Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 90,7'si mesleğe başladıkları döneme göre otoritelerinin zayıfladığını düşünüyor.
Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM), Türkiye'deki devlet okullarında güvenlik koşullarını, akran zorbalığını ve öğretmenlerin sınıf yönetiminde karşılaştığı sorunları ele alan kapsamlı araştırmasının sonuçlarını paylaştı.
“Güvenli Okul ve Akran Zorbalığı: Türkiye'de Mevcut Durum, Risk Faktörleri ve Politika Önerileri” başlıklı çalışmaya 3 bin 198 öğretmen, 2 bin 315 öğrenci ve 2 bin 280 veli olmak üzere toplam 7 bin 793 kişi katıldı.
Araştırma kapsamında öğretmenlerden Türkiye'nin 81 ilinde, velilerden 75 ilde, öğrencilerden ise 61 ilde veri toplandı.
Okullarda Güvenlik Algısı Beklenen Düzeyde Değil
Araştırmada okul güvenliğine ilişkin algı beş puan üzerinden değerlendirildi.
Öğretmenlerin okul güvenliği algısı 3,48, velilerin 3,38 ve öğrencilerin 3,24 olarak ölçüldü.
Katılımcı grupları arasında en düşük güvenlik algısının öğrencilerde görülmesi, okul ortamında kendilerini ne ölçüde güvende hissettikleri konusunu yeniden gündeme taşıdı.
Öğretmenlerin Yüzde 90,7'si Otoritesinin Zayıfladığını Düşünüyor
Çalışmanın öne çıkan sonuçlarından biri öğretmen otoritesine ilişkin değerlendirmeler oldu.
Öğretmenlerin yüzde 90,7'si mesleğe ilk başladıkları döneme kıyasla sınıf içerisindeki otoritelerinin azaldığını belirtti.
Buna karşılık öğrencilerin yüzde 71,8'i, velilerin ise yüzde 86'sı öğretmenlerin sınıfta disiplinli bir tutum sergilemesini gerekli buluyor.
Disiplin yönetmeliğinin yeterliliği beş üzerinden 2,53 puan alırken, caydırıcılığına verilen puan 1,98'de kaldı.
Bu sonuçlar, araştırmaya katılan öğretmenlerin zorbalık ve disiplin sorunlarıyla mücadelede daha güçlü kurumsal destek beklentisi içerisinde olduğunu gösteriyor.
Öğrenciler Arasında Hakaret ve Alay Yaygın
Akran zorbalığına ilişkin verilerde sözlü davranışlar dikkat çekti.
Öğrencilerin son altı aydaki deneyimlerine göre yüzde 18,1'i ayda bir veya iki kez, yüzde 10,5'i haftada bir veya iki kez, yüzde 10,2'si ise neredeyse her gün hakaret ya da alayla karşılaştığını bildirdi.
Araştırma, akran zorbalığının yalnızca fiziksel davranışlarla sınırlı olmadığını, sözlü saldırıların da öğrencilerin okul yaşamında önemli bir sorun oluşturduğunu ortaya koydu.
Velilerin Yüzde 88'i Siber Zorbalık Durumundan Habersiz
Dijital ortamların öğrencilerin yaşamındaki yeri de araştırmada incelendi.
Katılımcı öğrencilerin yüzde 69,9'unun akıllı telefona, yüzde 58,8'inin ise kendilerine ait sosyal medya hesabına sahip olduğu belirlendi.
Öğrencilerin yüzde 7,2'si son altı ay içerisinde sosyal medya veya diğer dijital platformlarda hedef alındığını bildirdi. Günlük ekran süresi dört saati aşan öğrencilerde bu oran yüzde 14,9'a yükseldi.
Velilerin yüzde 88'i ise çocuklarının siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediğini ifade etti.
Her Beş Öğrenciden Biri Bildirim Yapmaktan Vazgeçti
Araştırmanın dikkat çekici bir diğer sonucu, zorbalık olaylarının okul yönetimine bildirilmesiyle ilgili oldu.
Öğrencilerin yüzde 24,8'i son bir yıl içerisinde kendisi veya başka bir öğrenci adına zorbalık bildiriminde bulunduğunu açıkladı.
Yüzde 21,1'i ise bildirimde bulunmayı düşündüğü hâlde bundan vazgeçti.
Bu kararda okulun yeterli müdahalede bulunmayacağı endişesi ve olayın daha da kötüleşebileceği korkusu etkili oldu.
Eğitim-Bir-Sen'den Güçlü Okul Güvenliği Sistemi Çağrısı
Eğitim-Bir-Sen, araştırma bulgularının ardından akran zorbalığıyla mücadelede yalnızca cezalandırmaya dayanan bir yaklaşım yerine önleyici ve koruyucu uygulamaların güçlendirilmesini önerdi.
Sendika; öğretmenlerin sınıf yönetimindeki yetkinliğinin desteklenmesi, güvenilir şikâyet ve bildirim kanallarının oluşturulması, zorbalığa maruz kalan öğrencilerin korunması ve aile-okul iletişiminin geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Ayrıca rehberlik hizmetlerinin önleyici çalışmalara ağırlık vermesi, okul sosyal hizmeti sisteminin kurulması ve akran destek programlarının yaygınlaştırılması önerildi.
Eğitim-Bir-Sen, konuya ilişkin yaklaşımını şu ifadeyle özetledi:
“Bizim yaklaşımımız daha fazla ceza vermek değil, daha güçlü bir sistem kurmaktır.”
Araştırma, okul güvenliğinin yalnızca disiplin uygulamalarından ibaret olmadığını; öğretmen, öğrenci, veli ve okul yönetiminin birlikte hareket ettiği kapsamlı bir destek sistemine ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor.