Abone Ol

Gazze Yıkıldı Batı Şeria Yıkılıyor Ders Kitaplarından Filistin Çıkarılıyor! FİLİSTİN’İ “SİLME” GİRİŞİMİ

İşgal altındaki Batı Şeria’da silahlı siyonist grupların saldırıları, ev ve geçim kaynaklarına yönelik yıkımlar, toprak gaspları ve askeri baskınlar hız kesmeden sürerken; Donald Trump’ın Barış Kurulu’nun da Filistin Yönetimi’nden ders kitaplarındaki “Filistin” adını çıkararak yerine “Samiriye” ifadesini kullanmasını istediği öne sürüldü.

Gazze Yıkıldı Batı Şeria Yıkılıyor Ders Kitaplarından Filistin Çıkarılıyor! FİLİSTİN’İ “SİLME” GİRİŞİMİ

Siyonist yerleşimcilerin işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere ve topraklarına yönelik saldırıları sürüyor. Ramallah’ın kuzeydoğusundaki El-Muğayyir köyüne işgal güçlerinin koruması altında düzenlenen saldırıda 19 yaşındaki Ömer Muhammed Naci Nasan ile 16 yaşındaki Halil Rasim Ebu Aliya şehit oldu.

Filistin Kızılayı, ekiplerin boynundan gerçek mermiyle vurulan bir genç ile sırtından vurulan başka bir gence müdahale ettiğini, iki gencin de daha sonra şehit olduğunu açıkladı.

SİYONİSTLER KÖYDEN KOYUN ÇALDI

El-Muğayyir Köy Meclisi Başkan Yardımcısı Marzuk Ebu Naim, saldırının yerleşimcilerin köydeki koyunları çalmasının ardından başladığını söyledi. Olay üzerine çıkan çatışmalarda iki Filistinli genç işgal güçlerinin açtığı ateş sonucu şehit oldu.

Görgü tanıkları, silahlı siyonist işgalci gruplar köy sakinlerine saldırırken israil güçlerinin El-Muğayyir’i tamamen kuşatma altına aldığını aktardı. Köyün yıllardır neredeyse her gün işgalci saldırılarına maruz kaldığı, halkın tarım arazilerine ulaşmasının da engellendiği belirtildi.

KUYULAR VE SERALAR YIKILDI

Ramallah’ın doğusundaki Burka köyünde siyonist işgalciler, sabah saatlerinde boşaltılan yasa dışı yerleşim noktasına yeniden çadır kurdu. El Halil’de ise israil güçleri Beyt Ummar beldesinde dört artezyen kuyusu ile seraları yıktı.

Selfit’in batısındaki Deyr Ballut beldesinde Belediye Başkanı Cihad Kasım ile üç Filistinli tarım arazilerinde esir alındı. Tubas’ta da yerleşimciler, Kuzey Yarza bölgesinde Filistinlilere su sağlayan hatlara zarar verdi.

HAMAS’TAN DİRENİŞ ÇAĞRISI

Hamas, El-Muğayyir şehitleri için yayımladığı taziye mesajında, işgal ordusunun koruması altındaki silahlı işgalci saldırılarının Filistin halkını ve topraklarını hedef alan sistematik bir politikanın parçası olduğunu belirtti.

Açıklamada Filistinlilere birlik olma, saldırılara karşı koyma ve toprakları koruma çağrısı yapılarak zorunlu göç, yerleşim ve ilhak planlarının engellenmesi istendi.

BATI ŞERİA’YI RESMEN YIKIYORLAR

Soykırımcı israilin işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere ait ev ve tesislere yönelik yıkım faaliyetleri artarken, uygulamaların Oslo Anlaşması uyarınca Filistin’in sivil yönetiminde bulunan A ve B bölgelerine de yayıldığı belirtiliyor.

Yıkım politikasının sahada yeni bir durum oluşturmayı, yasa dışı yerleşimleri genişletmeyi ve Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltmayı amaçladığı ifade ediliyor. israil seçimleri öncesinde hız kazanan uygulamaların, gelecek hükümetin geri döndürmekte zorlanacağı kalıcı sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Nablus’ta üç ailenin yaşadığı ve yaklaşık 400 bin dolar değerinde olduğu belirtilen üç daireli bir ev, 2021’den bu yana sürdürülen hukuki girişimlere rağmen bu yılın başında yıkıldı. Ev sahipleri, bölgelerinin yoğun nüfuslu ve israil yerleşimleri ile çevre yollarından uzak olmasına rağmen yıkımın gerçekleştirildiğini bildirdi.

Beytüllahim’in güneydoğusundaki El-Minye köyünde de 70’li yaşlarındaki bir çiftin yaşadığı 150 metrekarelik ev, mahkeme kararı bulunmadığı belirtilmesine rağmen “ruhsatsız yapı” gerekçesiyle tamamen yıkıldı. israil güçlerinin ev sakinlerinin eşyalarını çıkarmasına izin vermediği, yakındaki diğer aile üyelerinin evlerinin de yıkılmasından endişe edildiği aktarıldı.

AMAÇ KALICI BİR DURUM OLUŞTURMAK

Filistinli uzmanlar, yıkım emirlerindeki artışın israil seçimleri öncesinde sahadaki yerleşim politikasını kalıcılaştırma amacı taşıdığı görüşünde. Yıkılan yapılar ve genişletilen yerleşim alanlarının, seçimlerden sonra göreve gelecek hükümet için değiştirilmesi zor bir fiilî duruma dönüşebileceği belirtiliyor.

Yıkımların C bölgelerinin yanı sıra Filistin Yönetimi’nin ruhsat verme yetkisine sahip olduğu A ve B bölgelerinde de uygulanması, Oslo Anlaşması’yla tanınan yetkilerin aşındırılması olarak değerlendiriliyor.

YIKIM EMİRLERİNDE KESKİN ARTIŞ

Geçmiş yıllarda Batı Şeria genelinde yılda ortalama 100 ila 120 yıkım emri kaydedilirken, yalnızca ağustos ayının ilk 26 gününde B ve C bölgelerinde 78 yıkım emri verildiği bildirildi.

Yıkımlarda Ürdün döneminden kalan Köy ve Şehir Planlama Yasası ile soykırımcı israil ordusunun çıkardığı askeri emirlerin kullanıldığı belirtiliyor. İnşaat ruhsatlarının imar planlarına bağlandığı ancak Filistin yerleşimlerine ait imar planlarının büyük ölçüde reddedildiği ifade ediliyor.

Filistinlilerden ayrıca arazinin bütün ortak sahiplerinin onayını almaları, ortak mülkiyeti sona erdirmeleri ve ayrıntılı planlar hazırlamaları isteniyor. Ailelerin bir bölümünün ülke dışında yaşaması ve bürokratik şartların ağırlığı, bu koşulların karşılanmasını çoğu zaman imkânsız hâle getiriyor.

YETKİ ALANLARI GENİŞLETİLDİ

2018 yılında çıkarılan 1897 sayılı askeri emir kapsamında; çevre yollarının, israil yerleşimlerinin veya askeri kampların yakınında bulunan ya da planlanması zor kabul edilen Filistin yapılarının yıkılmasının önü açıldı.

2021’de çıkarılan ve “yıkım niyeti” olarak adlandırılan başka bir askeri emir ise bir güvenlik projesini etkilediği ileri sürülen yapıların A veya B bölgelerinde bulunsa dahi yıkılmasına imkan tanıyor.

Bu kapsamda duvar, yol, askeri kamp veya yerleşim projelerinin yakınındaki Filistin yapılarına yönelik yıkım kararları “güvenlik” gerekçesiyle uygulanıyor.

TARİHİ ESERLER DE GEREKÇE GÖSTERİLİYOR

Soykırımcı israilin tarihi ve arkeolojik alanları da yıkım gerekçesi olarak kullandığı belirtiliyor. İngiliz manda dönemine ait kayıtlarda Batı Şeria genelinde on binlerce bölgenin tarihi alan veya eski uygarlıklara ait kalıntıların bulunduğu yerler olarak sınıflandırıldığına dikkat çekiliyor.

Bu geniş sınıflandırmanın, binlerce Filistin arazisinin kontrol altına alınması ve bu bölgelerdeki yapıların yıkılması için kullanılabileceği ifade ediliyor.

2026’DA 1.059 YAPI YIKILDI

Açıklanan verilere göre israil makamları, 2026’nın başından bu yana Batı Şeria’da Filistinlilere ait toplam 1.059 yapıyı yıktı. Bunların 266’sını kullanılan konutlar, 66’sını boş yapılar, 290’ını geçim kaynağı niteliğindeki işletmeler ve 360’ını tarımsal yapılar oluşturdu.

Barınma, üretim ve temel geçim imkanlarıyla doğrudan bağlantılı yapıların toplam yıkımlar içindeki payının yaklaşık yüzde 93 olduğu kaydedildi.

B bölgelerinde 2025 yılında 18 yapı yıkılırken, bu sayı 2026’da 44’e yükseldi. Böylece bu bölgelerdeki yıkımlarda yaklaşık yüzde 144 artış yaşandı.

Yıkım politikasının yalnızca binaları değil, ailelerin barınma güvenliğini, gelir kaynaklarını ve topraklarında yaşamayı sürdürme imkanlarını da hedef aldığı belirtiliyor. Uygulamaların Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltarak zorlayıcı bir göç ortamı oluşturduğu ve bölgenin coğrafyasını yerleşim projeleri doğrultusunda değiştirdiği değerlendiriliyor.

BİR AYDA 8 BİN 871 İHLAL

Filistin Bilgi Merkezi “Mu’ta”, işgal güçleri ve yerleşimcilerin geçtiğimiz ağustos ayında işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik 8 bin 871 ihlal gerçekleştirdiğini belgeledi. Bu rakamın, farklı kentlerdeki saldırılar ile askeri ve yerleşim faaliyetlerinin arttığına işaret ettiği belirtildi.

Merkez, ihlaller arasında yerleşimcilerin Filistin köy ve beldelerine yönelik doğrudan saldırılarının yanı sıra askeri baskınlar, ev ve mülklere düzenlenen operasyonların da bulunduğunu açıkladı. Bu saldırılar sırasında çatışmaların yaşandığı; arazilerin tahrip edildiği, ana girişlerin ve tali yolların kapatıldığı kaydedildi.

Mu’ta, ay boyunca en fazla ihlalin Nablus, Cenin, Tulkerim ve Ramallah’ta kayıtlara geçtiğini bildirdi. Bu kentlerde halka, mülklerine ve topraklarına yönelik baskın ve saldırıların devam ettiği belirtildi.

Merkez, saldırıların yerleşim planları ve ağırlaştırılan askerî tedbirlerle eş zamanlı olarak sürdüğüne dikkat çekti. Bu durumun Filistinlilerin hareket özgürlüğüne getirilen kısıtlamaları ağırlaştırdığı ve köyler ile beldeler üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi. Söz konusu uygulamaların sahada yeni fiili durumlar oluşturmayı amaçladığı vurgulandı.

BARIŞ KURULU DA MASADA FİLİSTİN’İN ADINI SİLMEK İSTİYOR

Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair’in, Donald Trump’ın Barış Kurulu tarafından Filistin Yönetimi’nden (FY) okul kitaplarında geçen “Filistin” kelimesini Yahudilerin kullandığı “Samiriye” adıyla değiştirmesini istemek üzere görevlendirildiği öğrenildi.

1998-2003 yılları arasında İngiltere’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi olarak görev yapan Jeremy Greenstock, Middle East Eye’a (MEE) yaptığı açıklamada, Blair’in Filistin Yönetimi üzerinde baskı kurmaya çalıştığını söyledi. Greenstock’a göre Blair, Filistin Yönetimi’ne, Barış Kurulu tarafından israille Gazze’deki savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varabilecek kapasitede görülmek istiyorsa “Filistin” kelimesinin ders kitaplarından çıkarılması gerektiğini iletti.

David Hearst Podcast’e kapsamlı bir röportaj veren Greenstock, bu talebin Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas tarafından reddedildiğini söyledi.

Greenstock ayrıca eski amiri Blair’in, Gazze’nin savaş sonrası yönetimini Barış Kurulu adına denetleme görevinde “zorluklar” yaşadığını ifade etti.

Greenstock, bakan düzeyindeki bir kaynaktan aldığını belirttiği bilgiyi şöyle aktardı

“Anladığım kadarıyla kısa süre önce Barış Kurulu tarafından Ramallah’a gitmesi ve Filistinlilerden, 7 Ekim’den sonra başlayan mevcut çatışmayı sona erdirmek üzere israille anlaşabilecek kapasitede bir taraf olarak Barış Kurulu tarafından kabul edilmek istiyorlarsa, Filistin eğitim müfredatında ‘Filistin’ kelimesine yapılan bütün atıfları kaldırmalarını istemesi talep edildi.”

Greenstock, “Başkan Mahmud Abbas, böyle bir şeyi kesinlikle yapmayacağını söyledi” dedi.

Greenstock sözlerini şöyle sürdürdü

“Ancak Barış Kurulu’nun Filistin eğitim müfredatında böyle bir değişiklik yapılmasını isteyebilmiş olması bile bana bu kurulun hangi ilkelerle hareket ettiğini; adalet, hakkaniyet ve bütün bu meselenin tarihi konusunda nasıl bir anlayışa sahip olduğunu sorgulatıyor.”