gençlerimiz o bölgede işsiz."

“Bunların mazeret olarak, bahane olarak ön plana çıkarılması kabul edilebilir bir durum değil”

Demir, "Tek köy Şerefiye diye tarif edilen merkeze bağlı bir köy ki Gabar'ın eteklerinde ve 50'den fazla petrol kuyusunun yer aldığı, açıldığı bir köy. Burada geçici olarak 5-6 tane işçi petrol bölgesinde istihdam edilmiş, onların dışında herhangi bir istihdam söz konusu değil ki 50 tane petrol kuyusunun yer aldığı bir köyden söz ediyoruz. Bu tür sorunlar söz konusudur. Yılların, yani karambol bölgesinin, terör sorununun doğurduğu, yıllardan kalan ciddi sorunlar söz konusu. Bunlar şimdiye kadar belki çözülmemiş olmasında bunlar mazeret olarak ortaya konulabilirdi ama bu süreçten sonra artık bunların mazeret olarak, bahane olarak ön plana çıkarılması kabul edilebilir bir durum değil." şeklinde belirtti.

“Şırnak-Van yolu 10 yıl, 12 yıldır halen devam eden, bitmeyen bir yol”

Şırnak merkezin çevre il ve ilçelerle çok ciddi ulaşım sorunları olduğuna dikkat çeken Demir, "Var olan yollar patika yollar, çok ciddi sıkıntılı yollar. 2 bin 300 – 2 bin 400 metre yükseklikten yapılan, dağların başından geçen tek şeritli, uçurumlarla dolu, hiçbir yerinde bariyerin olmadığı, gidenlerin ciddi can tehlikesi yaşadığı bir yol şeklinden söz ediyoruz. Şırnak-Van yolu 10 yıl, 12 yıldır halen devam eden, bitmeyen bir yol ve çalışmalar şu anda neredeyse durmuş durumda. Bu yol bir türlü tamamlanamadı. Şırnak'ın Güçlükonak ilçesi, Beytüşşebap, Uludere ilçelerinde doğalgaz yok. Oralarda kış malum çok sert geçer. Yollar aylarca kapalı kalır ve çok ağır kış şartlarında insanlar yaşamlarını idame etmek durumundadır. Geldiğimiz asırda, geldiğimiz dönemde halen bu üç ilçemizde doğalgaz yok. Israrla ve şiddetle bu ilçelerin doğalgaz talepleri söz konusudur. Velev ki boru hatlarıyla bu ilçelerimize doğalgaz götürülemiyorsa dahi alternatif bir çözüm anlayışı olarak taşınmalı bir sistemle bu ilçelerimize doğalgazın götürülebileceği ve halkın istifadesine sunulabileceği ifade ediliyor ki bu ciddi, alternatif bir seçenektir. Bunun ivedilikle değerlendirmeye alınması gerekir." dedi.

“Bir dokunup bin ah işitebiliyorsun”

Konuşmasının devamına Demir, şöyle konuştu

"Çok fazla sorun birikmiş. Her köyün kendisine göre farklı farklı sorunları var. Her köyün kendisine göre altyapı, üstyapı, kanalizasyon, su, yol, istihdam gibi türlü türlü sorunları söz konusudur. Her gittiğimiz köye, her dokunduğumuz insana bunları onlardan dinlemek istediğimiz zaman bir dokunup bin ah işitebiliyorsun. Bütün bunlar yetkililerin ciddi bir şekilde ve ciddi bir sorumluluk anlayışıyla o bölgeye yönelmesi gerektiğini ortaya koyan resimlerdir. Ben bazı sorunlara özellikle değinmek istiyorum: Güçlükonak mesela bizim küçük ilçelerimizden bir tanesi; ulaşımı çok ciddi bir sıkıntı, altyapı-üstyapı neredeyse yok. İnsanlar orada çok ciddi bir mağduriyet yaşıyor. Bu Güçlükonak, Beytüşşebap, Uludere ve diğer kırsal alanlarda var olan bu sorunlar nedeniyle memurlar dahi, öğretmenler dahi o bölgelere gidip hizmet vermek istemiyor. Sağlıkçılar gitmek istemiyor, doktorlar, hekimler gitmek istemiyor. Gidenler ya kısa bir süre içerisinde kaçmak durumunda kalıyor, ya istifa etmek zorunda kalıyor ya tanıdık birisinin hatırı üzerine ya da kendi bölgesi, memleketiyse, kendi köyüyse ancak gidip hizmet verebiliyor. Onun dışında bugün o bölgeye memurlarımızı dahi gönderemiyoruz. Doğru dürüst bir hizmet alınamayan bir bölgeden söz ediyoruz."

“Sadece bir köprünün yapılması bütün bu sorunları çözebilecek bir icraat, bir proje olur”

Demir, "Güçlükonak'ın yolu Dicle'yi dolanarak Cizre'ye kadar, Cizre'nin üzerinden dolanılarak ancak ulaşılabiliyor Güçlükonak'a. Güçlükonak malum Göksu Barajı'nın kenarındadır ve ulaşım çok ciddi bir sıkıntıdır. Orada çok basit bir çözüm söz konusudur. İdil (Şırnak) Havaalanı, Güçlükonak'ın hemen 10 kilometre yan tarafında ama Güçlükonak ile havaalanı arasında Dicle Nehri geçmektedir. Bu Dicle Nehri'nden havaalanı bölgesinin Dicle üzerinden havaalanı bölgesiyle Güçlükonak arasında sadece bir köprünün yapılması bütün bu sorunları çözebilecek bir icraat, bir proje olur ama maalesef bu bile esirgenmiş. Bu köprünün ivedilikle yapılması gerektiği talepleri söz konusudur." diye konuştu.

Çok keskin, derin bir vadinin içerisinde inşa edilen köy çok ciddi bir tehdit ile karşı karşıya

Köylerin bazı özel sorunlarına da değinen Demir, "Taşdelen köyü var. Üstünde, yukarısında yani üç tane baraj, altında da iki tane baraj yapılmış, elektrik üretme amaçlı baraj inşa edilmiş. Çok keskin, derin bir vadinin içerisinde inşa edilen köy, zamanında yine devlet tarafından buraya taşınmış çeşitli gerekçelerle. Ancak sonrasında üç tane baraj yukarısına inşa edilmiş ve bu barajların bentleri çok ciddi sıkıntı. Bazılarında çatlaklar var. Ciddi bir sel felaketinde, küçük bir heyelan durumunda bu barajlardan herhangi birisinin patlaması bütün köyün yok olmasına sebep olabilecek bir sonuç doğuracaktır. Bütün taleplerimize rağmen, yetkililerin hepsine hemen hemen ulaşmış olmamıza rağmen, çeşitli projeler sunulmuş olmasına rağmen bu köydeki insanların can güvenliğinin sağlanması, köyün taşınması noktasında bir icraat yapılmıyor. AFAD kapsamında köy nakledilip yer değiştirilmesi önlerine konulmuş ama bu durumda herkesin kendi evini yapması istenmiş onlardan ki köylülerin zaten var olan evlerini terk ederek başka bir yerde yeni bir hayat kurma, yeni bir ev yapma imkanları söz konusu değildir. Dolayısıyla bunun devlet tarafından istimlak edilmesi, paraların verilmesi ve kendi evlerini yapmalarına imkan sağlamaları lazım. Maalesef bu köy halen çok ciddi bir tehdit ile karşı karşıya. Nitekim geçen kış ayında bir sel felaketi yaşandı ve köyün yarısı su ve çamur altında kaldı, yüzlerce hayvan telef oldu. Allah'ın yardımıyla can kaybı söz konusu olmadı ama çok ciddi bir tehlike atlatmış oldular." hatırlatmasında bulundu.

“Roboski'nin, Gülyazı'nın ve o çevredeki köylülerin ısrarla orada bir sınır kapısı açılması talepleri var”

Roboski olayının yaşandığı bölge ile ilgili de Demir, şunları dile getirdi:

"Gülyazı köyünden söz etmek istiyorum. Roboski ve Gülyazı köyleri malum o Roboski katliamının yaşandığı bölge. O bölgede insanların geçim kaynağı bir dönem için sınır ticareti idi. Roboski'den Irak tarafına, Kürt bölgesine gidip geçimlerini sağlamak amacıyla ticaret yapan insanlar malum bombalandı. Her sebebi her neyse ama o köy o katliamı yaşadı. Katliam sonrasında oraya giden yetkililerin, hatta bizzat Sayın Cumhurbaşkanımızın ve muhterem hanımefendinin köylülere verdiği bir söz vardı: 'Bu köyde size bir sınır ticareti, bir kapısı açacağız. Eskisi gibi geçimlerinizi sağlayabilmeniz için ortam oluşturacağız, imkan oluşturacağız. Sınır kapısı kuracağız.' Ama bugüne kadar öyle bir şey yapılmadı. Roboski'nin, Gülyazı'nın ve o çevredeki köylülerin ısrarla orada bir sınır kapısı açılması talepleri var. Her türlü altyapı imkanı söz konusudur, mesafe uzun değildir, çok kısadır ve insanların, orada yaşayan insanların o sınır kapısına şiddetle ihtiyacı var. Çünkü hayvancılık çok zor şartlarda yapılıyor, tarım imkanı yok, geçim imkanları neredeyse sıfır noktasında. Dolayısıyla hayatın idamesi noktasında bu sınır ticaretine şiddetle ihtiyaç var ama maalesef şimdiye kadar bu kapı açılmadı. Bir an önce bu kapının açılması talebi söz konusudur ki inşallah verilen sözler tutulur, bu kapı açılır."

Terör mağdurları: Ödenen paralar maişetimizi sağlayabileceğimiz doğru dürüst bir maaş statüsüne çekilsin

Demir, "Bu katliamdan söz etmişken, 34 insanın canını kaybettiği, hayatından olduğu olaydan söz etmişken; terör mağduru statüsüne alınan insanlara ödenen paradan da söz etmek istiyorum. Sözde bir katkı olarak, geçimlik olarak kendilerine bir maaş bağlandı. O katliamda vefat edenlerden her birisinin annesine 1900, babasına 1900, toplamda 3 bin 800 lira gibi bir ödenek veriliyor. Bana dekontları attılar. Bu parayla hiç kimsenin geçinme imkanı bulması söz konusu değil. Belki sadece elektrik parasına bile yetmeyecek bir ücrettir. Diyorlar ki: 'Ya bu parayı da bizden alın, istemiyoruz, biz sadaka peşinde değiliz ya da maişetimizi sağlayabileceğimiz doğru dürüst bir maaş statüsüne çekilsin, kimse bizimle alay etmesin.' Böyle bir talep de söz konusu." şeklinde konuştu.

“Halen sağlık imkanlarına hiç ulaşılamaması çok ciddi bir sıkıntı”

Başaran köyündeki sorunlara da değinen Demir, "Birçok köyün merkezinde yer alan stratejik bir noktadadır. 2-3 bin nüfusu var, çevredeki köyler ve öğrencilerle birlikte belki 10 bin kişilik bir alandan söz ediyoruz, 10 bin kişinin yaşadığı bir bölgeden söz ediyoruz. Burada sağlık ocağı yok. Sağlık ocağının yerini dahi vermek istiyorlar. Tehlikeli durumlarda, ani hastalıklarda, kış şartlarında özellikle sağlık imkanlarına, doktora ulaşma imkanının oluşturulmasını, burada bir sağlık ocağı inşa edilmesini, faaliyete geçirilmesini istiyorlar. Bütün müracaatları havada kalmış. Bir kez daha bizim vesilemizle de ifade ettiler. Biz de sizin vasıtanızla Başaran köyünün sağlık ocağı talebini ifade etmiş olalım ki bu çağda böyle bir coğrafyada halen sağlık imkanlarına hiç ulaşılamaması çok ciddi bir sıkıntı, aslında hepimiz açısından bir ayıp." ifadelerine yer verdi.

“İnsanımızın Güneydoğu'ya seve seve gidip hizmet etme ortamının oluşturulması lazım”

Bölgede görev yapacak memurlara farklı imkanlar sağlanması gerektiğini aktaran Demir, "İfade ettiğim gibi o bölgeye memur, öğretmen, imam, sağlık personeli, doktor gönderme şu anda çok ciddi bir sıkıntı. Memurların oraya gidip insanlarımıza hizmet edebilmesi için farklı şartların, farklı ortamın oluşması lazım. Hayat şartlarının düzeltilmesi lazım, imkanların arttırılması lazım. Bununla birlikte oraya gidip hizmet verecek olan öğretmenlere, memurlara, sağlık personellerine pozitif bir ayrımcılık yapılarak ya maaşlarının daha fazla arttırılması ya da teşvik edici unsurların ön plana çıkarılarak insanımızın oraya seve seve gidip hizmet etme ortamının oluşturulması lazım. Bu da çok ciddi, çok önemli bir sıkıntı, bir talep, bir ihtiyaç." dedi.

“Bizim yollarımız yok, tarlalarımıza ulaşamıyoruz, meralarımıza ulaşamıyoruz”

Demir, "Yine o bölgenin sorunlarından bir tanesi belki 30-40 yıldır insanlar malum meralarına, tarlalarına gidemiyorlardı, hayvanlarını çıkaramıyorlardı. Bu ortam şu an için oluşmuş. İnsanların kendi meralarına, kendi orman bölgelerine, kendi tarlalarına ulaşma imkanı var ama neredeyse tamamında, neredeyse bütün köylerde önümüze çıkan bir sorun olarak: Bizim yollarımız yok, tarlalarımıza ulaşamıyoruz, meralarımıza ulaşamıyoruz. O ulaşım imkanlarının oluşturulması, o yolların açılması talebi söz konusu ve bu gittiğimiz her köyde önümüze çıkan bir durum olarak ifade etmek istiyorum." ifadelerini ekledi.

“İnsanlarımızın yaşam standartlarının yükseltilmesi anlamında çok ciddi yatırımlara ihtiyaç duyuluyor”

Son olarak Demir, "Orada yaşayan insanlarımızın yaşam şartları çok ciddi anlamda sıkıntılı. Altyapı-üstyapı anlamında ciddi sıkıntılar var, insani anlamda ciddi ihtiyaçlar var, hizmet görme noktasında çok ciddi eksiklikler var. Oradaki insanlarımızın yaşam standartlarının yükseltilmesi anlamında çok ciddi yatırımlara ihtiyaç duyuluyor, istihdama ihtiyaç duyuluyor, altyapı-üstyapı sorunlarının tamamlanmasına, oraya bir pozitif ayrımcılık uygulanması yapılmasına ihtiyaç var. Ümit ederiz ki bu süreçten sonra yetkililerimiz o bölgeye biraz daha eğilir ve bu sorunları çözerler." diye konuştu.