ABD’nin New York Times gazetesi, bugün yaklaşık 50 ABD Genelkurmay Başkanlığı mensubunun, İran savaşı nedeniyle ABD mühimmat stoklarında yaşanan ciddi azalmaya ilişkin bilgilerin basına sızdırılması üzerine yalan makinesi testinden geçirildiğini ortaya çıkardı.
Gazete, uygulama hakkında bilgi sahibi yetkililere dayandırdığı haberinde müfettişlerin Genelkurmay Başkanlığındaki askeri yetkililere ve sivil çalışanlara gizli bilgileri basına açıklayıp açıklamadıklarını ve özellikle mühimmat stoklarındaki azalmaya ilişkin bilgi verip vermediklerini sorduğunu aktardı.
New York Times, yalan makinesi testlerinin uzun menzilli füzeler ile Patriot önleme füzelerinin de aralarında bulunduğu kritik mühimmat stoklarındaki azalmayı konu alan haberlerin ardından, geçen ağustos ayında gerçekleştirildiğini belirtti.
Gazeteye konuşan ve soruşturmanın ayrıntıları hakkında bilgi sahibi olan kişiler, bu “güç gösterisinin” yalnızca bilgileri sızdıran kişilerin kimliğini ortaya çıkarmayı değil, gelecekte bilgi sızdırmayı düşünebilecek herkesi korkutmayı da amaçladığını söyledi.
Gazete, Pentagon Sözcüsü Sean Parnell’in konuya ilişkin, “Bakanlık, kişisel meseleler veya kurum içi soruşturmalar hakkında yorum yapmaz. Ancak gizli ulusal güvenlik bilgilerinin sızdırılmasını son derece ciddiye alır ve buna göre soruşturma yürütür.” sözlerini aktardı.
Parnell, gizli bilgilerin güvenliğinin sağlanmasının ABD’nin güvenliğini ve dünyanın farklı bölgelerinde konuşlandırılan Amerikan güçlerinin emniyetini korumak açısından hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.
Ancak New York Times, soruşturmanın kapsamının benzeri görülmemiş nitelikte olduğunu belirtti. Gazeteye göre modern tarihte ABD ordusundaki üst düzey subaylara daha önce toplu şekilde yalan makinesi testi uygulanmadı.
New York Times’a konuşan ve 2000-2002 yılları arasında ABD Donanmasının en kıdemli askeri hukuk yetkilisi olarak görev yapan emekli Amiral Donald Guter, “Yalan makinesinin bu kadar geniş ölçekte veya böylesine yüksek rütbeli yetkililer üzerinde kullanıldığına hiç tanık olmadım.” dedi.
Guter, bu uygulamayı kendi tecrübesi açısından “benzeri görülmemiş” olarak nitelendirdi.
Gazete, söz konusu adımın birçok medya kuruluşunun İran savaşının mühimmat stokları üzerindeki yıpratıcı etkisine ilişkin ayrıntıları açıklaması ve ABD yönetimi içindeki çatışmanın stratejik gidişatına yönelik kaygılar hakkında haberler yayımlamasıyla aynı döneme denk geldiğine dikkati çekti.
New York Times, ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetimindeki yetkililere, bilgileri sızdıran kişilerin peşine düşmeleri için baskı yaptığını yazdı. Trump’ın yetkisiz bilgi akışını durdurmaya çalışmakla yetinmediği, ABD’nin İran savaşını yönetme biçimini ve mühimmat sıkıntısını eleştiren haberleri “ihanet” olarak nitelendirdiği belirtildi.
Gazete, sızıntıların Pentagon içinde derin bir güvensizlik ve şüphe ortamını yoğunlaştırdığını aktardı. Mevcut ve eski yetkililer, Savaş Bakanı Pete Hegseth’in çevresinde dar bir sadıklar grubu oluşturarak bu atmosferi körüklediğini savundu.
New York Times, Hegseth’in göreve gelmesinden bu yana en az 80 general, amiral ve diğer yetkilinin görevden alınması veya terfilerinin dondurulması yönünde girişimde bulunduğunu bildirdi.
Savaş Bakanlığının, Hegseth’in liderlik tarzına ilişkin basında çıkan haberler üzerine geçen yılın başından bu yana çok sayıda bilgi sızıntısı soruşturması yürüttüğü belirtildi.
Bununla birlikte Hegseth, geçen yıl Signal uygulamasındaki bir grup üzerinden Yemen’e yönelik saldırılar hakkında hassas bilgiler paylaşması nedeniyle eleştirilmişti.
Son haftalarda birçok ABD medya kuruluşu, İran savaşının kritik silah stoklarını, özellikle uzun menzilli güdümlü füzeler ile hava savunma önleme füzelerini tüketmesi nedeniyle Pentagon içinde kaygıların arttığını bildirdi.
Washington Post, askerî komutanların savaşın uzamasının Amerikan güçlerinin hazırlık düzeyi ve dünyanın diğer bölgelerinde ortaya çıkabilecek krizlerle mücadele kapasitesi üzerindeki etkileri konusunda uyarıda bulunduğunu aktardı.
Kullanılan mühimmatın gerekli hızda yerine konulmasının zor olması ve savunma sanayisinin sınırlı üretim kapasitesi, bu endişelerin temel nedenleri arasında gösterildi.
Haberlerde, Washington’ın müttefiki olan ülkelerdeki yetkililerin de ABD stoklarının tükenmeye devam etmesinin, özellikle hava savunma sistemleri olmak üzere kendilerine ayrılan silah tedarikini etkileyebileceği yönündeki uyarılarına yer verildi.
Bu durumun ABD’nin diğer bölgelerdeki güvenlik taahhütlerini yerine getirme kapasitesini sınırlandırabileceği ifade edildi.
Söz konusu uyarılar, ABD’nin askerî sanayi altyapısının üretimi artırma kapasitesine ilişkin Kongrede tartışma başlattı. Trump ise endişeleri küçümseyerek ülkesinin dünyadaki diğer bütün ülkelerden daha fazla mühimmata sahip olduğunu savundu.